Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
812
 

Kız Arkadaşım...

Kız Arkadaşım...
 

Bazı filmler vardır, unutamazsınız… Hele benim gibi, film izlemenin zevkini hiçbir şeyin ikame edemeyeceğini savunanlardansanız, aklınızda kalan her film damarlarınızda kalmış demektir...

1991 yapımı bir film: My Girl… İlk kez TV’de oynadığında (kanal D’de) 11-12 yaşlarındaydım. Yanlış hatırlamıyorsam bir cumartesi günüydü ve saat 22:00 gibi başlamıştı. Odamda, bana ait bir televizyonum vardı o zamanlar, (büyüdükçe eşyalarının daha fazla değerleneceğini zanneden küçükler var aramızda; emin olun “benim” dediklerinizi de “bizim” yapıyorsunuz, birer birer) ve uzanıp, keyifle filmimi izlemeye koyuldum. Filmin yarısına geldiğimde, kapıdan kafasını uzatıp “uyu hadi” diyen anneme de yarının Pazar olmasının verdiği lüksü kullanmak istediğimi, çocuk diliyle, “ama yarın tatil” diye açıklayıp, iznimi de kopardıktan sonra filmin karşısındaydım tekrar. Birkaç sahne mi kaçırmıştım? Yoo; birkaç sahne kaçırmamıştım ben, filmin devamını yakalamıştım… J

Film bittiğinde saat gece yarısına geliyordu. Artık bir an önce yatağıma girmezsem annem başımın etini yiyebilirdi ama nasıl yatacaktım, bu gözlerle mi? Çok canım yanıyordu; neye bilmiyorum ama çok canımı yakmıştı bir şey… Kıza mı daha çok üzülüyordum, oğlana mı bilmiyorum… Kız o kadar yalnız görünüyordu ki:

Babam ölüleri çok severdi

Benimle hiç ilgilenmezdi

Diriram diriram diriririraaam

O kadar çok ağlamıştım ki en sonunda bunun bir film olduğunu bana birisinin hatırlatmasının gerekliliğini fark ettim ve bunu kendi kendime yaptım. Yalnız bir sahne vardır ki sadece gözümü kapatıp “My Girl…” dediğimde kendime, ilk o kareler gelir aklıma:

Cenazede açık duran tabutun başına geldiğinde Vada Sultenfuss (Anna Chlumsky), en yakın arkadaşını (ve aynı zamanda da ilk aşkını) tabutun saçma sapan rahatlığında yatmakta olarak gördüğünde duraksar. Daha sonra aniden gözlüğünün olmadığını fark edince aynen böyle ağlamaya başlar: "Gözlüğü nerde? Gözlüğü olmadan göremez ki? Gözlüğü nerde?" İşte orada film koptu ve devamı bende, anlamını bu sahneye bırakarak düğme ilikledi...

Vada Sultenfuss bu filmde 11 yaşındaydı… Aynı yaşlarda olduğum için daha kolay empati kurmuş ve kişiselleştirmiş olabilirim ancak saat 22:00’den önceki çocuk olmadığım kesindi. Benim de bir arkadaşım ölmüştü, hem de benim yüzümden…

Nasıl mı? Arı zehirlenmesi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 93
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 817
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

1985 doğumluyum ve geçmişte yaptığım işlerle ilgili her bilgiyi önceki adımlarda sizlerle paylaşt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster