Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
642
 

Kız kurusu-10

_Kız bu mu?

_Pek de ufakmış! Üstelik çelimsizde.

Ninemin yedi göbek ötesi, varlıklı bir deri tüccarını görücüye getirmişlerdi.

_Bizim kocakarının işlerine gücü yetmez!

Adam, kendisine bir eş'den ziyade, ilk hanımına hizmet etmesi için, iri yarı, güçlü bir hatun arıyordu. Zahide abla şaşkındı!

_Kocakarı mı?

_Öyle dediysek, anam sanmayın, gözümün nuru, zevcem, Refika'mdır kendisi. Nazım geçer ''kocakarı'' derim.

Deri tüccarı, fare bıyıklarını ve yüzünü kaplayan gri sakalını sıvazlayarak beni inceliyordu. Fakat, bırakın beğenmeyi, beni oldukça cılız bulmuştu. Koca evin işini yapamayacağımı söyleyip duruyor ve sürekli olarak hanımını övüyordu. Zahide abla, ilk şaşkınlığını üzerinden atmaya çalışarak adamı tersledi.

_Madem evlisiniz, neden görücü geldiniz?

Pis bıyıklı, çam yarması, kaba saba deri tüccarı, iyice incelmeye ve kibarlaşmaya çalışarak, Zahide ablaya cevap verdi. Konuşurken eliyle ninemi gösteriyordu.

_Mehlika hanım, zevcemi tanır. Yedi göbek ötesi olsak da akraba sayılırız.

Üzerinden atmaya çalıştığı şaşkınlık, Zahide ablayı bırakmıyordu. Nineme kızgın bir bakış fırlattı.

_Hanımım zevcenizi biliyordu demek ki?

Ninem, Zahide ablanın bakışlarından rahatsız olmuş gibiydi. Gene de, olanlardan, pek bir şey anladığını sanmıyordum. Zahide ablaya bakarak konuştu.

_Evet evet! Cezve, cezve'miz var! Kız, hemen yapar kahvemizi!

Ninem, her zaman olduğu gibi, söyleneni, başka bir kelimeye dönüştürmüştü. Fakat, ilk kez, Zahide ablanın sabrı taşmıştı. Olanlardan bi haber, masum masum etrafına bakınan nineme sert çıktı!

_Ne cezve'si hanımım? Zevce'si var!! Evli birini, bile bile, neden görücüye getirdiniz?

Zahide abla öyle çok bağırıyordu ki nineme, yaşlı kadın, suçlu suçlu önüne baktı. Söyleyecek bir lafı yok idi. Üstelik, Zahide abladan da çok korkmuştu.

_Hımmm!! Getirdin, evli olan adamı, şimdi susarsın tabii hanımım! Ah ben ne yapayım, kafamı nerelere vurayım?

Ninem, Zahide ablanın bağırtılarından korkmuş ve sus pus olmuştu. Deri Tüccarı, kinayeli kinayeli konuşmaya başladı.

_Evli isek suç işlemedik ya! Bir hanım var diye, ikinciyi neden almayalım ki? Bana gelen hatunun, kilosunca cevheri olur!(mücevher)

_Neyi olursa olsun! Biz kızımızı sokakta bulmadık! Kuma verecek kadarda bıkmadık. Hanımım büyük bir hata yapıp sizi çağırmış! İhtiyarladı artık! Bir çok şeyin idrakine varamıyor! Hanımım adına, ben, özür diliyorum sizden!

_Özür edecek bir şey yok. Zati ben (eliyle beni gösterir) bu cılız, çelimsiz kızcağızı beğenmedim. Malum ev çok büyük. Gözümün nuru, evimin direği, zevcem yaşlanıyor! Her işe koşamıyor artık. Koca evi çekip çevirecek, hatunuma el ayak olacak, şöyle güçlü kuvvetli bir kadın lazım bana!

_Bakın bey'im kabalaşmak istemiyorum ama, sabrımı taşırıyorsunuz!

_Anlıyorum! Hatun kadın'sınız! Saygı da kusur etmiyorsunuz! Sağolun. Parmağınız da yüksük göremedim! Evli değilsiniz sanırım! Eğer, beni eş'liğe uygun bulursanız, size talibim. Kilonuzca cevher takarım! Üzerinize mal, mülkte yaparım!

Deri tüccarı, Zahide ablayı çok beğenmişti. İmam nikahı yapmak istiyordu. Zahide ablaya, vereceği malları sayıp döküyordu. Bu arada şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutmak üzere olan, Zahide ablanın sesi soluğu çıkmıyordu. Donup kalmıştı. Deri tüccarı ise ne kadar varlıklı olduğunu anlatıyor ve susmak bilmiyordu. O vakte kadar, ben hiç konuşmamıştım. Zahide ablanın şaşkınlığı geçecek gibi değildi. O yüzden bu olaya ağırlığımı koymaya karar verdim. Baya yüksekce bir ses tonu ile bağırdım!

_İstemiyoruz!! Burada size verilecek kız yok!! Gidiniz lütfen!! Ve bir daha buraya hiç gelmeyiniz!

Şaşırma sırası, pis bıyıklı deri tüccarı'nda idi. Aval aval suratıma bakıyordu. Sanırım, cılız ve çelimsiz bir kızdan, bu ses nasıl çıktı diye şaşırmıştı. Bir şey söyleyecekmiş gibi ağzını açtı. Duraksadı. Konuşmaktan vazgeçti. Sonra, bir Zahide ablaya, bir de bana baktı. Sonunda pes edip, omuz silkti. Bezgin bir ses tonuyla konuşarak ayağa kalktı. Dış kapıya doğru yöneldi. Gidiyordu.

_Salak karılar!! Ne haliniz varsa görün! Kurtlanırsınız, evde oturmaktan!! Kurtlanırsınız!! Sizi kimse almaz, ondan sonra!

DEVAM EDECEK...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 494
Toplam mesaj
: 67
Ort. okunma sayısı
: 1933
Kayıt tarihi
: 11.08.08
 
 

1965 doğumluyum.. İstanbul'da oturuyorum.. Edebiyatla ilgiliyim.. Öykü ve denemelerim var.. Öykül..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster