Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1043
 

Kitle İmha Silahları: Eğitim Sistemleri

Kitle İmha Silahları: Eğitim Sistemleri
 

Eğitim konusuna ilgi duyanlar için mükemmel bir kitap daha, kitabın adı; Eğitim Bir Kitle İmha Silahı, Zorunlu Eğitimin Karanlık Dünyasında Bir Yolculuk. Kitabın yazarı otuz yıldan fazla eğitim camiasının bizzat içinde olan bir eğitimci; Jhon Taylor Gatto.

Daha önce benzer kitaplar okumuştum, ancak bu diğerlerine göre çok daha kapsamlı ve çok daha faydalı oldu benim için. Bu kitaba yakın başka kitaplar da okumuş birisi olarak; (Zorunlu Eğitime Hayır!, Okulsuz Toplum, Bırak Yürekleriyle Öğrensinler, Jhon Dewey, Dünya Okulu gibi) kitap bana son derece gerçekçi geldi.

Eğitim konusu ile neden, niçin sorularına dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok cevap verilebilir. Neden sonuç ilişkisi kurulabilir.

Ülkemizde de olduğu gibi birçok taraftar bulan görüş, okulların gerçekte yaratıcılığı tamamen yok edip itaat eden bireyler yetiştirmeye yararken, daha az eğitimli olanların patron koltuklarında cesaret gerektiren işlerde özgüvenle kendilerini temsil ettiklerini ve son derece başarılı olduklarını çevremizden de görebiliyoruz. Birçok ülkede o ülkelerin en tepesinde bulunan ticaret adamları, iş adamları, sanayiciler ilkokul hatta herhangi bir eğitim almadıkları görüldüğünde gerçekten de söz konusu eğitim özel olarak tüm dünyada sorgulanıyor, bizde ise işler biraz karışık!

Bizde işler karışık; aslında her zaman karışıktı. Bizim toplumumuzda gerçekten de kraldan çok kralcılar var. Bu herhalde bizim toplumumuzdan âlim kesiminin sahneden çekildiğinde dalkavuk zihniyetin hemen her yere çöreklenmesiyle açıklanabilir. Ancak bu durum günümüzün özel sorunu değil, binlerce yıllık çürümüşlük sorunundan ibaret bir karmaşa ortamı sunuyor. Toplum aslında olması gerektiği yeri asla layık görmüyor. Korku toplumu dün de vardı, ondan önceki gün de vardı, bundan yüz elli yıl önce de vardı. Fikirlerin özgürce tartışılamadığı ortamda cevaplar bulabilmek de her zaman zor olacaktır.

Sahtekârlar, eyyamcılar daha birçok kötü sıfata layık kişiler güç ve menfaatin olduğu yerlerden ayrılmazlar. Bu gücü kullanırlar. Sıfatlar işte çoğu zaman gerçek özneleri perdelemek için kullanılır.  

Kitabın yazarı resmi devlet ideolojisi ile eğitim yapılamayacağı faydadan çok öğrencilere zarar verdiğinde son derece ısrarlı.

Normalde okul ve belge gerekli olan sistemlerle sınırlandırılan yetenekler ve sınırlandırılan insanların gerçekte dört duvar arasına hapsedildiğini ve bu durumun ise aslında yaratıcılığı geliştirmek yerine tamamen öldürdüğünü savunuyor.

Zorunlu eğitime direnenlerin ise ordu birlikleri tarafından kuşatıldığını, Amerika’da zorunlu eğitim sistemine geçişten çok sonraları okuma yazma oranlarının düştüğünü dahası temel bilgilere dahi sahip olamadan mezun olanları sıralıyor. duruyor.

Resmi okulların yerini son yıllarda alan aile okullarının aldığını insanların sisteme olan güvenlerini kaybetmelerinden ötürü ev okullarını keşfedip, çocuklarını çok daha nitelikli yetiştirdiğine inandığı İngiltere, Kanada, İskoçya’da ve Amerika’da bulunan ailelere ithaf edilen kitap, standart okullarda standart görevleri yerine getiren tüm statik yapısıyla okullarla beraber, öğretmenleri de işsiz bırakacak bir kapı aralıyor.

Sistem başarılı olursa tüm öğretmen ve eğitim camiasının evrim geçirmesi gereği aşikâr. Yazar klasik okul sistemi içerisinde otuz yıl çalıştığını, zengin ve fakir kesimden birçok öğrenci, eğitimci ve idarecileri tanıdığı ve umudun bittiğini belirtiyor…

ÖĞRENCİLER ÇOK SIKILDIKLARINI VE DERSLERİ SON DERECE ANLAMSIZ, APTALCA VE GEREKSİZ BULDUKLARINI, GERÇEK İŞLER VE GERÇEK ŞEYLERLE UĞRAŞMAK İSTEDİKLERİNİ BELİRTTİĞİNİ SÖYLÜYOR.

Öğretmenlerin öğretme şevklerini ve bilgilerini zamanla yitirdiklerini, şevk eksikliği, enerji düşüklüğü ve sızlanmadan başka şeylere rastlanmadığını belirtiyor. Daima suçu öğrencilerde bulduklarını, öğrencilerin alacağı nottan başka bir şeyle ilgilenmeyen, kaba ve terbiyesiz öğrencilere ders vermek kimi niçin mutlu etsindi…

Suç kimdeydi…?

Yazar bu noktada suçun durumdan zevk almayı bilmeyen mızmızlanan herkesin suçlu olduğu iddiasını başından geçen olaylarla bağdaştırarak açıklıyor.

Gerçekten eğitilmek istenen kişinin okul eğitimi veya kendi ifadesiyle çocuksuluk eğitimi yerine çok daha gerçekçi eğitimler verebilirdik iddiasını, yineliyor. Uygulanan testler ve sınavlarla hemen hemen hiçbir gerçek sonuca ulaşılamayacağı ve bu durumun erkenden farkına varan öğrencinin nedenini bilmeden okuldan nefrete varan bir şekilde soğuduğunu normal eğitimde başarısız olanların ise şaşırtıcı olmayacak şekilde gerçek hayatta başarılı olduklarını kitabın birçok yerinde tekrarlıyor.

On iki yıl, dokuz ay, haftada beş gün, günde altı saat  süren ve on iki yıl sonunda gerçek hayata dair verdiği şeylerin neler olduğunu sorgulayan yazar hem sürenin fazla olduğu iddiasını, verdiğini iddia ettiği şeylerin de bu sürenin gerekçesi sayılmaması gerektiği iddiasıyla bir kez daha yineliyor.

Thomas Jefferson, Abraham Lincoln, George Washington, Benjamin Franklin hemen hiçbirisinin söz konusu eğitimden geçmemesine rağmen işler yolunda gitti iddiasında bulunuyor. Deneysel ve gerçek hayattan gerçek deneyimlerle öğrenen söz konusu kişiler az mı başarılıydı diye yineliyor.

Farragut amiral            Carneige, Rockefeller-Sanayici

Melwille, Twain-yazar   Edison – mucit

Margaret Mead akademisyen, Ariel Durant- Tarihçi

Zorunlu eğitim ısrarı yazara göre 19. Yüzyılda pençelerini attığı Amerika’da 1905-1915 yılları arasında bu emelinde başarılı olduğunun altını tekrar çiziyor…

Gatto H.L.Mencken’i kaynak gösterir ve şöyle der:  H.L.Mencken’e göre; “kamusal eğitimin esas amacının genç nesli bilgilendirmek veya onların zihinlerini aydınlatmak olmadığını, bundan daha büyük bir yalan olamayacağını zira kamusal eğitimin gerçek amacının standartlaştırılmış bir eğitim ile bireyi tehdit oluşturmayacak şekilde bir düzeye indirgeyerek, vatandaşlık öğretisi yaymak, başkaldırı ve özgünlüğü yok edip kişileri denetlenebilir seviyelerde tutmaktır tezinin son derece doğru bir yaklaşım olduğu iddiasında bulunur.

Amerikan eğitim sisteminde Prusya’nın izlerini süren Gatto asıl fikir babalarının katı Alman ideolojisine (Hegel) dayandırır.

Mevcut eğitim sisteminin Horace MANN’ın 1843 tarihli Massachusetts Eğitim Kuruluna “Yedinci Yıllık Rapor” Büyük Frederick’in topraklarına yazılmış bir methiye olduğunu ve başka yerlerde ise bundan daha da fazlasının olduğunu iddia ediyor.

Prusya modelinin amacının 1820’li yıllarda sahip olduğu amaçla aynı olduğu iddiasını Harvard’lı profesör Inglis’e dayandıran  Gatto köylülerle pazarlık masasında köylülerle işçilere söz hakkı tanıyan demokratik hareketi kontrol altına almaya yönelik 5. Kol hareketi olduğu iddiasında bulunur.

Gatto’ya göre söz konusu eğitimin

.Hizaya sokma işlevi

.Bütünleştirme işlevi

.Tanımlama ve yönlendirme işlevi

.Farklılaştırma İşlevi

.Seçme İşlevi

.Hazırlama İşlevi bulunmakta, söz konusu işlevlerin devlet örgütüne ve dolayısıyla devlet örgütünü ellerinde tutan güçlere hizmet etmeyi kolaylaştırmayı amaçladığı iddiasında bulunuyor.

Eğitimin planlayıcıları ve destekleyicileri arasında Carneige, Jhon D. Rockefeller, George Peabody gibi kişilerin desteklerinin sıradan sayılamayacağı iddiasını “Saklı Seçilmişler” adlı kitabında olduğu gibi Soner Yalçın’ın tezleriyle neredeyse birebir örtüştürüyor.

.Okullar bağımlı tüketiciler ortaya çıkarmak üzere tasarlanmıştır ve bu görevi mükemmel bir şekilde yerine getirir.

Okullarda bedeller peşin alınır ve seri üretime karşılık üretimden men edilen öğrenciler iyi bir pazardır.

.Tek tip, üniforma fark etmez, birbirinden etkilenme yaşının en fazla olduğu zamanlarda öğrenciler daha fazla yoksunluk ve eksiklik hissini yaşamaları için özellikle hazırlıksız ve altyapısızlar ise sadece tüketen ve asla mutlu olmayan bireyler olacaklardır ki bu sürekli, aktif bir pazardır.

Kitap modern okul sisteminin mantığının kısaca tüketici bireyler ve hizmetkârlar üretmekten ve gerçekte ailenin çocuk üzerindeki etkisini yok etmek istediğini yetkin akademisyenlerin açıklamalarına Carneige, Rockefeller vakıflarının başkanlarının açıklamaları ve desteklediği düşünce kuruluşları ile de birebir örtüştüğünü iddia ederek bu konuda ciddi anlamda fikirlerini bu minvalde konumlandırıyor.

Kitabın 38. Sayfasındaki “Terapist öğretmenler” bahsini okuyunca 1960’ların ortasından sonra Ford Vakfında pişirilip sunulan teoremlerin benzerliğinin aynılığın okuyucular farkına varacaktır ki; hedef belirlendikten sonra o amaca ulaşmak için bir sürü formlar ve bir sürü formalitelerin aslında kaynağını görmek bir kez daha üzücü bir şekilde kendini ortaya çıkarıyor ki;  hayıflanmaktan başka bir şey yapılamadığını, birçoklarının ise süslü cümleler ve parfüm kokuları arasında nelere neden alet olduklarını anlamadan devam etmeleri son derece üzücü…

1930’lardan sonrasında Amerikan askerleri arasında yapılan okur-yazarlık araştırmaları eğitim materyalleri daha da yenileştikçe, geliştikçe enteresan bir şekilde okuma yazma, anlama yetenekleri sürekli olarak düşüş göstermekteydi. 1930’larda 18 milyona test uygulanıyor,%96 çıkarken yaklaşık on yıl önce daha ilkel materyaller kullanılırken oran %98 lakin %96 oranının çıkmasından on yıl sonra okuryazarlık oranı askere başvurularda %81’edüşüveriyordu. Vietnam savaşı esnasında ise yapılan okuma yazma bilmeyenlerin oranı çarpıcı bir şekilde %18’den %27’ye çıkmış! Okullara harcanan para, eğitime harcanan para %350 arttığı halde düşen okuma yazma oranları ve analiz, muhakeme yeteneklerinde tersine artması gerekirken sürekli düşüş Gatto’ya göre görevin başarıyla yapıldığını açıklamaya yetiyor.

(Tıpkı bundan yirmi yıl öncesinde beşinci sınıfta çarpım tablosunu bilenlerin sayısının yirmi yıl sonra lise son sınıflar kadar iyi olmaları ve Türkiye’de olduğu gibi hızla düşmesi gibi.)

1910’larda bir işçinin alım gücünün 2000’li yıllarda işçinin eşinin de aktif çalışmaya başladığı halde iki çalışanın 1910’lardaki bir çalışana denk gelmemesi çocukların daha küçük yaşlardan başlamak üzere sistemin emanetine sunulmasının da sebepsiz olmadığını 7yaşa kadar yerleşen benliğin yerine ailenin devreden çıkarılarak yapay kişiliklerle doldurulması çizgi film, günümüz tablet ve internet oyunlarıyla birlikte bu ortak amaca hizmette kusur edilmediğini de aynı şekilde delillendiriliyor

Kitap sayısız şekilde sistemden mecburi veya zorunlu eğitim sisteminden kopanların gerçek deneyimleriyle hayattaki başarılarıyla oldukça geniş bir örneklemeler sunusu şeklinde devam ediyor. Kitabın tavsiye edilmesi oldukça önemli, oldukça isabetli bir karar. Lakin bu kitabı alan ve dikkatlice okuyanların dahası merak edip de diğer eserleri de okuma merakına kapılacakların anladıkları karşısında derin hayal kırıklığını tahayyül etmek mümkün değil.

İşin ilginç yanı, önerilen diğer kitaplar da aslında okullarda zamanın boşa geçtiğini öğretmenlerin bir nevi bekçi rolüne indirgendiğini, kötü alışkanlıkların ise çığ gibi arttığını haberlerle de kanıtlıyor. Öğretmenin kutsallığı ülkemizde tıpkı Amerika’da olduğu gibi öğrenci-öğretmen ilişkileriyle gündeme gelmeye devam ediyor. Öğretmeniyle birlikte olan öğrenciler, öğrencisiyle birlikte olan öğretmen haberleri Türk örf ve adetlerinde, Müslüman geleneklerinde hiç yeri olmadığı halde gündem olmaya, birebir Amerikan taklidi olma yolunda hızla ilerliyor. Ben bunların sebebini algılıyorum, anlıyorum da ya diğerleri de anlamaya başlarlarsa ne olacak?

Söz gelimi;

Cahil Hoca, Jacques Ranciere

Okulsuz Toplum, Ivan Ilich

Dünya Okulu-Salman Khan,

Emperyalizm Kıskacında Türk Eğitim Sistemi- Mustafa Fırat

Aptallaştıran Eğitim-Jhon Taylor Gatto

Eğitim Üzerine- Immanuel KANT

Alternatif Eğitim-Matt Hern

Veya; İlhan Başgöz’ün Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk adlı kitabından bir paragraf Kinyas Kartal’ın o zamanki TBMM’nin en yaşlı üyesi sıfatıyla yaptığı açıklamayı okusalar age 266-267.

Lakin okumayan bir toplum bağ kurmakta zorlanıyor ve bütünü algılamak yerine kendine bir ezilmiş edebiyatı yüklemediyse o zaman da kendini üst sınıflara mensup olduğunu düşünmek suretiyle ki bu kişiler biraz mevki ve biraz parayla zaten her şeyi biliyor ve asla burunlarından kıl aldırmazken söz konusu kesimle toplumun nispeten diğer kesimleriyle kopukluk o denli artmış durumda ki onlar toplumun en işe yaramaz kesimleri olduğunda Türkiye’de ve dünyada büyük değişimler yaşanacak. Söz konusu kesimle iletişim kurmak kesinlikle mümkün değildir, onlar her türlü eleştiriyi yaparlar cebimde para var, cümlesi ile “ellerim de ceplerim de boş” cümlesindeki de, da eklerinin nasıl yazılacağı konusundan bihaber yaşar ve hataları doğuştan yok hükmünde ve onlar hatalardan muaftırlar. O kişilerdir ki diğerlerini köpeklerinden dahi aşağı sınıf saymakta sakınca görmezler…

Eğitim Bir Kitle İmha Silahı- batı medeniyetini doğru anlamış kişilere çok şey anlatıyor. Ancak ikna olmak için özetlerle yetinmek yerine her meraklının kitapları birilerinden istemekten vazgeçerek satın alma yoluna giderse eminim ki; dipnotları ve dipnotlarda yazılan eserleri de okumak suretiyle ciddi bir araştırma uğraş ve arayışa en nihayetinde sonuç ya da sonuçlara ulaşacaktır. Bu şüphesiz sabır gerektirecek ve masraf yapmayı gerektiren bir uğraştır. Dipnotların bazılarını burada yazarak,

Christoper Larsh (The True and Only Heaven –Gerçek ve Tek Cennet)

Horace Mann

William JAMES

James Bryant Conant

Alexander Inglish

Hegel- Mantık

Andew Carneige, Jhon D. Rockefeller, George Peabody Ford Vakfı

Karl Marx

Lafargue Tembellik Hakkı, Sermaye Dini

Arthur Calhoun A Social History of the American Family

Darwin ve Galton bağlantıları, etkileşimleri

William Kilpatrick Education and the Social Crisis Eğitim ve Toplumsal Çöküntü

Herman  Joseph Muller

F. Scott Fitzgerald Muhteşem Gatsby

Orwell

Çan Eğrisi, The Bell Curve Charles Murray, Richards Hernnstein

William Tarrey Harris

Walt Whitman

H G Wells Zaman Makinesi

Adam Smith Milletlerin ZENGİNLİĞİ

İş İMPARATORLUĞU ANDREW CARNEGIE

Elwood  P. Cubberley

Thomas Hobbes Leviathan

Thomas Moore-Ütopya –Karmatiler Bağıntısı

Benedict Spinoza-Johann Fiche

Devam ediyor. Merak edenlerin mutlaka kitabı okumaları tavsiye edilir. Açık kaynaklardan öğrenilen ve günlük, anlık ihtiyaçlar dikkate alındığında alınan eğitim kalıcı olmakla kalmaz hayatın gerçeği oluverir.

“Formal eğitim deneylerinden birinde lise bitirme sınavlarında öğrencilere istedikleri kadar kağıt alabilecekleri söylenmiş ve çocukların çoğunun sadece bir sayfa doldurabildiği görülmüş. Kitap koskoca dört yıla karşılık bir sayfa diye bitiriyor cümlesini. Ne dramatik sahne…”     

 

Sonuçlar;

Okullarda en kesin sonuç, belirgin sonuçlar maddi çıkışlardır ve bu derhal olur. Öğrencinin bunu yıllar sonra geri kazandıracağının garantisi ise asla yoktur.

Okullar tüketici sınıf inşa eder, tüketim hemen gerçekleşir.

Okullar birçok gençte yetersizlik duygusunu tetikleme yeteneğine sahiptir, kontrol edilmezse ve doğru arkadaş çevresi yoksa bağımlılıklar başlar.

Kalıcı öğrenmelerin çoğu planlı öğrenme değildir. Yanlış olmakla birlikte şu anda yetişkinlerin tamamı daha lisedeyken ve 18 yaşına doğru arkadaşlarından ve çevrelerinden neler öğrendiklerini gözlerinin önüne getirebilirler.

Öğrenmeler plansız ve bilinçsiz yapıldığında planı olanlar lehinde değişimler olur.

Bedava ya da aşırı kazanç bir avcılık yöntemi tuzağıdır, unutulmasın ki her genç birçok bağımlılığa bedava ve bir kez deneyerek başlamıştır. Televizyon, cep telefonu ve internet her eğitimcinin dikkat etmesi gereken bir husustur ve bir eğitimci illa da öğretmen olacak diye bir kural yoktur. Tarihte halen en önemli eğitici anne ve babalardır.

Bilim dünyası, para kaynak olmadan yerinden kalkamayacak bir durumdadır. Çelişki ise burada başlar, fakirler parasızdır, bilimi doğrudan destekleme güçleri yoktur, olsa organizasyon yetenekleri son derece düşük olduğundan bilimsel çalışmalarda edilgen, çoğu zaman da kobay olarak rol alırlar. Bilimi parası olan finanse ettiği sürece, daha fazla para kazanma isteği kimseyi şaşırtmamalı, hayale kapılmasına sebep olmamalıdır. En azından mevcut medeniyet şekli, düzen etkin olduğu sürece.

Eğitim sınıf yaratma mücadelesi, çoğu zaman yapay belgeler üzerinden sınıflandırma yapılmasına neden olur. Bu çoğu zaman büyük yanılgıdır, taraflar bu durumu kabullendiği sürece sorun yoktur.

Günümüzün en etkin silahı medya ve reklam araçlarıdır ve bir nesnenin ne kadar yaygınlaşacağına bunlar karar verirler. Verilen karar yine çıkar odaklı olması kimseyi şaşırtmamalıdır, finansörler kar getirmeyen bir işe yatırım yapmazlar.

Akıllı yatırımcılar kısa vadeli karlar hedefleyerek yatırım yapmazlar. Eğitim de uzun vadeli ve sonuçları kişi ölene kadar devam edene kadar bir yatırımdır.

Tüketim alışkanlıkları belli olan kişinin ne kazandığının önemi yoktur, müsrif bir sanayici gibi nasıl olsa cüzdanını sabah olmadan pavyonda boşaltacaktır.

Okullar, dünyanın en modern üniversiteleri her yıl Nobel alan bilim adamlarını edebiyatçıları bünyelerinde bulundurabilirler ancak formal üniversitelerin hiç olmadığı zamanlardaki kadar toplumsal alana nüfuz eden filozoflar yetiştiremezler. Çünkü günümüz dünyasında kimin yetkin olduğuna yine aynı şekilde sosyal veya sosyal olmayan medya araçları karar verir.

Nobel’i çok da fazla abartman önce Nobel’i de doğru okumak gerekir.

En iyi fikir söylenenler değil, söylenmeyenler olabilir. Aksi olsaydı binlerce benzer özelliğini bir yana bırakan insan kendini kavun karpuz gibi sınıflandırmazdı.

Yasalar karşısında bilmiyordum şeklinde bir savunma geçersizdir. Aynı şey toplumsal yenilgilerde de fazlasıyla gerçektir.

 

 

(1)      http://yakintarihimiz.org/egitim-milli-egitim-mufredatimizi-bile-abd-hazirliyor-fulbright-egitim-komisyonu-daha-acisini-soyleyeyim-ataturkcu-ve-halkci-hukumetlerin-hicbirisi-bu-anlasmayi-ortadan-kaldirmayi-dusunmedi-bu.html

(2)     https://bozkurt-turk.blogspot.com.tr/2013/08/milli-egitimimiz-fulbright-anlasmas-ve.html

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2000
Toplam yorum
: 311
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 166
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster