Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '11

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
2064
 

Kıyamet nasıl kopacak

Kıyamet nasıl kopacak
 

Resimde, merkezde güneş bulunuyor. Açık mavi küre olarak Kupier kuşağı ve Orrt bulutu olarak göktaşları küresi görülüyor.


Dünyanın sonu nasıl gelecek? Bu soru dünyanın ve evrenin nasıl olduğu kadar ilgi uyandıran bir sorudur. Bilimden nasibini almamış akılsız takımı kıyametin 2120 yılında kopacağını söylüyor. Gerçekte kıyamet yarın da kopabilir. Birazdan anlatacağım gibi öyle ince bir kılıç sırtı üzerinde yaşıyoruz. Dini kitaplar volkanların varlığını bildikleri için kıyametten “dünya ağırlıklarını ortaya çıkardığı zaman…” diye söz eder. Bu da bir anlamda doğrudur ama volkan hareketleri dünyanın sonunu getirmeyecektir. Volkan İtalya, Pompei’de olduğu gibi en çok yakın çevresine zarar verir. Dünya çapında genel bir yıkıma yol açmaz. Depremler, deprem dalgaları da ancak çevresine zarar verir ve bunlar dünyanın oluşumundan beri görülmekte olan olağan doğal hareketlerdir. Dünyanın kabuğu, erimiş magma üzerinde yüzerken kaçınılmaz olarak depremler meydana gelir. Dünya atmosferi tümüyle yok olsa yine canlılık son bulmaz, denizlerde bir hücreli veya ilkel canlılar olarak devam eder. Sonra yine toparlanır. Tsunami oldu, kıyamet alameti, bilmem nereyi su bastı kıyamet alameti, sel oldu kıyamet alameti, Aids virüsü çıktı, kıyamet alameti  (virüsün kendisi zaten canlılık alametidir) demek çok trajikomik bir şeydir. Doğa çürük binalardan, deniz doldurularak elde edilen kara parçalarından, deniz seviyesinin altına, fay hatlarına yapılmış yerleşimlerden anlamaz. Doğa kendi yolunda bildiği gibi devam eder.

Geçmişte dünya canlılığı %80-90 oranında yok eden birden fazla sayıda felakete uğramıştır. Ama onlar bile kıyamet sayılmaz. Çünkü dünya yok olmamış, geri kalan %10 canlı yeniden çoğalarak ve evrim geçirerek günümüz canlılarını oluşturmuştur.

Kıyametten sadece dünyanın değil, evrenin de yaşanılmaz bir yer olmasını anlamalıyız.

Dünya üzerinde yaşanabilen bölge, gerçekte son derece sınırlıdır. Okyanuslar 11 km derine gider. En yoğun yaşama alanı ancak bin metredir. Dünyanın merkezinde, kabuğundan farklı hızda dönen erimiş, sıcak bir çekirdek vardır. Dünyanın yarıçapı 6000 km.den büyüktür ve 11 km okyanus derinliği portakalın üzerindeki bir pütür gibi durur.

Dünya karalarının en yüksek noktası 8800 metre yükseklik ile Everest tepesidir. Bunun ancak 3 bin metresinde hayat vardır. Yani dünyada sudan yukarıya  toplam olarak 4 bin metrelik bir bölümde yaşabilir. Onun aşağısında ve yukarısında yaşanmaz.

Dünyanın çevresinde 30 km kadar kalınlıkta bir atmosferden sonra uçsuz bucaksız evren başlar. Evren kozmik ışıma ile doludur ve bazı filtrelerden geçmedikçe canlılığın yok edicisidir.

Kozmik ışıma büyük patlama ile başlamıştır. Dünyada canlılığın oluşmasına sebep yine kozmik ışıma, elektromanyetik manto ve atmosferin varlığıdır. Ancak bunların etkilerinin bir sınırı vardır.

Büyük patlama olalı 13,7 milyar ışık yılı geçmiştir. Bilindiği gibi ses dalgası hızı ışık hızından çok aşağıdadır. Büyük patlamanın yaptığı ses henüz 500 milyon ışık yılı yol almıştır. Acaba 13,2 milyar yıl sonra ses dalgası dünyaya ulaştığında ne olacak? Bu bir kıyamet sebebi olabilir.

Evrende galaksiler vardır. Samanyolu o galaksilerden biridir. İçinde milyarlarca yıldız vardır. Kütle çekimi sebebiyle galaksiler de gruplar halinde bulunurlar. Samanyolu galaksisine en yakın, adı Andromeda olan galaksi 2 milyon ışık yılı uzaktadır. Andromeda Samanyolu’ndan daha büyük bir galaksidir ve büyük bir hızla Samanyolu’na doğru yaklaşmaktadır. Belki de Samanyolu ona doğru yaklaşmaktadır. İki galaksinin bu hızla yaklaşmaları durumunda 2-3 milyar yıl sonra buluşacakları ve çarpışacakları düşünülmektedir. Andromeda daha büyük olduğu için Samanyolu’nun yıldızları -ve bu arada güneş- onun çekim gücüne girecek ve ona doğru akacaktır.

Ay kütle çekim gücü nedeniyle dünyanın dönüşünü yavaşlatmaktadır. Milyarlarca yıl sonra dünya artık dönemez olacak. O zaman sadece kutupları değil, bir yanı 6 ay güneş 6 ay gece olacak aradaki ısı farklılığı dünyayı yaşanmaz hale getirecektir.

Güneş yaklaşık 5 milyar yıl yaşındadır. Bu ömrünün yarısına karşılık gelir. Yani 5 milyar yıl sonra güneş şimdiki gibi parlayamayacaktır. Bilindiği gibi güneş füzyon yoluyla  (hidrojen atomlarının birleşerek helyum atomuna dönüşmesi) nükleer enerji üretmektedir. 5 milyar yıl sonra güneşte hidrojen biteceği için enerjisi de bitecektir. Güneş önce genişleyecek, dünyayı yutacak, sonra içine çökerek bir nötron yıldızına dönüşecektir. Bu tür yıldızların varlığı bilinmekte ve uzayda gözlenmektedir. Güneşin kütlesi biraz daha büyük olsa kara deliğe dönüşürdü ama dünya için sonuç fark etmezdi.

Dünyanın sonunu kısa yoldan getirebilecek en büyük tehlike güneş patlamalarıdır. Güneş patlamaları küçük denebilecek boyutlarda sürekli olmaktadır. Ancak belli bir yöne doğru, diyelim dünyaya doğru güçlü bir patlama dünyayı kavurur ve tüm hayatı sona erdirebilir.

Bilindiği gibi 65 milyon yıl önce dünyaya çarpan göktaşı dinozorların yok olmasına sebep olmuştur. Mars ve Jüpiter arasında bir göktaşı kuşağı vardır. Neptün gezegeninden sonra Kuiper Kuşağı denen bir göktaşı kuşağı, daha uzakta bütün güneş sistemini saran Oort bulutu denen bir kuşak daha vardır. Buradaki göktaşları kendi hallerinde güneşin çekimi altında yörüngede dönerken arada sırada birbirleriyle çarpıştıkları için bazıları yörüngeden çıkıp başka yönlere, diyelim dünyaya yönelebilir. Yahut daha uzaktan daha büyük bir gök cismi gelip dünyaya çarpabilir. Çok yakınlarda bir göktaşı Dünya ile Ay arasından geçmiştir. Yakında gelecek olanlar vardır. Çarpışmanın büyüklüğüne göre dünyada bir süreliğine hayat sekteye uğrayabilir.

Gerçek bilimkurgudan daha tuhaftır.

Bilindiği gibi evren genişlemektedir. Hatta yeni bulgulara göre genişleme hızı artarak genişlemektedir. Öyle ki şu anda görüşümüz içinde bulunan uzay cisimleri görünmez olacaktır. Büyük patlamadan sonra kütlenin dağılması karanlık enerji denen ve kütleleri birbirinden iten gücün ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Daha hızlı genişlemenin sebebi budur. Günün birinde kütleler birbirinden uzaklaştığı için kütle çekimi öyle zayıflayacak ki artık madde bir arada bulunma yeteneğini yitirecektir. Bunun için önce yerçekimi, daha sonra elektromanyetik çekim, sonra iki nükleer çekim gücü (bu dört güç evrenin güçleridir) ortadan kalkacak, atom dağılacak ve madde, madde olmaktan çıkacaktır.

Bir de teknoloji ve insanlık kendi kendini yok edebilir. Sadece atom bombasını kullanmakla ilgili değil, bir deney yaparken dünyanın yok olma olasılığı vardır. CERN’de deneyle kara delik elde etmeye çalışıyorlar. Teorik olarak kara delik oluştuktan hemen sonra yok olacak. Ama bazı bilim adamları böyle olmayacağını iddia ediyor. Eğer kara delik yok olmaz ve gittikçe büyürse bütün dünyayı yutacağı gibi güneşi de içine alır.

Kıyamet ölümü, ölüm hemen öteki dünyayı çağrıştırıyor. Internet’e baktım da Cüppeli Ahmet Hoca’dan Saidi Nursi’ye, Kuran ayetlerine, Akıllı Tasarımcılara, Yaratılışçılara varana kadar herkes konunun içinde. İnsanları ölümle korkutmaya çalışıyorlar. Böyle şeylere bilim çerçevesi içinde yer yoktur. İnanmak isteyen inanmaya devam edebilir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

(...devam) http://en.wikipedia.org/wiki/Age_of_the_universe , http://en.wikipedia.org/wiki/Observable_universe , http://en.wikipedia.org/wiki/Horizon_problem ve http://www.universetoday.com/25038/age-of-stars/ adreslerinde bu bahsettiğim konularla ilgili çok daha ayrıntılı bilgiler var. Umarım kafanızı daha fazla karıştırmamışımdır :-) Bu arada, yazılarınızla ilgili bir de eleştirim olacak; kişileri ya da grupları muhatap alarak, yazılarınızın bilimselliğini tepkiselliğe kurban ettiğinizi düşünüyorum. Yani „Yaradılışçılar diyor ki…“ ile „Evrimciler diyor ki…“ arasında, özde bir fark göremiyorum. Selâm ve saygılarımla.

uhudedipuhu 
 24.11.2011 10:50
Cevap :
Yine önemli bir noktaya değindiniz. Neden böyle yaptığımı söyleyeyim. Birincisi bilimle hurafe arasındaki farkı insanlar görsünler diye. İkincisi, ben astronom veya biyolog değilim ama bilgi olarak yazdıklarımın bilim çerçevesi içinde kalmasına özen gösteriyorum. Profesyonel olarak bu işlerle uğraşanların gözünde belki hiçbir değeri yoktur. O yüzden rahatlıkla bunlar hurafedir şeklinde paragraflar koyuyorum. Profesyonel bilim adamları benim yaptığımı yapamazlar. O zaman da aradaki fark yok oluyor ve bilimsellik kisvesi altında hurafelik yapanları ayıramıyor. O bir iki satırla insanlara ayırım yapabilme şansı verdiğimi düşünüyorum. Çok teşekkür ederim, değerli katkılarınız için. linklere bakacağım. Keşke daha çok konuşma imkanımız olabilseydi. Ben de Evrenin Karanlık Yüzü - Iain Nicholson'un yazdığı kitabı öneririm. Selam saygı ve sevgilerle.  24.11.2011 17:38
 

Merhaba, kafanızı neyin karıştırmış olabileceğini düşünürken, benim de kafam karıştı :-) “Evrenin yaşı”ndan kasıt “gözlemlenebilir evren”in yaşı olmasına rağmen, yapılan hesapların “ışık”la pek alâkası yok. Yani “Big Bang eşittir ışık – görebildiğimiz en uzak ışık kaynağı 13,7 milyar ışık yılı uzaklıkta – dolayısıyla evren 13,7 milyar yaşında” değil. Tam tersine, evrenin yaşı 13,7 milyar yıl olduğu için, gözlemleyebileceğimiz en büyük uzaklığın 13,7 milyar ışık yılı olduğu kabul ediliyor. Evrenin yaşı, yıldızların yaşına gore hesaplanıyor. Bugüne kadar keşfettiğimiz en eski yıldızın yaşı 13 milyar yıl civarında, dolayısıyla yıldızların oluşumu ve evrimi hakkında bildiklerimizden yola çıkarak, “Demek ki evren 13,7 milyar yıl yaşında.” diyoruz. Bunların hepsi tahmini rakamlar aslında, yani teorik olarak evrenin bundan çok daha yaşlı olması da mümkün. (İzninizle devamı olacak...)

uhudedipuhu 
 24.11.2011 10:45
Cevap :
Güneşin uzaklığından yola çıkarak basit bir hesap yaptım, tam sizin burada yazdıklarınız doğrultusunda. O hesapta 13,7'yi yalnız bırakarak ışık hızından uzaklığı bulmaya çalıştım. Evrenin yaşının çok daha fazla olmasına engel bir bulgu var: Hidrojen. Evren çok yaşlı olsaydı, veya sabit durum modeli geçerli olsaydı o sürede hidrojenin tamamı veya daha fazlası helyuma dönüşeceği için hidrojen kalmazdı. Halbuki evren helyuma dönmeye henüz fıırsat bulamamış hidrojenle dolu. Bu da bir başlangıcın olduğunun kanıtı. Bir de Hubble sabiti var. Bu sabit değiştikçe evrenin yaşı değişiyor. Gözlemdeki gerçekliğe dayanarak sabit değiştirildi ve neredeyse 13,7 milyar yaşa denk gelen değer doğru olarak kabul edildi. Belki bu kabulde başka sebepler de vardır.  24.11.2011 17:26
 

8. paragraftaki hatayı şu şekilde düzeltiyorum. Büyük patlamadan 400 bin yıl sonra madde oluşmaya başlarken bugün radyo dalgaları olarak gözlediğimiz arka alan ışıması olmuştur. Bu dalgalar dünyaya 13,7 milyar ışık yılı mesafeyi kat ederek gelmektedir. Ses dalgaları ise sadece 500 milyon ışık yılı kat ettiğine göre acaba ses dalgaları dünyaya ulaştığında ne olacak? Ama doğrudur, bilimsel olmak zorundayım. Yanlış bilgiye yer yok. Zeynep Hanıma da Mustafa Bey'e de dikkatleri ve beni uyarmaları nedeniyle teşekkür ederim. Sevgi saygı ve selamlar.

Hasbihalci 
 23.11.2011 23:57
 

Merhaba ışık, kara delik derken bakın nerelere geldik. Benden sonra yorum yapan değerli arkadaşımız Zeynep Kolm hanım kendisinin blogunuzu ilk okuyan kişi olduğunu zannediyor. Oysa MB saatine göre ben kendi yorumumu 8 dakika önce tamamlayıp göndermiştim ve bende sizin blogunuzu okuduğumda ilk okuyanın ben olduğumu zannediyordum, çünkü okunma sayısı 0 olarak görünüyordu. Bu da şu demektir ki MB'un yeni beta versiyonu sayfa tıklanmalarını sağlıklı bir şekilde algılamıyor. Beta versiyonunun görüntü sayacında bir hata olduğunu daha önce ilgililere bildirmiştim ama hata halen devam ediyor.Bu vesile ile onları tekrar uyarmış olalım. Zeynep hanımın işaret ettiği ışık yılı konusuna gelince Zeynep hanım haklı. Işık yılı veya saati, dakikası, haftası, ayı mesafe birimidir. Ancak günümüzün yılı ile 13,7 milyar yıl öncesinin yılının aynı zamanı ifade edip etmediği konusunda benim çok ciddi şüphelerim var. Ne dersiniz tanrının kronometresi var mıydı? Selamlar

Matilla 
 23.11.2011 21:20
Cevap :
Sayaç konusunda sanırım tv programları gibi gaz da olsa ecikmeli bir durum var. İyi niyetliyim. :) Başlangıçta hatalar vardı, onları düzelttiler. Sanırım henüz her şey yerli yerine oturmadı. Işık yılı konusunda, evet, Zeynep Hanım doğru söylüyor. Ama sizin dediğinizden sonra kafam iyice karıştı. Siz de doğru söylüyorsunuz. Zamanı ölçmek için bir dayanak noktası gerekiyor. O ne olabilir? Dünyanın güneş çevrsinde bir tur dönüşü? Bir ışık yılı uzakltan gelen ışık bize bir yılda mı geliyor? Hayır. Dünya-güneş uzaklığı 149,6 km ve ışığı bize 8 dakikada geliyor. Işık hızı saniyede 300 bin km olduğuna göre 3600 saniyede yani saatte 1 milyar km'den biraz fazla olur. Bir ışık yılı, 24x365=8760 x 10 üzeri 6 km olmalı. Şimdi sorun, bunu 13,7 milyar ile çarpınca elbette sonuç 13,7 milyar km çıkmaz. Sonucun 13,7 çıkması için başka bir değerle çarpmalıyız. 13,7 yi yukarıdaki değere bölersek o rakamı buluruz. Zeynep Hanımın haklılığını böylece göstermiş olduk. Bu yukarıdaki durumu ne kadar etkiler?  23.11.2011 23:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 6132
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster