Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
2321
 

Kız Kısırı

Kız Kısırı
 


 

Kaç çocuğun var diye sordum, işaret parmağını göstererek;
- Bir çocuğum var, dedi.
- Sadece bir çocuk mu, dedim.
- Yook dedi; güldü, utandı, eliyle ağzını kapadı. İki kızım vardır, ama çocuğum tekdir...
- Nasıl yani? Kızlar senin çocuğun değil mi? diye sordum.
- Benimdir... benim olmaz mı? Ama bizde böyledir... kızları çocuktan saymayız biz, benim çocuğum tekdir. Biz böyle biliriz, dedi.


**********

Güzel bir yazdı.. Ve henüz Temmuzdu... Samanlıklara yeni çekilmişti samanlar.
Çok sıcaktı.. Doğunun sıcağı sıcak, soğugu soğuk olurdu. Yakar kavururdu herşeyi..

Köy yolunun kenarındaydı evleri.

Önünde küçük bir bahçe vardı ve bahçesindeki çiçekler gün akşam oldu mu esen ılık rüzgarlarla mis gibi kokular saçarlardı.. Bazıları da tomurcuga durmuştu. Sarı, kırmızı, eflatun renkleriyle bir yol bulup dışarı fırlamaya çalışıyordu. Bir karış toprak bile görünmüyordu açıkta... sanki bahçenin tümü renk renk çiçeklerin oluşturduğu bir demet buketti.


Kadının adı Dicle idi.. Ama kocası ona karı, avrat... diye sesleniyordu da bir tek ismi ile seslenmiyordu.


Her Allahın günü sabahın erken saatinden gün dönene dek tarlada çalışıyor,geri kalan zamanını evine, kızına kocasına ve birlikte yaşadıkları kocasının anasına harcıyordu. Kendisine ayıracak zamanı yoktu.. Gece oldu mu devrilen bir kurşun asker gibi yorgun ve ağır döşeklere bırakıyordu kendini..


Köylüler, elinin çok bereketli oldugunu söylüyorlardı.Ektiği ekinin..Diktiği çiçegin..Yaptığı yemeğin güzelliği ve bereketi dillerdeydi. Yorulmak nedir bilmezdi. Çok güçlü bir kadındı o.


Lakin, erkeğinin hep bir adım gerisinde yürürdü..


Öyle görmüş... öyle öğrenmiş.. ve öyle bellemişti. Kızı da onun gibi olacaktı. O da erkeğinin bir adım arkasında yürüyecek, erkeğine çocuk verecek, bağına bahçesine sahip çıkacaktı.


Genç güzel ve sağlıklıydı ama, gençliğin ne denli güzel olduğunun, ne denli değerli olduğunun farkında bile değildi.


Kocası ikinci bir çocuk daha istiyordu.

"Bir oğlan " diyordu, mutlaka bir oğlum olmalı.."


Arkasında soyunu devam ettirecek bir oğlan bırakamadan ölüp gitmekten korkuyordu.


Adam; dizinin birini kırmış vaziyette sedirin üzerinde oturuyordu.


Başından şapkasını çıkarıp geniş pencereleğin içine koydu, eliyle saçlarını düzeltti. Terlemişti.. Bu kez üzerindeki gömleğin düğmelerinden birini daha açtı sıkıntıyla. Çok sıcaktı..


Oturdugu odanın kapısı açıldı. İçeri anası girdi. Sessizce geldi ve oğlunun yanına sedirin kenarına ilişti. Oğlunun baktığı yöne çevirdi gözlerini. Küçük bahçede gezinen karısını izliyordu. Bu sabah en güzel çiçekli elbisesini giymişti Dicle.


Böylesi zamanlarda tarlaya gitmezdi. Çiçekleriyle, bahçesindeki sebzeleriyle ilgilenirdi. Kadın oğlunun yüzüne dikkatlice baktı ve;


- Vakti zamanıdır oğul. "he" de artık... gelinim eyidir hoştur, çalışkandır ammaa artık sana bir çocuk veremez hale gelmiştir. Karın kız kısırıdır başka bir avrat getirek" dedi duyulamayacak kadar fısıltı ile.


Adam bahçede gezinen karısına bakmaya devam ederek;


-Kimi? diye sordu çaresizce.


Ansızın bir bitkinlik çöktü kollarına, dizlerine.


-Ele gitmeye ne hacet? karının kardeşi vardır, der sessizce...


Doğuda yabancıya gidilmeden kız alınır, kız verilirdi. Tam bir alışveriş gibi. Usül böyleydi.


Köyün zengin adamıydı kimi istese alırdı. Lakin sessiz olmak gerekirdi böyle bir durumda. Karısına duyurmadan hileyle oyunla getirebilirdi ancak başka türlüsü mümkün değildi.


Kırkbeş yaşındaydı. Taze ve körpecik bir bedene sahip olmanın arzusu yayılmıştı bir anda içine. Bu da ona tazelik verecekti..Gençleşecekti.Ve soyunu devam ettirecek bir oğul verecekti.


Ve o oğluna ata binmeyi, tesbih çekmeyi, öğretecekti.. Adamlığı öğretecekti.." oğlum benim gibi adam olacak " dedi kendi kendine.


Anasına döndü ve " tamam ama haberi olmasın.. elini çabuk tut!"


Her şey çok çabuk oldu istediği gibi.
Ama Dicle'nin kız kardeşi istemedi.

"Ölürüm de ablama kuma gitmem! Eniştemle evlenemem"dedi.

Adam kızın ailesine koskoca bir üzüm bağı ve verimli bir tarla vermişti bile çoktan. alışveriş tamamlanmıştı.


Kız kısmına söz düşmezdi.
Dicle herşeyden habersizdi.

Köy sessizdi ama herkes herşeyi biliyordu.

İmam nikahından bir gün önce üzerine kuma getirilecegini ögrendi Dicle. Ama kocasına karşı gel(e)medi.. çaresiz kabul etti.


Evinin bir odasını temizledi, yatak- döşek hazırladı..

Dicle sessizdi.

Erkeğini paylaşmaya hazırdı istese de istemese de.

Kocası o gece kumasını eve getirip de karşına dikildiğinde ve gelinlikler içerisindeki kumasının kardeşi oldugunu gördüğünde...

Başı dönmeye başladı.. her yer dönüyordu.. ya da rüya görüyordu.

Uyanmak için çığlıklar atmaya başladı...


Çığlıkları yırttı yeri göğü her yeri. Sesi çıkmıyor sanıyordu ama o duymuyordu kendi sesini...


Üzerinde hiçbir şey bırakmamıştı.. her çığlığında çıkarıp atmıştı lanetlerle beddualarla..


Yıllardır bir bir üzerine yığdığı yüklerden bir çırpıda kurtulmak ister gibi.

Cinnet geçiriyordu sanki.

Birden;

Kardeşinin elinden tuttu.. zivaf odasına doğru sürükledi.

Kardeşi sanki evine kurban olmaya gelmişti.. yalvarıp yakarıyordu ablasına.

"Abla ben istemedim.. yemin ederim ben istemedim.."

Dicle zivaf odasının kapısını içeriden sürgüledi ve;

Bir süre sonra dışarıdan önce bir el..

Daha sonra bir el daha silah sesi duyuldu.

Dicle'nin bahçesindeki tüm çiçekler ölmüştü... 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüylerim diken diken oldu okurken.Ne diyeceğimi bilemiyorum...

Emef 
 06.01.2008 9:47
Cevap :
genelde doğu kadınının yaşadığı olaylardan sanılsa da, batıda da görülebiliyor.. eşi öldükten sonra baldızıyla evlenen erkekler de var.. son bulmasını diliyorum.. sevgilerimle.  06.01.2008 16:15
 

Yıllardır her yöremizde bu acıları yaşarız...Kadından sorumlu mu sorumsuz mu olduğunu anlayamadığımız bakanlığımız var...''Kukla,göstermelik'' icraatlardan bıktık...Kadınlarına,çocuklarına sahip çıkmayan bu ulusun daha nice yıllarda ''Trajik öyküleri '' olacak...Olmaması dileklerimle saygılarımı sunarım.

Mesut Selek 
 09.12.2007 14:55
Cevap :
"kadından sorumsuz bakanlık" daha uygun olur bence.. kadınına sahip çıkmayan bir erkek ve bir ülke olduktan sonra.. kadınların hayatı "trajik bir öykü " olur.İlk önce erkeğin kadınına sahip çıkması gerekir ki.. ülkenin kadına sahip çıkmasına da gerek kalmasın. Böyle bir erkek toplumuna sahip oldugumuz sürece tüm bunlar olacaktır,oluyor. saygılar efenim.  09.12.2007 18:20
 

Nasıl kent zenginlerinin garipsenen kültürü varsa sonrasında ondan etkilenen küçüklerininki.. Feodilizmin.. toprak zenginlerinin ve ondan etkilenen küçüklerininde kültürü var sevgili yağmur zamanı.. Eline sağlık.. Ayrıca ne kimse kessin!... nede bağışlasın... sevgiler..saygılar

yucel evren 
 04.12.2007 19:58
Cevap :
Okudugun için çok teşekkür ederim sevgili Yücel:)) kurban kesilmesine ben de karşıyım.. yalnız niçin Lösev'e bagış yapılmasını istemiyorsun işte onu anlamadım:))) sevgilerimle.  05.12.2007 12:40
 

özür dilerim. Nefis bir yazı. Bu ne garip bir ağıttır hep ağlatır bu topağın kadınları. Beynine sağlık.

Engin Allı 
 03.12.2007 16:29
Cevap :
Okudugunuz için teşekkür ederim Engin Bey.. ellerinize sağlık. sevgiler..  04.12.2007 13:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 4719
Toplam mesaj
: 557
Ort. okunma sayısı
: 1330
Kayıt tarihi
: 29.10.06
 
 

"Ben; hiç yalnız kalmadım... Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda Yan yana, baş başa, el el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster