Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
378
 

Kitlelerin psikolojisi

Kitlelerin psikolojisi
 

İnsanları bireysel olarak ele aldığımızda herkesin kendisine özgü bir kişilik yapısının olduğunu görmekteyiz. Kişiliğimizin bileşenleri yani karakter, huy ve mizacımız çeşitli etkenlerle etkileşim içine girerek gelişir. Her insanın kendine özgü bir kişiliği olduğunu kabul ettiğimiz gibi kişilerden oluşan bir kitlenin de kendine özgü bir psikolojisinin varlığını da göz önünde bulundurmalıyız. Bir anlamda kitle psikolojisinin ilgi alanı tek insanı; bir kabilenin, bir ulusun, bir sınıfın, bir kurumun üyesi ya da belli bir zamanda bir araya gelip bir amaç için kitlesel örgütlenmeye giden bir insan yığının parçası olarak ele alıp incelemektir.

Kitle psikolojisi çalışmalarının üstünde durduğu bazı sorular vardır bunlar; “ birey psikolojik kitle özelliği kazanmış bir topluluk içerisine karıştığı zaman nasıl olup beklenilenlere uymayan bir doğrultu izliyor? Buna göre ne anlam taşıyor kitle ve bireyin ruh yaşamını bu kadar derinliğine etkileme gücünü nerden alıyor? Kitlenin zorla bireyde sağladığı ruhsal değişimin iç yüzü nedir? Kuşkusuz bu üç sorudan en önemlisi üçüncü sorudur. Bu soruya yanıt aramadan önce kitle psikolojisinin tanımını da yapmak gerekir.

Psikolojik kitlede, kitleyi yaratan bireyler, ne türden olursa olsun yaşayışları, işleri, karakterleri ya da zekaları birbirine nedenli ayrılık gösterirse göstersin, kitlede geçirdikleri biçim değişikliğinden, yalnız bu nedenden dolayı kolektif bir ruh kazanır, bundan dolayı her biri kendi başınayken hissedeceği, düşüneceği ve davranacağından bir başka türlü hisseder, düşünür ve davranır. Öyle duygu ve düşünceler vardır ki, birbiriyle kaynaşarak bir kitle yaratmış bireylerde rastlanır ve sadece bu bireylerde eyleme dönüşür. Bir organizmadaki hücreler nasıl bir araya gelerek tek tek hücrelerdekinden apayrı bir özellik taşıyan bir varlık oluşturuyorsa, psikolojik kitlede bir an için birbirleriyle kaynaşmış heterojen öğelerin oluşturduğu geçici bir varlıktır

Bazen küçük gruplar psikolojik kitle haline gelebilirken bir tesadüf eseri toplanmış olan binlerce kişi psikolojik bir kitle oluşturamaz. Fakat planlanan bir toplantı olmamasına rağmen bir arada bulunan kalabalıklar çeşitli etkilerle psikolojik kitle haline gelebilirler. Psikolojik bir kitle oluşur oluşmaz geçici, fakat ayrılabilir ve belirlenebilecek özellikler kazanır. Bu genel karaktere kitleyi düzenleyen ve onun ruhi yapısını değiştirebilen özel karakterlerde katılır.

Kitleler tamamen bilinçaltı tarafından yönetilir. Eylemler beyinin kontrolünden çıkmıştır genellikle omuriliğin kontrolünde hareket ederler. Hareketleri normal görünmesine rağmen beyin kontrolünde olmadığı için kışkırtmalar doğrultusunda hareket eder ve karşı koyma yeteneği yoktur. Birey olarak kışkırtmaya direnebilecekken kitle halindeyken bu direnç yitirinilir. Tek başına olan bir adam bir sarayı ateşe veremeyeceğini, bir mağazayı yağmalayamayacağını bilir ve böyle bir şeye girişmek hemen hemen hiç aklına gelmez. Fakat bir kitleye bağlı olunca, çokluğun kendisine verdiği gücün farkına varır, cinayet veya yağmaya varacak şekilde telkinlere boyun eğer. Kitle halinde bulunan bir birey için imkansız diye bir şey yoktur. Kendilerine ustalıkla telkinde bulunulduğu zaman kitleler kahramanlığa, kendini fedaya yetenekli olurlar. Bu konuda yalnız başına bulunan bireyden daha yeteneklidirler. Kitle öldürme yangın ve her türlü cinayeti işlemeye kabiliyetli oldukları gibi fedakarlık ve sadakat isteyen eylemlerde de çok başarılıdır. Özellikle şan, şeref, din ve vatan duygularına hitap edilerek kitlelerden yardım beklenir.

Psikologlar ileri derece örgütlenmiş kitlelerin kontrol altında tutulabildiğini belirtmişlerdir. Bu örgütlenme esnasında uyulacak belli başlı ilkeler vardır. İlk temel koşul olarak kitlenin varlığında belli bir sürekliliğin bulunuşudur. Söz konusu koşul maddi yada biçimsel bir nitelik taşıyabilir; aynı bireyler uzunca bir zaman kitlede kalıyorsa maddidir, kitle içinde belli mevkiler doğmuş ve bunlar birbirinin yerini alan bireylerce elde tutuluyorsa biçimseldir. İkinci koşul kitlenin içyüzü, fonksiyonu, gördüğü işler ve kendilerine yönelttiği istekler konusunda bireylerde belli bir tasarımın gelişmesi ve bunun sonucu kitlenin bütününe karşı duygusal bir ilişkinin doğmasıdır. Üçüncü koşul, bir kitleye ona benzeyen, ama birçok noktalarda ondan sapma gösteren başka kitleler arasında bir ilişkinin kurulabilmesi örneğin başka kitlelerle arada rekabet durumunun saptanabilmesidir. Dördüncü koşul, kitlenin birtakım gelenekleri ve kurumları elde bulundurması, bunların da daha çok bireylerin birbirlerine karşı ilişkilerinden kaynağı almasıdır. Beşinci koşul, kitle bireylerinin şahıslarına düşen işte bir hiyerarşinin oluşması, bunun da bir uzmanlaşma ve farklılaşma biçiminde kendini açığa vurmasıdır.

Freud çeşitli yapay kitlelerden bahsetmektedir. Yapay kitleleri dağılmaktan korumak ve yapısal değişikliklerden esirgemek için belli bir dış zorlamaya ihityaç vardır. Böyle bir kitleye katılıp katılmayacağı genellikle bireye sorulmaz ya da böyle bir katılma onun keyfine bırakılmaz; kitleden ayrılma yolundaki her girişim ise kovuşturmaya uğrar ya da şiddetle cezalandırılır, hiç değilse açık seçik belirlenmiş koşullara bağlıdır.

Yapay kitleye iyi bir örnek olarak ordu gösterilmektedir. Ordu yapı bakımından diğer yapay kitlelerden ayrılır. Ordu; aynı tip kitlelerin oluşturduğu basamaklardan doğmuş bir yapıya sahiptir. Her subay kendi birliğinin, her kıdemli erbaş kendi mangasının komutanı ve adeta babası gibidir, birlik mevcudiyetini onlardan alırcasına davranır. Psikologlar ordu içindeki astlarla, üstleri tarafından sevgiden uzak bir muamele gösterilmesinin orduda çözülmeye yol açtığı vurgulanmaktadır. Sevgin var olmadığı birliklerde askerler savaş esnasında ortaya çıkan nevrozlar sonucu kendilerinden istenenlere yapmaya yanaşmadıklarını tespit etmişlerdir.

Panik fenomeni de ordu gibi yapay kitleler için üstünde durulması gereken bir konudur. Paniğin doğması askeri birliğin dağılıp çözülmesine sebep olur. Paniğin karakteristik özelliği ise, artık üstlerin bir emrine kulak asılmaması, bireylerden her birinin ötekileri umursamaksızın kendi başının çaresine bakmak istemesidir. Bunun engellenmesi için kitle bireylerinin duygusal olarak kitle ruhuna bağlılığının artırılmasıdır, böylece savaşın buhranı esnasında cesaretle savaşabilecek birlik meydana getirebiliriz.

Kitlelerin psikolojisi, onların atılgan yapıları üzerine kanunların ve kurumların ne kadar az etki ettiğini ve kendilerine aktarılan düşüncelerin dışında yeni fikirlere sahip olmaya ne derece yeteneksiz olduklarını gösterir. Soyut bakış açılarından meydana gelen kurallar onları yönetmeye yetmez. Dinlerin ve imparatorlukların kurucuları, tanınmış devlet adamları, sivil toplum kuruluşları liderleri kitlelerin ruhları hakkında kesin bilgiye sahip psikologlardır. Psikolog olduklarını bilmeyen bu kişiler, kitlelerin ruhunu iyi tanıdıklarından, onlara kolaylıkla hükmetmişlerdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Böylesine geniş bir konuyu güzel bir yazı içinde yansıtabildiğin için tebrik edrim.

Hüseyin Seyfi 
 13.07.2008 22:38
Cevap :
teşekkürler..  14.07.2008 16:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 4735
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

1985 yılında Manisa'da doğdum, şu an Ankara'da çalışmaktayım, fotoğrafçılık, edebiyat, tarih ve psik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster