Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1735
 

Kıvanç Tatlıtuğ'un ve İlker Ayrık'ın kulakları çınlasın !..( Kulak çekmeli reklam )

Kıvanç Tatlıtuğ'un ve İlker Ayrık'ın kulakları çınlasın !..( Kulak çekmeli reklam )
 

Net'ten lıntı...


Kıvanç Tatlıtuğ, İlker Ayrık gibi önemli oyuncularımız, 'Tatlı paralar alarak' Makpank'ın 'Mıt İkizler' isimli reklamında oynamışlar.

Kıvanç Bey, toplamda 2 tirilyon neyim alacak diyorlar :)  Fena para değil.. Hani ya !..

Bana da teklif etseler oynamam demem...

Reklam, bir hayli keyifli başlıyor.

Yaklaşık altı aylık, iki afacan erkek bebek (Yeni doğmuş rolünde) yataklarında işeme gösterileri yapıyorlar... 

Biraz daha büyüyünce,orta okul sırasında 'Kopya eylemine ' teşebbüs etmekten dolayı, masum sarışın olanı, (Kıvanç Tatlıtuğ ) öğretmeni (?) tarafından, suç üstü yakalanıyor...

Buraya kadar tamam...

Zamanında biz de çok kopyalar çektik.... Hiç çekmedim diyen varsa sırtında yalan makinası yansın!..

Tokat da yedik... (Bir kez ) Kulağımız da çekildi...(3-5 kez )

Tokat atan öğretmenleri hiç hayırla yâdetmedim... Öğrenciye şiddet uygulamak bir çeşit sadizmdir...

Bizim, meşhur .'dayakçı dönem' kapandı derken, aradan  onlarca yıl geçmiş... Yine, yeniden 'nostaljik bir kulak eylemiyle ' karşılaşıyoruz...

Öğrenci, öğretmenini döverken...Hasta, doktoru nakavt ederken... Öğretmen, öğrencinin kulak zarını patlatırken... Kadına şiddet sürerken... Yemek zammını protesto eden fukara öğrenciler joplanıp tutuklanırken 'Eğitim camiasından' güzel haberler beklerken...

Reklama bakın !..

Kulak sündürme cezası...

Ülkemizde reklamların,aşırı tüketimde, yanlış beslenmede, savurganlıkta, şımarıklıkta ne denli etken olduğunu bilmeyenimiz yok !..

Eğitim kadar, denetim de şart !..

.........

Sadistten de eğitimci olmaz... Gerçek eğitimcilerimiz sayesinde bu günlere geldik..

Hayatta başarılı olmamamda, ailemin yanısıra, saygın öğretmenlerimin  payı çoktur.

.........

Reklamda,görünmeyen öğretmen (?)sarışın öğrencisinin kulağından öyle bir kavrıyor ki çocuk adeta havaya kalkıyor !..

Hangi çağdayız?.. Bu geriye gidiş nedir?.. Böylesine kulak çekilir mi?..

Bu ülkede, yıllardır kulak çekme,şiddet uygulama gibi  nedenlerle, öğrencisine psikolojik ve anatomik zarar veren onlarca eğitimci (?), yönetici (?) idari ve adli cezalara çarptırıldılar...

Milyarlık bedeller ödeyerek reklam hazırlayan koskoca bir bankanın yöneticileri hiç mi pedagojik, psikolojik danışmanlık hizmeti almazlar?..

Şimdi bu reklamı izleyen saf  çocuklar, uyduruk eğitimciler,''Bu sadist eylemin'' çok doğal olduğunu sanacaklar. Sonra ardından gelsin, silleler, şamarlar, tekmeler ha?..

Belki de bu yazıyı gereksiz bularak  beni kınayan 'Aklından zoru olanlar ' çıkacaktır..

Onlar: 'çağdaş' ise: ben 'çağdışı kalmışım '

Aşağıdaki, alıntı bilgiler, yedi yıl öncesi verileri açıklamaktadır..Son durumla ilgili anketlere ulaşamadım..Durumun hiç de iç açıcı olmadığı bir gerçek...

Allah akıl ve mantık versin !..

.............

''İlköğretim okulu öğrencilerinin en çok ''kulak çekme'', ''tahta sildirme'' ve ''ayakta tutma'' cezalarından şikayetçi oldukları, dayak olaylarının alt sosyoekonomik düzeylerdeki okullarda daha yaygın olarak görüldüğünü ortaya çıkardı. 

Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Alanlar Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Gümüş, İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Songül Tümkaya ve Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Turan Dönmezer tarafından, Adana'daki 12 ilköğretim okulunda, 868 öğrenciyleyapılan araştırma sonucu, öğrencilerin en çok ''kulak çekme'', ''tahta sildirme'' ve ''ayakta tutma'' cezalarından şikayetçi olduklarını belirledi. 

Araştırmaya göre, okullarda, yasaklama ve yoksun bırakma uygulamalarına yaygın olarak rastlanıyor veöğrencilerin yaklaşık yüzde 50'si bu tür davranışlarla karşı karşıya geliyor. 

''Kötü bir davranış yaptıklarında okulda kendilerine ne yapıldığı' konusundaki  soruya, öğrencilerin yüzde 50'si, bir çeşit ceza olarak nitelendirdikleri ''tahta sildiriliyor'' yanıtını verdi. ''Tahtayı sildirme'' tarzındakifiziki zorlamalar daha çok alt sosyoekonomik semtlerde rastlanırken, üst sınıf okullarda ise daha çok ''fazladan ders- ödev verme'' tarzı cezalandırmalar artış gösteriyor. 

Bu arada, öğrencilerin en çok ''kulak çekme'' davranışlarıyla karşılaştıkları, yüzde 37.8'i ''bazen'', 37.1'i ''hiç'', yüzde 10.1'i ''çoğunlukla'', yüzde 15'nin ise ''her zaman'' bu durumla karşılaştıkları belirlendi. 

''Tebeşir fırlatma'' davranışının neredeyse hiç yapılmadığı belirlenirken, dayakla hiç karşılaşmayan öğrencioranının ise okullara göre yüzde 35 ile 60 arasında değiştiği, ortalamasının ise yüzde 46.7 olduğu belirtildi. Sopa-dayak olaylarının da alt sosyoekonomik düzeylerdeki okullarda daha yaygın olarak görüldüğü ifade edildi. 
Araştırmada, öğretmenlerden aylık olarak en az bir kez dayak yiyenlerinin oranı yüzde 28.5'i bulurken, yüzde 45'inin son bir yıl içinde en az bir kez dayak yediği, buna karşın hiç dayak yemeyenlerinin oranının ise yüzde 36'da kaldığı saptandı.

FİZİKİ CEZA VE ENGELLEME 

Doç.Dr. Gümüş, ''okullarda olumlu tutum ve davranışların neredeyse istisnai düzeyde'' kaldığını belirterek, ''Öğrenciler pek çok fiziki ceza ve engellemeyle karşılaşmaktadır'' dedi. 

Gümüş, şunları kaydetti: 

''Okullarda kötü muamele, aşağılanma, yasaklama, yoksun bırakma, alaya alma ve küçük düşürme davranışları oldukça yaygındır. Hem öğretmenler, hem öğrenciler, okullarda dayağa çok rastlandığını ifade etmektedirler. Sonuçta, bütün çocuklar şiddete tanıklık etmekte, okullardaki bu disiplin anlayışı ve genel ortam daha çok öğrencinin olumsuz bir benlik tasarımı geliştirmesine yol açmaktadır. 
Öğrenciler kendilerini, aşağılanmış, tehdit edilmiş, reddedilmiş hissetmekte ve daha fazla içe kapanmakta ya da psikosomatik düzeye varan tepkiler göstermektedir. Sadece kendi benlik algıları değil, arkadaş ve aileleri önünde alay veya utanma-uzaklaşma durumuyla karşı karşıya gelmektedirler.'' 

Okullarda Tokat Yerine, Kulak Çekme Devri

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin öğrencilere uyguladıkları cezalandırma biçimlerini araştırdı. 1992’den 2006’ya kadar öğrencilerin karşılaştıkları öğretmen dayağının incelendiği anket çalışmasında, 1992’de öğrencilerin en çok karşılaştıkları bedensel cezalandırma biçiminin "tokat atma", 2006’da ise "kulak çekme" olduğu ortaya çıktı.  

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin öğrencilere uyguladıkları cezalandırma biçimlerini araştırdı. Buna göre tebeşir ve silgi fırlatma oranlarında artma; başını duvara ve sıraya vurma, çok şiddetli dövme, kafa kafaya tokuşturma, ayakta durdurma, yumruk atma, cetvelle vurma uygulamalarında da azalma olduğu saptandı. İlköğretim ve lise öğrencilerinin eğrenimlleri boyunca karşılaştıkları öğretmen dayağının nedenleri, biçimi ve sonuçlarının araştırıldığı ankette, 1992’den 2006’ya kadar elde edilen veriler karşılaştırıldığında, öğrencilerin bedensel ceza ile karşı karşıya kalma sıklığının arttığı görüldü. Öğrencilerin büyük bir bölümü, mesleğinde ve özel yaşamında sorunlu öğretmenlerin daha çok şiddete başvurduklarını belirtiler. 

Uzmanlar, şiddetin ister sokakta ve evde olsun, ister işyeri ve okulda, artmasının altında en çok sosyal ve ekonomik nedenlerin yattığını belirtiyorlar. Şiddetin yaygınlaşmasında aile içi iletişim eksikliği, eğitim düzeyinin düşüklüğü, kültürel anlamda değerlerin yok edilmesi gibi etkenler de önemli rol oynuyor. 

Hangi ceza arttı hangisi eksildi 

Eldeki veriler ışığında 1992’den 2006’ya kadar öğrencilerin karşı karşıya kaldıkları bedensel cezalarda şu değişimler görüldü: 

Tokat atma: 1992 yılında yüzde 57.55 iken, 2006’da yüzde 38.17’ye geriledi. 

Kulak çekme: Yüzde 43.83 ile en çok rastlanan ceza. 

Çok şiddetli dövme: Yüzde 10.40’dan yüzde 5.83’e düştü. 

Saç çekme: 1992’de yüzde 30.87 iken, 2006’da yüzde 28.67 oldu. 

Tebeşir-silgi atma: 1992’de yüzde 25.00 iken 2006’da 28.33’e çıktı. 

Tekme atma: 1992’de yüzde 11.58 iken 2006’da yüzde 13.00’e yükseldi. 

Sopayla vurma: Yüzde 14.60 iken yüzde 11.67’ye geriledi. 

Başını duvara-sıraya vurma: Yüzde 7.72’den 4.67’ye geriledi.''

.............................

Ya şimdi ?..

?..!.. ?..

Kaynak :MEB

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

DÜN İTİBARİYLE REKLAMDAKİ kulak çekme GÖRÜNTÜSÜ KALDIRILMIŞTIR..MİLLİYET BLOG YİNE BİR TOPLUMSAL YARAYI TEDAVİ ETMİŞTİR. TÜM OKURLARIMA TEŞEKKÜRLER:)

Mesut Selek 
 19.03.2013 19:24
 

Mesut Bey merhaba, diğer değerli arkadaşlarım sayesinde sizin yazılarınızı da keşfettim ve uzak kalamayacağım bu önemli konuya dair tespitlerinizi büyük bir ilgiyle okudum. Çok iç burkan istatistikler hakikatten. Özellikle son bölümdeki yüzdeleri okurken kalbimin daraldığını hissettim.Beni MB de yazmam için cesaretlendiren arkadaşım bu sebep yüzünden çocuğunu okuldan aldı ve çocuğu, yeni okulunda ilk sınavda okul birincisi oldu. O tomurcukların nasıl serpileceğini bilmektir eğitimcilik.Sindirmeden, korkutmadan, akıllıca, seviyelerini göz ardı etmeden... Bizim pamuklara sarıp sarmaladığımız, sesimiz yükseldiğinde pişmanlıktan uyumadığımız çocuklarımız psikolojisi bozuk, vicdanı eksik eğitimci diyemeyeceğim insanların elinde niçin şiddete maruz kalsın ki değil mi...Ailelerin takibi, çocukları ile her şeyi paylaşmaları ve Allah korusun böyle bir olaya şahit olmaları halinde sessiz kalmamaları gereklidir. Eğitim şart ama önce bazı insanları bu zihniyetten uzaklaştırmak için. Sevgiler.

Ayşegül Çakıcı 
 17.03.2013 13:35
Cevap :
Ayşegül Hanım,merhaba...Ben de sizi tanımaktan dolayı onur duydum.Milliyet Blog,başladığı yıllarda oldukça kaliteli yazıların paylaşıldığı bir 'Düşünsel Üretim Merkeziydi.Şimdilerde öyle abuk yorumlar almaya başladık ki inanın yayınlamaya utanır oldum.Özellikle bu hassas eğitim konusunda dayakçı zihniyeti alkışlayan 'aklı evvellerin ' yorumlarını yayına almıyorum artık.'Ayda,sadece bir blog yazmayı düşündüğüm bu sitede, sizin gibi saygın yazarlardan yorum almaya başlayınca,daha çok yazma hevesi uyanıyor bende.Eskiden çok kaliteli öğretmenlerden ders alırdık;fakat disiplini 'dayakla-şiddetle 'halledebileceğini sanan 'ucube, sözde eğitimciler ' dün de varlardı...Bugün de varlar.Bugünlerin en vahim durumu,artık 'Eğitim fakülteleri ' öğretmen yetiştirme formasyonundan uzaklaşmış ;sadece 'KPSS Puanı yükselten dershane modunda,- Memur Üretim Merkezi-' haline gelmiş durumdadır.Reklamlarda şiddeti kullandığının farkında olmayan ve buna tepki göstermeyen zihniyete pes!!!Teşekkürler,saygılar  17.03.2013 20:39
 

Yazınız bana okul dönemimizdeki dayakları hatırlattı Mesut hocam. Hiç unutmam ilkokulda evde yaramazlık yapıyorum diye rahmetli annem beni öğretmenime şikayet etmiş ve ders bitiminde öğretmenimden dayak yemiştim. Ortaokuldaki hocamız bütün sınıfı birden dayaktan geçirirdi. Lisede bile dayak olaylarına tanık olduk. Askerde muazzaf subayların erlere sadistçe dayak atmaları ayrı bir konu. O reklamdaki kulak çekme sahnesi, çok az gösterilse de bu tip sahneler insanların bilançaltlarına giriyor ve farkında olmadan insanlar bunun etkisi altında kalabiliyorlar. Günümüzde ise artık öğrenciler öğretmenlere şiddet uyguluyor. Herhalde en iyi ceza şekli Hababam sınıfı dizisindeki öğrencileri tek ayak üstünde tutma cezasıydı. Güzel bir konuyu dile getirmişsiniz. Teşekkürler. Saygılar, selamlar...

Erol Özışık 
 16.03.2013 20:15
Cevap :
Saygıdeğer dostum,Bu konuda geniş bir tartışma platformu oluşturulabilir.Ülkenin yıllardır kanayan yarasıdır bu...Aslında toplumuzda görülen tüm şiddet olaylarının altında,insan yavrusunun kişiliğinin şekillendiği,6 -7 yaşlarındaki,aile -çevre ve okul yaşantılarında görülen ciddi sorunların sürekli sümen altı edilmesi;yok sayılarak adeta 'halı altına süpürülerek 'gerçeklerden kaçılıp tedavi yollarına gidilmemesi gibi sorunlar yatmaktadır.Öğretmen yetiştiren kurumlarda,cikletten çıkar gibi dağıtılan,' sözde pedagojik formasyonların ' sonucudur bunlar.Kapitalist sistem aşıkları,insanı kazanç kapısı yapan ve onu bir meta gibi gören anlayışa sahiptirler.Siyaset Meydanına katılan saygın,deneyimli tıp profesörlerinin hastanelerin bile nasıl kazanç kapısı haline getirdiklerini hayret ve ibretle izledik.Çocukluğumuzda sınıfı gürgen değnekle sıra dayağına çeken sadist öğretmenlerin yaptığı tahribat da ayrı bir sıkıntıdır.Güneşi balçıkla sıvayanlara duyurulur!!!Teşekkürler.Saygılar,selamlar.  16.03.2013 22:24
 

Altmışlı, yetmişli yılların Türkiye'sinde dayağın envai çeşidi vardı. Veliler de öğretmenlere "eline sağlık hocam." diyerek gaz verirdi. Hocanın vurduğu yerde güller biterdi. Aşık olduğu kızın önünde dayak yemeyi yediremeyen sınıf arkadaşım ertesi gün intihar etmişti:(( Şimdi Askerlikte bile dayak yok hocam! "Çağ atladık." diye bas bas bağırırken dayak da nesi !! Reklamları izlemiyorum ve reklamverenlere de çok acıyorum! Çünkü tek seyircileri bebekler ve çocuklar! İlker'in hangi amaçla dünyaya geldiğini bilmiyorum; ama Kıvanç da Acun da "insan"lar! Dilerim hiç bozulmazlar, kazançları bol olsun! Bana müsaade hocam, gidip Pakbank'ta hesap açtırayım:) Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 16.03.2013 12:16
Cevap :
ATA Bey, Merhaba.Eski çamlar bardak oldu. Nerdee o dayaklar,'Esas duruşa getirip topuktan çakmalar;tırnak uçlarına cetvel patlatmalar;kulak memelerinden tutup havaya kaldırıp yere bırakmalar,gürgen sopalarla yere yatırmalar;kulak zarı patlatmalar,kitap fırlatmalar;arkadaşına kötek attırmalar..vs..vs... özel eğitim işkencelerinden geçen bir neslin ahvadıydık biz.Ankara'da okuduğum meşhur lisenin,meşhur müdürü,tokat attığı için kulak zarı patlayan öğrencinin cürm-ü meşhud(suç üstü ) yaptırmak için oklu basan heyeti bile, sille tokat dışarı atmıştı :) (Son yıllarda çocuklarıyla da ünlü bir hukukçu -gazetecinin sınıf arkadaşımız olan evladıydı )Veliler,'Eti senin ;kemiği benim .' diyerek çocuklarını teslim ederlerdi.Öğretimin kalitesi yadsınamazdı;ancak disiplin adına yapılanlar,birçok arkadaşımızın istikbalini yok etmişti.Son yıllarda eğitim-öğretim kalitesi hızla düşerken,şiddet uygulamalarının azalmasıyla teselli buluyorduk.Reklamlar bana yazı malzemesi oluyor:)Teşekkürler,sevgiler..   16.03.2013 13:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1589
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster