Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '20

 
Kategori
İnançlar
 

Kıyam-et yani artık Bilinçlen

Atlantis kıtasını duymuşsunuzdur sulara gömülmüş bir kara parçası.
Ama böyle bir defada sulara gömülmemiş, bir dizi afetle kısmi parçalanmalarla yavaş yavaş batmış!
Geçenlerde okuduğum bir kitapta bununla ilgili bir bölüm dikkatimi çekmişti.
Şimdi bu kitapta aldığım notları paylaşacağım sonrada üzerine konuşuruz. 
 
“Atlantisin son zamanlarında negatif enerjilerin kullanımı çok artmış.
İki ayrı gruba ayrılmış ve çevrelerinde de onları destekleyenleri.
Temeli Mu ya dayanan kozmik enerjiyi iyi yönde kullananlar ve kötüye kullananlar.
Birisi “Birin Oğulları” denilen Rahiplerlerce yaşatılan enerjiyi iyi yönde kullanan grup.
Diğeri “Belialin oğulları” denilen bilgileri negatif yönde kullanan Rahipler ve onların yandaşları.
Ve bu iki grup arasında çok büyük ayrılık varmış ki bu ayrılık en sonunda büyük bir savaş getirmiş.
Onların bu savaşı devam ederken bir taraftan da Atlantis kıtası yaşanan bir dizi doğal afetler yüzünden yavaş yavaş kısmi parçalanmalar sonucunda batmaya başlamış. Bu yüzden her iki grup ve yandaşları kıtadan ayrılmak zorunda kalmışlar.
 
Bir zamanlar Atlantis ile başlayan bu iyilerle kötülerin mücadelesi bizim çağımızda da sürmekte ve her iki grubun temsilcileri bizim aramızdan uygun yandaşlar bulabilmekte.
Dinsel öğretiler içinde bulunduğumuz çağı “Kıyamet” çağı olarak isimlendirmişlerdir.
Kıyam- et, ayağa kalkmak demektir. Yani şuurlanmak, bilinçlenmek anlamına gelir. “
“Çocuklar kadar saf olmadıkça Melekut’a giremezsiniz.” Demiş İsa Peygamber… Bunun olması içinde Ruhsal temizliğin gerçekleştirilmesi şarttır.
Meseleye bu açıdan bakıldığında kendi geleceğimizle ilgili kaderimizi yazan kalemin kendi ellerimizde olduğu çok net görülüyor. 
 
 
 "Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler. O, aklını kullanmayanların üzerine bir pislik karar kılar. "  Yunus suresi 100
 
Din Ve Beyin kitabında şöyle bir bölüm var: Dünya ve içindekileri onun için Allah'ın yaratmış olduğu insan,  enerji havuzlarını etkileyecek konumdaki tek yaratıktır. Bu nedenle insan neslinin toplam enerji havuzu, bilinçli olma özelliği nedeniyle diğer havuzları (hayvan, bitki, bakteri) ve en sonunda dünya havuzunu doğrudan ve en etkin şekilde etkileyecek olan havuzdur. Dolayısıyla dünya enerji havuzunun dengesini bozup hastalandıracak en etkili varlık insan olmaktadır. Bu nedenle canlılar içinde özgür irade, Akıl ve maddeye yeni şekiller verebilme yeteneği sadece insana verilmiş ancak bu ayrıcalığına sorumluluk da eklenmiştir.
Bu sorumluluk önce kendi havuzunun sonra tüm insan neslinin hayvanların, bitkilerin, toprak, su, havanın ve dolayısı ile tüm dünyanın havuzunun temiz tutulması bu havuzu oluşturan diğer havuzlar arasındaki dengelerin korunması sorumluluğudur.
Ayrıca ailenin, grubun, toplumun ve tüm dünyanın toplam puan durumuna göre de her an değişime uğramak üzere global değerlendirmeler yeni olaylar ve global değişimler olmaktadır. Yani kişi veya kişilerin puan durumu ebedi ve ezeli Allah kaynaklı kurallara göre ya ödüle (sevinçli) veya cezaya (üzüntülü) hak kazanır hale gelmektedir.
Veya bu son puan durumuna göre de kişi veya kişiler Melek veya şeytan tarafından organize edilecek yeni sınav senaryolarına muhatap olacaklar demektir.
Dolayısıyla dinamik kaderde temel prensip "düşündüğün ve yaptığın herşey sana geri döner" prensibidir.”
(Secde:21 Gerçekleri  red etmiş olanlara belki doğru yola yönelip red edişlerinden dönerler diye büyük azap olan Cehennem azabından önce Dünya da azabın bir kısmını tattırırız.)
Mikro düzeyde bireylerin, grupların, toplumların, bilgi-bilinç değişimleri, doğal afetler, sel, deprem, yangın, yanardağ, toplumsal bulaşıcı hastalık), yoğun üzüntü ve stresler ve toplumların yerine farklı birey ve toplumların gelmesi de birer ara kıyamettir.
 
Yani,
Özetle diyor ki insanların yoğun yöndeki negatif, tutum ve düşünceleri ile ve yaptıkları olumsuzluklarla çoğunluk hangi yöne doğru kaymışsa dünyanın dengesini de o yönde bozuyor.
 
İnsanların artık aklını başına alması gereken dönemlerden geçiyoruz sanki diye düşünüyorum! 
Farkındaysanız uyandırmanın şiddeti arttı!
Bunun ne için yapmalıya gelince yapılması gereken çok açık;
Aklımızı başımıza alacağız!
Mümkün olduğunca enerjimizi temiz ve düşüncelerimizi pozitifte tutmaya çalışacağız.
İnsan, olumsuzluklardan gerekli dersi almıyor aklını başına alıp olumluluğa dönmeyip kötülüklerine (nankörlük, kibir, sabırsızlık, cimrilik, haksız kazanç sağlamak, başkalarını üzme, kandırma, şükürsüz, hoşgörüsüzlük, ) devam ediyorsa kurtuluşa doğru yola yönelme fırsatlarını kullanmamış ve battıkça batmış olacaktır.  
 
 
"Hel cezaül ihsani illal ihsan"
İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey olabilir mi?
Aynı şekilde kötülüğün cezası kötülük! (ceza karşılık demek)
Tarafınız iyilikten ve kalbiniz sevgiden  yana olsun...
Kötülük, kötülükten başka bir şey kazandırmıyor çünkü. 
 
Nur Demir
Sevgiler tüüm kalbimden:)
 
Kaynak: Türklerin Kültür Kökenleri/Ergun Candan
Kaynak: Din ve Beyin/ Prof. Dr Gazi Özdemir
 
 
İnstagram: Nrlblog
Facebokk: NRL
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1223
Kayıt tarihi
: 10.11.16
 
 

Yaklaşık 20 yıldır Kişisel-Ruhsal Gelişim, EFT ve Kuantum Enerji ile ilgili araştırmalar ve çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster