Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
51
 

KIYAMET TÜCCARLIĞI YÜKSELİŞTE

        KIYAMET TÜCCARLIĞI YÜKSELİŞTE

          21 Nisan 1910 yılında Dünyaya en yakın geçeği hesaplanan Halley kuyruklu yıldızı, hakikaten 21 Nisan 1910 yılında Dünyanın yakınından geçmiştir. Her 76 yılda bir Dünyaya en yakın noktadan geçen bu kuyruklu yıldızının davranışlarını en iyi hesaplayan Edmund Halley’in ismi bu yüzden verilmiştir.

 

          1835 yılında dünyanın yakınından geçen Halley kuyruklu yıldızı, Edmund Halley’in hesapladığı gibi 21 Nisan 1910 yılından önce birçok şehir efsanesi ve kıyamet senaryoları üretilmiştir. İnsanlar bir iki sene önceden kıyamet kopacak beklentisi içine girmiş, çeşitli kurtuluş yolları aramaya başlamışlardır.

             

          Hüseyin Rahmi Gürpınar; lirik roman üslubu ve sade anlatım tarzı ile kaleme aldığı “Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç” romanını bu dönemde yazmıştır.

          Hem Türk edebiyatına günümüzde bile tazeliği ile okunan romanını yazmıştır. Hem de, 21 Nisan 1910 Halley kuyruklu yıldızının yaklaştığı bir dönemin sokağa yansımalarını ve toplumsal etkilerini işlemiş.

 

          Zafer Acar Astrofizikçi ve Bilgisayar Mühendisi’nin kaleminden 4 Aralık 2016 yılında yazdığı inceleme yazısında şöyle anlatıyor, bu romanı:

 

          “Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1912 yılında tefrika edilen ve o tarihten günümüze severek okunan başyapıtı Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ta dünyayı yok edeceği düşünülen Halley yıldızının memleket semalarında yarattığı etkinin peşine düşer.

           Halley dünyamıza çarpacak mıdır, eğer çarpacaksa bu hadisenin ne zaman gerçekleşeceğini bilebilir miyiz?

            Tüm bu ürkütücü ve merak uyandırıcı soruların yanı başında yeşeren İrfan Galip ve Feriha Davut aşkının sonu ne olacaktır?

           Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ın, elinizdeki bu sadeleştirilmiş basımı, Gürpınar’ın orijinal dil, üslup ve anlatım özelliklerini gözetirken, günümüz okurunun metinden alacağı hazzı artırıyor.”

 

            Astrofizikçi ve Bilgisayar Mühendisi Zafer Acar ayrıca; AHMET HAMDİ TANPINARIN bu roman ile ilgili düşüncelerini de inceleme yazısına eklemiş.

 

AHMET HAMDİ TANPINAR şöyle demiş “Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç” romanı hakkında.

             “Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ta İstanbul’un sokakları, mahalleleri, dükkânları ve insanlarıyla çok renkli ve canlı bir tablosunu sunuyor.

             Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ta dünyaya çarpması ve kısa zaman içerisinde onu yok etmesi beklenen Halley yıldızının, İstanbul ahalisi üzerinde yarattığı etkiyi anlatıyor. Dünyanın sonunun geldiğini düşünen ve bu yüzden korku içinde yaşayanlar, bir şey olmayacağından son derece emin olanlar, Avrupa’dan dört gözle muhtemel felaketten kurtuluş haberi bekleyenler ve ne olursa olsun aşkın peşine düşmekten geri durmayanlar…

            Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın mizahı ve eğlenceyi harmanlandığı Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ın bu eleştirel baskısında yer alan zengin dipnotlar, haritalar ve metnin derinlerine inmeyi sağlayan ekler kısmı, okura bir klasik okumanın zevkini yeniden hissettirecek”

       “Türk romanında hakiki konuşma, Hüseyin Rahmi ile başlar. Onda her cins konuşma vardır. Hüseyin Rahmi’nin büyük kuvveti, insan yaratmasını bilmesidir. Kahramanları kitabın ortasında tabii muhitlerinde imiş gibi yaşarlar. Vakıa biraz fazla saçılır, dökülürler; fakat yaşarlar. O, halkımızı ve hayatımızı tanıyan muharrirlerdendir. Fakat asıl, edebiyatımıza sokak onunla girmiştir.” AHMET HAMDİ TANPINAR

 

2K yani 2000 kıyamet Efsanesi ve dijital kıyamet.

      31.12.1999’dan sonra tekrar 01.01.1900’e dönecek olmasının yaratacağı sorundu. Ona, “dijital kıyamet” dendiğinden diğer sözde kıyametlerden kolaylıkla ayrılıyordu ve en azından mantıklıydı. Ama 2000 yılı başında ne dijital ne de küresel kaos sonunda kıyamet kopmadı.

 

        5 Mayıs 2005 yılında gezegenlerin bir hizaya dizilmesinden kaynaklanacak olan kıyamet de kopmadı.

        2006 yılında Dünyaya çarpması beklenen göktaşı da bir kıyamet beklentisi üretti, ama kıyamet kopmadı.

 

21 Aralık 2012 maya kehaneti

 

         Maya kıyameti ya da doğru tabirle Mayalılara ait olduğu iddia edilen kıyamet kehaneti, pek çok bilgi kirliliği ile birlikte sulandırılmış, magazinleştirilmiş bir konu. Maalesef Dünya’da pek çok inananı var. Bu kuvvetli inancın arkasında tabi ki her zaman olduğu gibi bilgisizlik, araştırma eksikliği ve duyulana sorgusuzca inanma eğilimleri yer alıyor.

 

        21 Aralık 2012 yılında da kıyamet kopmadı.

       

        01 Ocak 2020 COVİD-19 pandemi başladı. Yine başladı kıyamet senaryoları. Evet bir felaket ki, hayvanlardan çok nadir virüs veya hastalık bulaşır. Ama son 20 yılda bir çok virüs insana bulaşıp salgına dönüştü. Bu popüler yayıncılık kültürüne malzeme oldu.

        Ülkemizde son 10 yılda sağlıkta yapılan ilerlemeler ve sağlık teknolojilerinde yaşanan muazzam gelişmeler, gerçekte ölüm sebeplerinin tespit etmesi ve istatistik veri depolaması, insanlarda doğru algılanmadı.

         Daha önceki dönemlerde adam ölüyordu, Allah rahmet eylesin deyip gömülüyordu. Ülkemiz elhamdülillah sağlıkta dünya ölçeğinde en ön sıralarda. Özellikle, Sosyal Devlet, sağlık sistemi ve kamu hizmetleri konusunda bir çok gelişmiş batılı Ülkeleri geride bıraktı.

 

         Buradan bir takım astrolog, strateji-analist vb uzmanına ekmek çıkmaz. 

        “Yani 82 milyon nüfusu olan ülkemizde her yıl yaklaşık 82.000 (seksen iki bin) kişi grip ve gribal enfeksiyonların sonucunda kronik akciğer, kalp, hipertansiyon, diabet, immün yetersizlik hastalarında gelişen komplikasyonlarla kaybedilir. Bu ölümlerin yüzde 5-14 ünün corona virüsten olduğu gerçeği ile ülkemizde her yıl 4100 (dört bin yüz) ile 11.480 (on bir bin dörtyüz seksen) kişi o yılki mutant corona virüsler nedeniyle kaybedilir. Her yıl!

Geçtiğimiz yıl ve önceki yıllarda da grip ve nezle nedeni ile on binlerce Türk vatandaşı hayatını kaybetti ve haberiniz bile olmadı...

Geçen yıl dünyada toplamda  7 milyon insan grip ve griple tetiklenen komplikasyonlardan kaybedildi; bunların da 350 bin ila 1 milyon kadarı geçen yıl corona virüs nedeniyle öldü.

Siz hiç “gripten öldü, nezleden öldü” gibi bir haber duydunuz mu? Duymadınız. Neden?

Corona virüsten ölenlerin hemen tamamı yaygın pnomoniden kaybedilir.

2016 yılında Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 3 milyon kişi pnomoniden öldü ,bunların hiçbirine corona virüs testi yapılmamıştı.”

Kaynak Yeniçağ: Yılda 82 bin kişi gripten ölüyor

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 534
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster