Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '08

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
585
 

Kızımı Kurtarın (Gone Baby Gone)

Kızımı Kurtarın (Gone Baby Gone)
 

Neden sinema kategorisinde değil de bu kategoride yazdığımı yazıyı okursanız anlayacaksınız. Bu filmi izledikten sonra bende bıraktığı etkilerden bahsedeceğim. Neden böyle filmlerin bizim Türk filmlerine çok sık konu olmamasını da anlayacaksınız. Ya da ben öyle bir kanıya vardım. Film iyi hoş. Gerçi Ben Affleck'in ilk yönetmenlik deneyimi olduğu hemen anlaşılıyor ama oynayanlar iyi. Bir de kardeşini oynatmış o da ayrı bir mevzu.

Her neyse konumuza gelecek olursak, konu film değil. Filmde bir çocuk kaçırılıyor ve ahali onu bulmaya çalışıyor falan. Araya bir de tecavüz için çocuk kaçırılma gibi bir konu sokulmuş ki, anne-baba olan da olmayan da içi kalkarak seyreder herhalde o sahneleri. Gerçi çocuğu olmayan çocuğu olan kadar kötü etkilenmeyecektir filmden. Ben filmi izledikten sonra çocuklarımı yataklarında uyurken gidip öpme ihtiyacı hissettim. Onların kaçırılma fikirleri bile yedi bitirdi beni, ki gerçekten böyle bir şey yaşasam ne olur bilemiyorum.

Ben on apartmandan oluşan bir sitede büyüdüm. Sokağa çıktığımızda babam hep bizim apartmanın önünde oynamamızı isterdi. Sitedeki tüm çocukları bizim oraya toplardık. Halbuki herkesin evinin önü ayrı. Ama babamın istediği olurdu. Diğer çocuklar da uyardı buna. O zamanlar kızardım babama. Tatillerde de yanından ayırmazdı. İlla bir yere gideceksek ağbi-kardeş birlikte yollardı bizi. Eminim o yine de uzaktan izlerdi bizi. Büyüdük falan ama hala uzaktan da olsa takip ettiğini hissederim hep. Zaman geçtikçe, turistler daha birçok geldikçe, onlarla daha bir sıkı fıkı olmaya başladıkça bir söylem çıkmaya başladı ortaya. Yok efendim ne kadar serbestlermiş. Biz onlar gibi olamıyormuşuz. Bak onlar beş çocukla gelmiş, beşi de oturmuş kendi kendine yemek yiyormuş. Aaa bak iki yaşındaki bebek kendi kendine havuzda yüzüyormuş anne baba oralı bile değilmiş. Orada çocuklar 16 yaşında evi terk ediyormuş. vs.

Ne münasebet efendim. Özenilen şeylere bakın lütfen. Bu özgürlük safsatalarına özenenler çocuklarını kaçırılmasına da özensinler o vakit. Filmdeki çocuğun kaçırılma anı annenin çocuk uyuyor diye yan komşuya gitme anına denk geliyor. Pes yani. Evde çocuğu uyutup komşuya gidiliyor. Buna mı özeneceğiz? Ya da iki yaşındaki oğlumu havuza atacağım. Ben de gözlerimi kapatıp kendimi güneşin o sıcak kollarına teslim edeceğim. Yok yaaa. Gözümü bir dakika bile ayırmayacağım gibi, havuzun içinde de yanında olurum. Ha ne olur yüzmeyi biraz daha geç öğrenir bu mudur? Ya da oğullarım kendi başlarına yemek yemiyor diye tükaka çocuklar mı olacak? Varsın olsun. Bugün yemez ama yarın elbette yiyecek. Ben mi rahat edemem gittiğim yerde? Olsun özgür olacağım, rahat çocuk yetiştireceğim diye çocuğumu her ne sebeple olursa olsun kaçırılma, kaybolma, ortadan yok olma ihtimali, riski altına sokamam. Bizim memlekette öyle aman aman çocuk kaçırma olayı yok. Daha ziyade para için kaçırılanların hikayelerini duyuyoruz. Elbette başı boş gezen çocuklar suistimale uğruyor, ama ya bizim gibi çocuklarını dizlerinin dibinden ayırmayan, gözlerinin önünden kaybolmasını istemeyenlerin çocukları? Sizce diğerlerine göre şanslı değiller mi? Bizimkiler de 16 değil de 20 yaşında gitsin evden ne olacak? Başımın üstünde yerleri var. Yabancılar gibi gitsinler diye gözlerinin içine bakmayız ki biz evlatlarımızın.

Yani diyeceğim o ki, babam haklıymış. Çocuk dediğin gözünün önünden ayrılmayacak. İti var uğursuzu var, var da var. Hele şimdi eskiye oranla daha çok şeyler var. Aman diyeyim siz siz olun şu yabancıların çocuk yetiştirmelerine özenmeyin. Filmlerine bile konu ediyorlar kendi ayıplarını. Yaşam orada öyleymiş. Banane. Ben diyelim ki Amerika'ya yerleştim. Yine çocuklarımı gözümün önünden ayırmam.

Filmi izleyince bu konuda daha bir fanatik oldum. Biz Türk insanı en doğrusunu yapıyoruz. Bakın görün ilerleyen zamanlarda onlar bize özenecek. Benden söylemesi. Hadi şimdi gidip öpün çocuklarınızın yanaklarını.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Babam da bizi küçücüktük sinemaya gönderirdi abimle biz de sevinirdik artık büyüdük yalnız gidebiliyoruz sinemaya diye bir gün film arasında gazoz almaya çıktığımızda babamla yüz yüze geldik hiç unutamam bizi takip ediyormuş...Şimdiki anne babalar biraz daha rahat galiba... sevgiler

Meral Yağcıoğlu 
 08.02.2008 14:28
Cevap :
Babalarımz doğrusunu yapıyormuş inanın. Ben de çok kızardım. Bir gün dershaneye giderken görmüştüm bende babamı. Nasıl beceriyordu bilmem. Benden sonra çıkıp bana yetişmeyi. Şimdiki rahat anne babalar rahatlıklarının cezasını çekiyor ve de çekecektir zaten. Babanıza saygılar. Sevgilerle  08.02.2008 14:50
 

20 değil 30 -40 yaşınada gelse anne baba çocuklarını hep gözünün önünde istiyor...Eşim 39 yaşına girecek kayınvalidelerle aynı binada oturuyoruz.Ne diyor biliyormusun, sizin buradan başka yere taşınmanızı hiç istemiyorum Oğlumun sabahları akşamları işe geliş gidişlerini hergün nasıl görürüm yoksa diye dertleniyor kadıncağız..Yani kaç yaşına gelinirse gelinsin hep gözlerinin önünde olmasını istiyor anneler babalar...Ülkemizde ailelerin gençlere sahiplenci yapısı fazla oldığu için ekonomik çöküntülerden dolayı doğan olumsuzluklar diğer başıboş ülkerle göre daha az zararla atlatılıyormuş biliyor musun:? uzun oldu yorumum :) Sevgiler

Sema CURUK 
 08.02.2008 13:01
Cevap :
Abartmamak lazım bazı şeyleri. Elbette kaç yaşında olursa evlat yine evlattır. Ama belli bir yaştan sonra artık evladımız kendi sorumluluklarını almak durumunda olduğu için daha rahat olmamız gerekir. Sağol uzun yorumun için. Sevgiler  08.02.2008 14:06
 

Zaman zaman gidiyorum New York'a, yaşam tarzlarını yakından takip etme imkanım oluyor... Bazı yönlerine hak vermiyor değilim, biz erken yaşlarda sorumluluk vermiyoruz, bu biraz hayata atılırken ve ileriki yaşamlarında da dezavantaj olabiliyor ama senin değindiğin konularda yerden göğe kadar haklısın canım... Biz iyiyiz evet.... :) Sevgilerimle...

Sema Sener 
 08.02.2008 12:49
Cevap :
Sorumluluk konusunda haklısın ancak onlarda çok erken başlıyorlar sorumluluk vermeye ve çok erken kaybediyorlar çocuklarını. Biz Türk analarının yüreği el vermez o kadar erken ayrılmalarına. Sorumluluk sahibi olunuyor er ya da geç. Sen her iki kültürü de görmüş biri olarak ne demek istediğimi anlıyorsun. Sağol destekleyici yorumun için. Sevgiler  08.02.2008 14:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 713
Toplam mesaj
: 146
Ort. okunma sayısı
: 2912
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

İzmir Cumhuriyeti'nde yaşıyorum... Sarmaşık Sanat Atölyesi'nde ebru sanatı ile uğraşıyorum. En es..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster