Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '09

 
Kategori
Efsaneler
Okunma Sayısı
1954
 

Kız kulesi efsanesi

Kız kulesi efsanesi
 

Efsanin geçtiği mekan.


Beni tanıyan İstanbul'a aşkımı ve de Kız Kulesi'ne olan hayranlığımı çok iyi bilir.
Buranın bendeki anlamı orda yaşanan efsaneleşmiş aşk hikayesinden dolayıdır.

Günümüze baktığımızda böyle aşklar yok. Hepsi yalan üzerine kurulu.

Bazen kendimi bu ölümsüz efsane aşkların hikayesinde bulurum.
Aslında bu yüzyılın insanı olmadığımıda çok iyi bilirim.
Eskilerdir beni mutlu eden
Yaşanılmışlıkların güzelliği
Beni cezbeder.
Ama nafileki bizlere düşen naylon yüzyıl aşkları yaşamak.

Kız Kulesi hikayesini bugün sizlerle paylaşmak istedim.

O kuleye çok sık giderim merdivenlerle yukarı çıkar o hüzünlü aşkı yaşanların mekanında dilerim ki bir gün bende yaşayım ona benzer aşkı. Ama imkansız.... Ve mırıldanırım ''Ben imkansız aşklar için yaratılmışım.''

Denizin dalgalı olduğu zaman kıyıdan seyretmeyi öneririm herkese.
Ne kadar dimdik durur o hırçın dalgalara
Öyle durmak lazım işte.
Aşk dedin mi
Herşeye rağmen dimdik marur ve de delice savaşmaktır tüm olacaklara rağmen
Aşk kusursuz olmalı
Aşk yaşanacaksa aşk gibi yaşanmalı.
İşte kız kulesinin efsanesindeki yaşanan aşk; bu tür aşkların tek örneklerindendir.

Aslında hüzünlü bir hikaye ama biraz sabırla lütfen okuyun.

Seneler önce dönemin sultanı sevdiği biricik kızını kötülüklerden korumak için onun adına denizin ortasında bir kule yaptırır. Yapılan bu kuleye belli zamanlarda sadece ihtiyaçların bırakılması için birileri uğrar ve geri dönerdi.
Prenses Narin simsiyah ışıl ışıl gözleri, beline kadar uzayan gür güzel mai siyah saçları ve narin vücuduyla dillere destan güzelliğe sahipmiş.

Kuleye düzenli olarak sandalla ihtiyaçlarını bırakan yaşlı adam o gün inanılmaz bir sıtmaya tutulur ve kuleye gidemeyecek durumdadır. Oğlundan rica eder götürmesi için ama sıkı sıkıya tembihler ''Aman evladım sakın kapı açma içeri girme nasıl gittiyse aynı şekilde ihtiyaçları bırak geri dön. Birileri duyarsa senin gittiğini işimizden olur sultan bizi burda yaşatmaz der.'' Oğlan da, "Baba meraklanam harfiyen uyuacağım sözünü." der ve yola düşer.

Sandalla kuleye gelir, ipini kıyıya bağlar ve eşyaları yavaş yavaş taşır.
Bakarkı kulenin kapısı açıktır babasına verdiği söz gelir aklına geri döner. Devam eder eşyaları taşıma ama aklıda ordadır. En son koyduğu eşyadan sonra merakını gideremez ve kapıdan içeri bakar gördüğüne inanamaz rüyalar gibi bir genç güzel bir kız, hayranlıkla seyre dalar. Narin prenses izlendiğini farkına varmadan dans eder çalan müziğin eşliğinde bir döndüğüne gözlerini prensesden; oda bakışını kaçıramaz genç adamdan kilitlenirler ve birden rüzgarın etkiliyse deniz mavisi uzunu boylu sarışın genci görür ve öyle kalakalır. Kapı kapanır ve deniz gözlü adam dışarda kalır. Ve yaptığını ve babasının sözleri gelir aklına telaşla sandala biner ve geri döner. Ama aklı kalmıştır Narin'de, Narin'in aklıda da gençte. Adını bilmez kim olduğunu bilmez bir merak sarar prensesi ruhu dalgananır ne olduğunu anlamaz ama artık kalbi sanki kendisine ait değiildir. Bir kaç gün içerisinde gencin babası kendine gelir ve artık oğlunu göndermez yasaklar.

Ama genç düştüğü aşktan kurtulamaz her gün kıyıya gider belki pencereden ya da kulenın tepesinde görürüm diye. Ama nafile günler günleri kovalar ama sarışın mavi gözlü genç her gün gün batımında gitmeye devam eder. Günlerden bir gün Prenses Narin karşı kıyıdan genci farkeder deli gibi kalbi çarpar ne yapacağını şaşırır ve aklına elindeki fener gelir ve işaret verir. Sarışın genç onu farkeder bunun işaret olduğunu anlar ve gücüne inanarak yüzerek kuleye varır.

İçeri girdiklerinde hissetikleri aşkın telaşı ve ateşi o gece birbirlerinin olurlar. Aşkın sarhoşluğu ile günün ağarmasını geç farkeden genç telaşla izin isteyerek tekrar yüzerek kıyaya gider. Durumun ailesinin anlamamasını sağlaması için bu şarttır. Zaman artık onların lehinedir ve her akşam genç fenerin ışığı gördüğünde kule kadar yüzer ve aşklarını yaşamaya devam ederler. Günlerden bir gün aynı saatlerde bir fırtına çıkarki Narin'in tutuğu fenerin ışığı çok sönük kalır. Sarışın gencin ışığı takip etmesi zorlaşır dev dalgalarla savaşır ama artık takati kalmaz ve derin sulara teslim olur.

Narin sevdiği adamı denizin aldığını farkettiğinde dayanamaz, aşkı olan gencin ardınan oda sulara bırakır kendini. Rivayete göre deniz onları kavuşturur ve sonsuza kadar bir beden olarak kalırlar.
***
Evet efsane çok acı ama aşk dedin mi böyle olmalı.
Gitmeli sevdiceğinin peşinde
Gitmeli ne varsa geri bırakarak.

Umarım bir gün bu efsaneler gibi aşkları yakalarım :)

Gelinciğin Düşleri.

NOT : 1-) Lütfen arkadaşlar Ahmet Balcı'ya duyurur musunuz efsane nasıl yazılırmış bir okusun. Üstelik esas adam sarışın.
2-) Kız kulesi efsanesi asıl hikyesine http://tr.shvoong.com/books/1742726-k%C4%B1zkulesi-efsaneleri/ 'den ulaşabilirsiniz.

Sevgilerimle.

Gökten üç elma inmiş :))
Biri yazana yani bana :))
Biri yazdırana yani Ahmet dedeye :)
Biride siz okurlara biliyorum çok bencilce bir tek elmayı yüzlerce kişi ısaracak ama yapacak başka birşeyim yok ki :)))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 601
Toplam mesaj
: 63
Ort. okunma sayısı
: 2101
Kayıt tarihi
: 18.10.08
 
 

Kendimle ilgili ne yazabilirim diye düşündüm uzunca... Aslen Malatyalıyım.. İstanbulda yaşıyorum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster