Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
5633
 

Kız isteme böyle de mi olurmuş

Kız isteme böyle de mi olurmuş
 

Ersan, orta öğrenimini imam-hatip okulunda tamamlamış bir tarih öğretmeniydi. İmam değil Atatürkçü, demokrat bir öğretmendi. Sınıf öğretmeni olan Selda ile aynı okulda (Karahasan İlköğretim Okulu’nda) görev yapıyordu.

Bu iki arkadaşım birbirlerini sevmişler, evlenmeye karar vermişler. Ama ne mümkün. Meğer kızın ailesi alevi imiş.(Ne demekse?) Selda’nın babası olmaz demiş bir kere. Aileden araya girenler olmuş. Babanın gönlü olmamış, olmamış amma kızının çok istediğini de biliyor, ne yapsın adamcağız?

- Pekala tamam, gelsinler bakalım, demiş.

Kız istenmeye gidilecek Mersin’e. Ersan’ın babası annesi Akhisar’ın küçük bir köyünde yaşıyorlar. İkisi de okuma-yazma bilmeyen , babanın askerliği dışında köyden dışarı çıkmamış insanlar. Ama, o Anadolu insanının saflığı, masumiyeti var yüzlerinde. Selda’nın ailesi büyük şehirde oturuyor. Kentli.

Ersan başlıyor kara kara düşünmeye. Ne yapsa nasıl yapsa, o da bilmiyor. Derken aklına ben geliyorum.

-Aman hocam, ne olur bana bir babalık yapın. Lütfiye ablayla birlikte Mersin’e gidelim.

-Yapma Ersan, diyorum. Bak, ben midemden rahatsızım. Yolda yolakta başınıza iş açarım. Sonra benimle uğraşmak zorunda kalırsınız.

Ne dedim ne yaptıysam boşuna. Kafasına koydu, beni illaki götürecek Ersan. Eşim de “Gidelim bari , baksana ne kadar ısrar ediyor. Kırk yılda bir kez işi düştü.” Deyince kabul ettim. Mersin’e kız istemeye gideceğim.

Onlar Akhisar’dan biz de Karahallı’dan çıktık yola. Uşak’ta otobüs garajında buluştuk. Onların geldiği otobüste bizim de yerlerimiz ayırtılmış olduğu için , aynı otobüsle düştük yola. Ertesi gün kuşluk zamanı Mersin’e vardık. Selda bizi karşıladı. Bir arabayla teyzesinin evine götürdü. Eniştesi ve teyzesi çok konuksever ve sevecen insanlardı. Birer duş aldık, yedik içtik. O günün gecesi bizi konuk ettiler. Ertesi günü Mersin’i gezdirdiler. İlk kez “Tantuni” yedik. Yöresel bir yemek olduğunu öğrendik. Mersin’e gidilince tantuni yemeden olmazmış. Selda öyle söyledi.

Neyse, akşam yemeğinde Selda’ların evindeydik. Babaanne, dayıları, teyzeleri, kardeşleri, bir de bizim kafile bayağı kalabalığız. Hal hatır sormalar ve biraz hoşbeşten sonra sofra hazırlandı. Kızlar çok hamarat. Krallara layık denilen türden masayı donattılar. Yok yok. Yemeğe başladık. Selda’nın babası bir şeyler içmek isteyip istemediğimizi sordu. Ersan’ın babası abdestinde namazında, ömründe ağzına içki koymamış. Ben bir bardak rakı alabileceğimi söyledim. Yemekte birer ikişer bardak attık.

Yemekten sonra koltuklarımıza kurulduk. Kahvelerimiz geldi. Ben;

- Arkadaşlar izin verirseniz ben şu üzerimdeki yükü bir atayım, diyerek söze girdim.

- Ersan ve Selda uzun zamandır aynı okulda çalışan iki öğretmen arkadaşım. Bunlar birbirlerini sevmişler, evlenmeye karar vermişler. Ben de bu evlilik için sizin onayınızı almaya geldim, dedim.

Kısa bir sessizlik oldu. Kızın dayılarından biri;

- Hocam, o başka türlü söylenmez miydi, dedi.

- Ben isterseniz başka türlü de söylerim, biz buraya kız istemeye gelmedik. İki yetişkin insanın kararına sizden de onay almaya geldik , dedim.

Hoşlarına gitti söylediklerim. Kız babası ;

-Hayırlı olsun dedi.

Ersan ile Selda’ya teyzelerinden birinin on beşinci katta bulunan dairesinde bir nişan yaptık. Daha sonra da Uşak’ta düğün.

Şimdi mutlu bir biçimde yaşam mücadelesi veriyorlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 190
Toplam yorum
: 105
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 3098
Kayıt tarihi
: 28.09.07
 
 

Emekli öğretmenim. Yurdunu, ulusunu seven, her konuda sorumluluk sahibi gençler yetişsin istiyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster