Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
430
 

Kıyafetle insan olunmuyor...

Kıyafetle insan olunmuyor...
 

Görsel,www.komikler.com.dan alınmıştır.


Herkesin olduğu gibi, benim çocukluğumda da bir başka yaşanırdı Bayram coşkusu. Gelenek ve göreneklerin daha etkin olduğu yıllardı. Küçücük köyde, yüreğimde sakladığım kocaman bir dünyayla yaşıyordum…

Henüz elektrik yoktu (1972 yılında kavuştuk) Lüx lambaları ile aydınlanıyor, televizyonun varlığını dahi bilmiyorduk. Tek eğlencemiz radyomuzdu. Çocuk saatini dinleyerek içimdeki dünyayı durmadan büyütüyordum. Hele o çocuk tiyatrolarını radyodan dinlemek büyük bir keyifti ve hayallerimi besleyen tek ve önemli kaynaktı.

İşte o yıllardan birinde bayram telaşı yaşanıyordu bizim evimizde de. Günler öncesinden alınan giysi ve ayakkabılar ( Giysi Pazen kumaştan, ayakkabı da o yıllarda kundura olarak isimlendiriliyordu ve köy yerinde öyle herkese de nasip olmazdı). O yıl ilk kez bir kundura giyeceğim için çok mutlu olmuştum. Normal şartlarda giyilen lastik ayakkabılardı.

Bayram gecesi annem elime kınalar yaktı. Sabah erkenden kalkıp kınalarımı yıkadım. Buruşmuş ellerimi zevkle kokladım, mis gibi kına kokuyordu. Tandır ekmeği ve sütlü çayla yapılan kahvaltının ardından aile içinde el öperek bayramlaşma faslına geçildi. Bayramlık giysilerimi ve kunduramı giyip arkadaşlarımla buluştum. Yaklaşık on kişiydik. Hepimizde aynı coşku ile gezip eğlenirken içimizden aklı evvel bir arkadaşımızın aniden “Kunduralılar bir tarafa, kundurasızlar bir tarafa geçsin. Kundurası olmayanlar bizimle yürümesin” sözleriyle irkildim. Çok şaşırdım, hiç beklemediğim bir şeydi. O anda başımı çevirdim, ayağında kundurası olmayan bir arkadaşımın mahzun, ürkek ve ezik bir ifade ile bizim ayaklarımıza baktığını gördüm. Kimliğini anımsamasam da, o yüz ifadesi ile bakışları hala unutamadım. Hak etmediği halde böyle bir muameleyle karşı karşıya kaldığı için çocuk yüreğimin ezildiğini hissetmiştim.

Büyüklenerek çıkış yapan arkadaşımın o tiz, çığlık gibi sesinden ve diğer arkadaşımın o kederli yüzünden, kıyafetin, insanı insan yapmadığını daha o yıllarda kavramıştım.

Bayramların insani yanlarımızı güçlendirmesi temennisiyle, Mutlu Bayramlar Diliyorum…

03 Kasım 2011

Kadri KANPAK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanların yüzeyselliği hiç değişmiyor değil mi? Çocukken de böyleydi bu, yetişkin yaşlarımızda da aynı... Çocukken statüyü "kundura" belirliyorsa, büyüyünce de maddiyat, meslekler, araba modelleri v.s. belirliyor... Değer yargılarının gösterişi büyüdükçe, insanlar küçülüyor... Eğer sizin yanınızdaki çocuklardan biri olsaydım, kunduralarımı kendimden mümkün olduğunca uzağa fırlatmak isterdim... Ne tuhaf dünya!.. Kaçmak istiyor insan... Hatta kendi bedeninden bile göçmek istiyor bazen...

A. Arda Yastıoğlu 
 04.12.2011 18:57
Cevap :
Eğitimimizde bir yanlış olduğu aşikar. Hürmetin abaya değil kafaya olması gerektiğini iyice anlatamıyoruz galiba çocuklarımıza.Sonrasında böylesine, insanı irite eden durumlar ortaya çıkıyor ne yazık ki...Selamlar, mutlu kalın...  05.12.2011 10:58
 

Boşuna koca derviş Nasreddin hocanın torunları değiliz biz heralde sevgili Ayşegül hanım. Ne demiş yüzyılların karanlığını yırtıp da bu gün de kulaklarımızda çınlayan bilgelik dolu sözünde?: " Ye kürküm! Ye! Başka söze gerek var mı sizce de? Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 14.11.2011 23:01
Cevap :
Çok haklısınız Cem Bey, başka söze gerek yok...Selamlar, mutlu kalın...  15.11.2011 11:03
 

Ben de bu tür eziklikleri çok yaşayanlardanım.İyice baktınız mı belki o çocuk benmişimdir.Okulda bazen zengin kızları bir kuytuya çağırıp bana kardeşlerinin giyilmiş pantolonunu verirlerdi.Hem utanırdım hem sevinirdim.Sizinkine benzer bir olay da ben yaşadım ama mağdur olarak tabii ki.Çok yakın arkadaşım bize geldi.Gezmeye gideceklerini söyledi.Ama sen gelme elbiselerin eski dedi.En çok şaşırdığım şey onunla arkadaşlığımı niye kesmediğimdir.Samimiyetimiz yıllarca artarak devam etti.Sanırım haklı olduğu içindi.

Kerim Korkut 
 12.11.2011 6:27
Cevap :
Çocuklar çok acımasız olabiliyor bazen. Büyüklerin acımasızlığı ise daha vahim sonuçlar doğurabiliyor. Bu da şunu gösteriyor. Demekki eğitimimizde bir eksiklik var. Anaokulundan başlayarak "İyi insan olabilme" dersi konulmalı bence...O arkadaşınızla arkadaşlığınızı bitirmemiş olmanız sizin olgunluğunuzdan olmalı. Siz onu olduğu gibi kabul ediyorsunuz ama o sizi kabul edemiyor.Umarım ilerleyen yıllarda sizden bir şeyler almıştır...:) Selamlar, mutlu kalın...  13.11.2011 13:06
 

Ayşegül Hanım muhtemelen aynı kuşaktanız, ben biraz büyüksem de. Bana da çocukluğumu yaşattınız, hatırlattınız. Ben işte böyle yazıları seviyorum, anı ama daha dün yaşanmış gibi capcanlı.Eline ve yüreğine sağlık...

Dr Atanur Yıldız 
 09.11.2011 18:33
Cevap :
Merhaba Atanur Bey... Tahmininiz doğru, sizinle aynı kuşaktan sayılırız. Size o günleri yaşatabildiysem ne mutlu bana. Benim de aklımdan hiç çıkmayan bir sahnedir o gün yaşadığım tecrübe, paylaşmak istedim...Selamlar, mutlu kalın...  11.11.2011 11:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 257
Toplam yorum
: 3696
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1383
Kayıt tarihi
: 20.11.10
 
 

Bir Kamu Kurumundan emekliyim. Bloğumda; yaşadıklarımı, çevremde gözlemlediğim olaylar ile kendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster