Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '07

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
1090
 

Kıymetinizi bilin

Kıymetinizi bilin
 

Düşünün ki yarım asırdır nefes alıyorsunuz. Nefes alıyorsunuz 50 yıldır ama, bir kez bile doya doya ayağa kalkıp koşamadınız, hiç saatlerce sohbet edemediniz, çocukken hiç sokağa çıkıp arkadaşlarınızla oynamadınız (çünkü hiç arkadaşınız olmadı), okula gidemediniz, askere alınmadınız, hatta evlenmediniz. Çünkü %97 oranında felçlisiniz...

Allah korusun, elbette bu bir temenni değil! Sadece kendinizi bir onun yerine bir koyun ve halinize şükredin diye yazdım bunları.

    Keşke boyum uzun olsaydı! Ah bıktım bu saçlardan, bir şekle sokamadım ya! Maviş bir oğlum olsun başka da bir şey istemem... Vallahi bacaklarım çarpık diye etek giyemiyorum! Bu kilolardan bıktım, su içsem yarıyor yahu! ...............

Örneklerden en az biri tanıdık geldi mi size? Veya eklemek istedikleriniz var mı? Hala mı?!?

Bahsi geçen şahıs, 11 aylıkken ateşlendiği için eve doktor çağırılır. Doktor bir iğne yapar ve o gittikten, çok değil, 10 dakika sonra bu bebeğin elleri ve yüzü, ve hatta bakışları şekil değiştirmeye başlar. O an bebeğe yapılmaması gereken o lanet olası iğneden dolayı hem de! O günden beri defalarca tedaviler, ameliyatlar, doktorlar, çaresiz kalınca hacı-hocalar... Hiçbir şey fayda etmez yıllarca. Bir de ameliyat izleri yetmezmiş gibi, çaydanlıktaki kaynar sudan da alır nasibini.

Daha henüz çocukken (9-10 yaşlarındayken), yakın çevresinin yardımıyla değneklerle birkaç adım atabilir. Ama çocuk aklıyla, dili döndüğünce "Ben bu halde dışarı çıkamam" şeklinde itirazlar, ağlamalar... ana yüreği bu sızlanmalara dayanamaz ve atarlar değnekleri bir kenara. Sonra da, yaşlandıkça bedeni de tembelleşir... Hatta zaten herkes tarafından anlaşılamayan konuşması, ailesi tarafından da anlaşılması zorlaşmaya başlar... Geçen 50 yılın sonucu da: Artık hiçbir umut kalmamıştır, iyileşemeyecek durumdadır.

%97 oranındaki bedensel özürlü bu adamın zihinsel açıdan hiçbir problemi yok aslında. Üstelik birçok kişiden daha zeki ve mantıklı. Örneğin; şehirlerarası (11 haneli) bir telefon numarasını 1-2 defa telefon üzerinde tuşlayarak gösterirseniz hemen ezberliyor, hatta 10 yıl sonra "Yahu şu bizim İnci hanımın numarası neydi" deseniz, eline telefonu alıp çevirebilecek düzeyde bir hafızası var. Bu sadece bir örnek tabi. İnanılmaz bir şey aslında, hani derler ya "Allah bir yerden verirken başka bir yerden alır" diye; doğru galiba. Bu adam da öylesine zeki ve akıllı ki, gelin görün ki bedensel özürlü oluşu önünde büyük bir engel olmuş bir yerlere gelebilmesi konusunda. Aslında sahip olduğu zeka kapasitesiyle, parmakla gösterilen bir mesleğin sahibi olabilirdi belki de.

Çok da duygusal. Haberleri izlerken hemen dudağını büzer ve gözyaşları akıverir gözünden. Hatta hiç tanımadığı bir asker şehit olduğunda "Keşke o değil de ben ölseydim, hiçbir işe yaramayan asıl benim" dediğini defalarca duymuşumdur. Bazen rüyamda görüyorum; dimdik, afilli bir yürüyüşle bana doğru gelip bir şeyler söylüyor. Uyandığımda o kadar üzülüyorum ki, ama elden bir şey gelmiyor. Sihirli bir değneğim olsa ve onu sadece 1 kez kullanma hakkım olsa, 11 aylıkken yapılan iğneyi, o doktorun..... (neyse)

Ona baktıkça da halime ne kadar şükretsem azdır diye düşünüyorum. Sahip olduğumuz her şeyin değerini, onları kaybetmeden önce anlamanın bir yolunu bulsak ne kadar güzel olur.

    Keşke boyum uzun olsa! (Ayakta durabiliyorsanız şükredin) Ah bıktım bu saçlardan, bir şekle sokamadım ya! (En azından saçlarınız var) Maviş bir oğlum olsun başka da bir şey istemem... (Hiç görmemesini istemezdiniz herhalde) Vallahi bacaklarım çarpık diye etek giyemiyorum! (Adım atabildiğinize dua edin) Bu kilolardan bıktım, su içsem yarıyor yahu! (Kendinizle barışık olun) .............. (Kimse kusursuz olamaz)

Sen aldırma bu saçmalıklara dayıcığım; yürüyemesen de, normal bir şekilde konuşamasan da sen benim dayımsın; seni çok seviyorum ve seninle gurur duyuyorum!!

<özlem boral="">

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Ayakkabılarım olmadığı için çok üzülürdüm. Ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görünceye kadar" Bu söz aklıma geldi. Yazınıza da çok yakıştı diye düşündüm. Sizde o kadar güzel dile getirmişsiniz ki merhaba demekten alamadım kendimi. Dayınız için çok üzüldüm. Ne diyeceğimi de bilemiyorum. Yanlış tedaviler, yanlış ilaçlar, yanlış iğneler vs. , vs. Hayatlara mal olan yanlışlıklar. Dayınıza bakanlara da zor. Dayınıza da zor. Allah sabırlar versin. Geçmiş olsun. Sevgilerimle.

Abla 
 15.03.2007 22:59
Cevap :
Öncelikle yorumunuz ve katkılarınız için teşekkür ederim. Bütün bunları yazmamdaki tek amaç, insanların ne kadar doyumsuz oldukları konusunda kafalarına bir şeylerin dank etmesini sağlamaktı. Ne kadar başardım bilemiyorum tabi. Sevgiler  16.03.2007 0:28
 

İşte size yakışan bir blog daha, sizinle gurur duyuyorum, yazım diliniz ve anlatımınız çok hoş. Sizin blog yazılarınızı bir kaç arkadaşıma gönderdiğim oldu. Siz kendinizi çok iyi anlatıyorsunuz. Hayat günlük güneşlik, gül bahçesi değil her daim mutlaka bir engel bir sorun çıkabiliyor karşımıza. Elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden anlamalıyız. Dayınıza sevgilerimi iletin. Esen kal....

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 15.03.2007 16:25
Cevap :
Çok teşekkür ederim, yazılarımı beğenen birilerinin olması gururlandırdı beni. Hatta başkalarına göndermeniz gözlerimi yaşarttı desem sakın abarttığımı düşünmeyin olur mu? Hayatın gerçekleri bazen acı olabiliyor işte böyle... Dayımdan ve benden selamlar  15.03.2007 20:46
 

özürlü insanlara saygıyla yaklaşmasını bilmek te gerek.Onları özürleriyle değerlendirmeyip, alaya almamak, garipsememek gerek.Bunuda eklemek istedim.Dayınla gurur duymakta sonuna kadar haklısın Özlem!Sevgiyle kal.

Sinefilozof 
 13.03.2007 10:09
Cevap :
Onlar için en kötüsü dışlanmak olmalı. Çok haklısın, görüntü itibarıyla normal olmasalar bile bunu onların başına kakmak kadar ayıp ve görgüsüzce bir şey olamaz herhalde. Teşekkürler...  13.03.2007 12:48
 

İnsanoğlunun hiç bir zaman tatmin olmayan ve yetinmeyi bilmeyen bir ruhu var. Her zaman aptalca bir mükemmellik duygusu ile hayatı kendisine zehir ediyor. Oysa sahip olduğu, hatta aldığı her nefesin bile ne kadar kıymetli olduğunu bir an bile düşünse ne kadar şanslı olduğunu kavrayacak. Yüreğine sağlık, öyle güzel ve vurucu ifade etmişsin ki çok duygulandırdı beni yazın. Sevgilerimle...

Fulya 
 12.03.2007 10:58
Cevap :
Geçen akşam haberlerde gördüm, kusursuz güzellik hastalığı mıdır nedir öyle bir şey gündemde. Saçmalıktan başka bir şey değil. Yorumun için teşekkürler, bilinçli olmak güzel...  12.03.2007 13:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1845
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster