Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
216
 

Kız çocuklarımız

Kız çocuklarımız
 

FOTOĞRAF UÇANSÜPÜRGE SİTESİNDEN ALINTIDIR


Dün gazetede manşetten verilen “ 12  yaşındaki kızını sözleşmeyle sattı”  başlıklı haberi okuyunca şaşırdım demek isterdim ama şaşıramıyorum artık olan bitene. Bu ülkenin acı bir gerçeğinin manşetten verilmiş olması maalesef şaşırtmıyor beni. Yürekli bir adliye muhabirinin takip ettiği bir davada şans eseri ortaya çıkan bir haber bu. Sanki bu topraklarda ilk kez yaşanan bir olaymış gibi televizyonda ki her program sunucusu çok şaşırmışcasına  tepki veriyor. Bu olayda beni hayrete düşürense; belki de  “cahil” denilerek suçları toplum vicdanında hafifletmeye çalışılacak insanların bunu sözleşmeye dökecek bilgiye ve akla sahip olmaları. Üstelik  -üstün zeka örneğiyle-  çocuğun da imzasını alarak ve fotoğrafını ekleyerek. Yapılan uygulama aslında yıllardır bu ülkenin gerçeği olan başlık parasının sözleşmeye dökülmüş olması. Özünde farklı hiçbir şey yok ki, bir nevi kölelik sözleşmesiı!

11 yaşında bir kızım var. 6 sene önce bir sözleşmeyle satılan o çocuktan sadece bir yaş küçük. Dünyadan öyle bihaber ki! Aklı hala derslerinden fırsat buldukça oyun oynamakta. Normal olanı da zaten bu değil mi? Düşüncesi bile kötü olan, bir adama eşlik yapmayı bırakın, daha kendini doğru dürüst toparlayamıyor. Çünkü henüz ana kuzusu bir çocuk o. Tıpkı şu an 18 yaşında olan E.Y. gibi.

Bir süredir Güneydoğu’da yaşıyoruz. Kızımın sınıf arkadaşlarının annelerinin birçoğu benden yaşça küçük veya benimle yaşıt  ama delikanlı oğulları, yetişkin kızları var. Erken yaşlarda yapılan evliliklere, küçücük kızların doğurduğu çocuklara çokça rastlanıyor buralarda. Gerçi ülkenin birçok yerinde benzer durumlar söz konusu ama doğuya yaklaştıkça oranlar da artıyor ne yazık ki!

Dün burada bir tanıdıkla sohbet ettik. 28 yaşındaki oğlunu evlendirmek istiyormuş. Bir tanıdığı  akrabasının kızını önermiş, kızı görmeye gitmişler. Şehrin varoş muhitinde yaşayan beş çocuklu bir ailenin henüz 16 yaşında ki kızını çıkarmışlar görücüye. 17 yaşında ki ablası nişanlıymış zaten! Ne mutlu ki eş adayı aranan delikanlı aklı başında bir insanmış da, “ben kendime eş arıyorum, avutacak, büyütecek çocuk aramıyorum anne” diyerek bu evliliği reddetmiş. Gerçi sonuçta değişen bir şey olmayacak. Bu kızcağızı başka birisi alacak illa ki eş diye. Kadıncağız “ bizim burada kendi evinin küçük kızı olacağına, kocanın evinin büyük gelini ol derler ” diyerek konuyu özetledi. Beslenmesi gereken bir boğaz daha evden gönderilirse ne ala! Hele bir de üzerine para alırlarsa değmeyin keyiflerine. Böyle anne-babalık olabilir mi?

Öyle hikayeler  var ki burada duyduğum, şahit olduğum. Örneğin; bir kadın 16 yaşında evlendirilmiş, arka arkaya dört tane çocuk dünyaya getirmiş. Çocukları büyümüş, evlenmiş, çoluk çocuğa karışmışlar, gel gör ki bu arada nikahlı eş evden ayrılmış, kendine bambaşka bir hayat kurmuş. İlginç olansa herhangi bir cemiyete katılmaları gerektiğinde yine beraber gidiyorlar. Kadıncağız hala eşim diye bahsediyormuş kendisini bırakıp giden adamdan. Hayat bu mu?

Büyükşehirde yaşarken dizilerde izlediğimiz, uzak kaldığımız hayatlara; kumalık sistemine, erken yaşlarda yapılan evliliklere, çocuk annelere, kadının çalışmaması gerektiğine burada birebir şahit olmak çok üzücü. Kızımın sınıf arkadaşına  annesinin çalışıp çalışmadığını sorduğumda aldığım cevap; ”annem çalışmıyor, zaten çalışsa babam onu almazmış ki” oldu. Ne diyeceğimi bilemedim çocuğa. Üstelik bu çocuklar belli bir refah seviyesine ulaşmış ailelerin özel okullara gönderilen çocukları.

Kadınlar okumalı, kadınlar eğitilmeli, kadınlar çocuklarını aeğitmeli. Eğitimin temeli  ailede atılıyor, okulsa temelin üzerine insan inşa ediyor yalnızca. Temeli olmayan bir inşaat nasıl ayakta kalamazsa , ailede eğitimini almayan bir insanın da hayatını ideal şartlarda devam ettirmesi mümkün değil kanımca. Eğitimli her anne ve her ebeveyn eğitimli birey demek.

Bir Afrika atasözü der ki: " Bir erkek yetiştirirseniz bir insan yetiştirirsiniz. Bir kadın yetiştirirseniz bir aile yetiştirirsiniz"

E.Y.'nin annesi kendi ayakları üzerinde durabilen bir birey olsaydı bu rezilliğe göz yummaz, ortak olmazdı sanırım. Kapısına giden muhabirlere verdiği cevap dahi içler acısı:"Biz davanın kapandığını sanıyorduk".

Şöyle demek istiyorum. Hanım hanım! Dava kapanmış bile olsa E.Y.'nin ruhundaki yaraları kim kapayacak bu saatten sonra?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Dilek B, insanlar düşünebilen, tercihte bulunabilen ve bencil de olabilen varlıklardır. Çoğu insan yaşamın kişiye getirdiklerinin yanında, sizden istedikleri karşılamak istememekte ve tercihini daha kolayının lehine kullanabilmektedir. Bunu örneklendirirsek; insanlar sağlık sorunları nedeniyle, sigarayı, alkolü bırakması veya fazla kilolarını vermesi gerektiği halde, gereğini yapmayarak sorunları ile birlikte yaşamaktadır. Özetlersek, birçok meselemiz, "bilgisizlik" veya "cehalet" etiketlerinin arkasına saklanmaktadır. Gerçeğinde birçok olayda tercihler (kolay olan) değerlendirilmektedir. Her erkeği doğuran ve büyüten bir kadın olmasına rağmen, kadının-annenin yanında büyüyen kimi erkek çocukların kadınlara-annelere işkence etmesi de üzerinde düşünülmesi gereken konuların başında gelmelidir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 03.02.2012 16:04
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ediyor,bende sağlıklı günler diliyorum.  03.02.2012 21:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 559
Kayıt tarihi
: 11.01.12
 
 

Dünyayı güzellik kurtaracak... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster