Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
382
 

Kız kurusu-11

- Lütfen izin ver, sadece saçlarını okşayıp boynunu öpeceğim. Ve parmaklarımı dudaklarında gezdireceğim.

- Neden yapacaksın bunları?

- Senden elektrik alıyor muyum diye bakacağım.

- Sadece boynum, tamam mı?

Görücü krizi bitmeden, New York'tan tatile gelen kuzen belası ile uğraşıyordum. Kuzenimle çoccukluğumuz beraber geçmişti. Babasının vefaatinden sonra, annesi ikinci kez evlenmişti. Evlendiği adam, Amerika'lı bir kuyumcu idi. Annesi evlenip New York'a taşınınca, kuzen çok küçük olduğundan nineme bırakılmıştı. Ninem ikimizin bakımını da üstlenmişti. Zahide ablanında olanca fedakarlığıyla büyümüştük. On üç yaşına bastığında, kuzen, annesinin yanına taşındı.

O gün bugün kuzenimi bir daha görmedim. Ara sıra mektup atardım ona. O'da kısa cevaplar yazardı. Pek sevmezdi mektuplaşmayı. Ve işte pat diye gelivermişti. Yıllar sonra, epey değişmiş olarak... Boylu poslu, kaslı vücudu, arkadan bağladığı uzun saçları, esmer teni ile Yeşilçam'dan fırlamış gibi bir hali vardı. Onu böyle görünce, bir an kendimi, bestseller roman kahramanı gibi hissetmiştim. Kuzenimin görünüşünün yanı sıra, huyları da çok değişmişti. Kulaklarına ve burnuna taktırdığı hızmalar ve ağzında çevirip durduğu sakızı ile bambaşka biri olup çıkmıştı. Kuzenim sigarayı çok içiyormuş. Bırarkmaya çalıştığı için sakız ağzından düşmüyordu. Bazen, sakızı balon yapıp patlattığı bile oluyordu. Bunu, ninemin burnunun dibinde yaptığında çok kötü azar işitiyor ama, aldırış bile etmiyordu. Tam tersi, eğleniyor gibiydi.

- Alışkınım ben, morukların bu kaba hallerine!

Her defasında bu lafları ediyordu. Onun her hareketi, her konuşması bana garip geliyordu. Son günlerde, ayarı iyice kaçırmıştı bana göre. Önce, ayak parmaklarımı yıkamak ve ovmak istemişti. İkinci günü, ellerime taktı. O gün ise, boynumu koklamak istiyordu. Baştan beri, onun bu garip isteklerine itiraz etmiştim ama, her sabrın bir sınırı vardır. Benim de sabrım bu kadardı. Masum bir öpücükten ne çıkar diye kendimi avutarak, bu elektrik meselesini çözmeye karar verdim. Hem bu konu, ''burada biter'' düşüncesindeydim. Belki de kuzenim, benden hiç elektrik almayacaktı. Ya da saçımı okşamak hoşuna gitmeyecekti. Sonucun düşündüğüm gibi olması için, bildiğim bütün duaları okumaya başlamıştım. Kuzenimin, saçlarımı okşamasına ve boynumdan öpmesine, bir defalığına izin vermiştim. Sadece bir kez... Daha fazlası olmayacaktı.

- Peki, ilk ve son kez izin verdim. Yalnız çok kısa sürsün!! Anlaştık mı?

- Tamam dedik ya kızım!! Uzatma ama! Elektiriğine bakacağım o kadar!!

Sanki, korkunç bir film seyredecekmişlim gibi, gözlerimi kapatmıştım. Bütün vücudum gerilmişti. Korkarak bekliyordum.

- Öyle kazık gibi durmasana karşımda!! Hereket et biraz!! Rahat ol kızım!

- Oturayım mı? Yani istersen!

- Otur bari!! Eğilirim biraz! Gözlerini de aç yaa!! Canavar mıyım ben?

Kuzenimin söylediğini yapıp, genişçe bir koltuğa oturmuştum. Kuzenim de yanıma oturdu. Önce parmak uçlarını uzun ve dalgalı saçlarımın arasında dolandırdı. Sonra da boynuma dokunmadan, ufak öpücükler kondurdu. Sıra parmak uçlarını dudaklarımda gezdirmeye gelmişti. Hareketleri yumuşacıktı. Parmakları, sanki, bir piyanonun tuşlarına dokunuyormuşçasına ahenkliydi. Gözlerimi açmıştım. Kuzenimin parmak uçları, bu defa, dudaklarıma dokundu. Dudaklarım titremeye başlamıştı. Yalnız, dokunması ve elini çekmesi bir oldu!! Garip bir ses çıkararak ayağa fırladı.

- Iyyhhh!! ıhhhhh!!

O an, olup biteni anlamaya çalışıyordum. Şaşkındım.

- Oh!! my god!! Beter birşeysin sen yaa!!

Kuzenim bağırıp duruyordu. Söylediklerine pek bir anlam veremiyordum.

- Kızım!! Elektriğin beni çarptı!! Aman Tanrı'm!!

- Bilerek mi yaptım sanki? Allah vergisi, ne yapayım?

- Hımmmm! Peki, peki seninle daha fazla uğraşamayacağım!! Soğuk bir duş alırsam kendime gelirim belki!!

Kuzenimin çok sabırsız ve aceleci bir kişiliği vardı. Olaylar istediği gibi sonuçlanmayınca, hemen bir kaçış yolu bulurdu kendisine. Onun bu huyuna, sorumsuzluk da denilebilirdi. Sanırım babasız büyümesi nedeniyle böyle olmuştu. Hercai bir gençti. Kime ne olmuş hiç umursamaz, çevresindeki insanları düşünmezdi. Günü birlik yaşıyordu.

- Aklın başında değil ki!! Ne yaptığını bilmiyorsun sen!!

- Hadi kızım, sen işine bak!! Moruklar gibi konuşma!

- Öfff!! yaaa.... Konuşanda suç zaten!!

- Ben kaçtım!! Yuuu huuuu!! Banyoya dalışşş!! Bir, iki, üç.....

- Duyarsız ne olacak!!

Kuzen banyoya kaçmıştı. O gidince, olanları kendimce yorumladım.

- Anlaşılan fazla elektrik var bende!! Çok fazla hemde!!

DEVAM EDECEK............

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 494
Toplam mesaj
: 67
Ort. okunma sayısı
: 1925
Kayıt tarihi
: 11.08.08
 
 

1965 doğumluyum.. İstanbul'da oturuyorum.. Edebiyatla ilgiliyim.. Öykü ve denemelerim var.. Öykül..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster