Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '17

 
Kategori
Futurizm
Okunma Sayısı
23
 

Kızının, "mor" hediyesinin bedelini ödemeyi unutan "abla", "akılsız köpeği yol kocatır!" der, döner.

İki hafta önce, kızının anneler günü hediyesi olarak aldığı enerjinin ikinci doz/taksitini, bu kez, -aynı günlere rastladığından- doğum günü hediyesi olarak almak üzere, Cuma sabahı 9:00'da Selamiçeşme'de olan "abla", Reiki Master hanımın masaj masasına, bir önceki gelişinde kendisine giydirdiği yeni enerji elbisesinden memnun, daha ne ekleyebilir acaba, merakıyla uzanır.
 
Huzurlu müziğe bu kez biberiye kokusu eşlik ederken, bir öncekindeki gibi, "abla"nın başından başlattığı çalışmanın ilk etabında, enerjiyle sıcacık ellerini gözleri ve elmacık kemiklerini örtecek şekilde yerleştiren öğretmen hanımın, dişlerde bir problem olup olmadığı sorusunu, "üst çenede mine aşınması nedeniyle aşırı duyarlılık yüzünden sızlama" diye yanıtlayan "abla"nın gözü önüne, yanağı altından yanıp sönen kırmızı ışıkla rapor veren diş görüntüsü canlanır.
 
Çalışma, bir önceki seanstan farklı, kalp çakrasının arındırılması amaçlı "kristal kalp" dileği/niyetiyle sürerken, ille de herşeye kendi yorumunu katma merakındaki "abla", şıkır şıkır ışıldayan saf kristal ışıklı kalbine bir de kırmızı gül ekler. Bir sonraki aşamada, çocukluğunun en eski aşamasına gitmesini isteyen öğretmen hanımın rehberliğiyle -2004'teki seminerlerde oralarda çok dolaştığı halde, yorgun annesinin gözünden kendini sakladığı için ortanca kardeşinden başka çocuk görmediğinden- bir bebeklik görüntüsüne şaşkınlıkla ulaşan "abla", içindeki koca kafalı, kara bukleli çocuğu kucaklar, -kokusunu duyduğuna yemin edebilir!- öper, sever, sıkıca göğsüne yaslar, sarmalar, avutur.
 
Düşmelerden gelen bel ve bağlı olarak sağ bacak arızasına özel olarak ağırlık veren öğretmenin çalışmasını, "abla", imgeleme yaparak destekler. Kapalı gözleri önünde hayâl gücünün sahnesi hazırdır; uyluk ve kaval kemiği üzerine serili, donuk, soğuk, beyaz bezleri, hışımla toplayıp küçük bir bavula tıkan -biri-, acı, çekilme, kasılma, kamaşma duygularıyla doldurduğu çantayı alıp, kapıyı ardından çarparak çıkar, gider!
 
Omuz, göğüs ve boğazına enerji aktaran öğretmenin, "çok güçlüsün, öyle hırsla değil, yumuşacık, her güçlüğün üstesinden gelirim demişsin..." demesini, -eskilerde olsa ego'su Sebastian'ı şişirecek sözlerini- "abla", avatarı olduğu Basiret Hanım bilgeliğiyle, sakince "her zaman biliyordum, ne bildiğimi bilmiyordum" diye yanıtlar. Kendi isteği dışında gelişen ikinci evliliği öncesinde, yaşamaktan çok yorulduğu/vazgeçtiği sıra, bademcik ameliyatı için aldığı narkozdan uyanmamayı dilediği zaman aralığında -sonradan annesinin dualarının aktive ettiğini anladığı- otomatik pilot (sağduyusu, yüksek benliği, Ben'im Varlığı, Tanrısal yanı Basiret Hanım) kontrolüyle, "bedenimin bir yanı, her zaman ego'm dışında çalıştı, bunu gördüm de ne demeye geldiğini anlamam çok sonra" diyerek açıklar.
 
Sağ kulağındaki, Fatma'nın -Meryem'in- eli küpesini çıkarır, embriyona benzeyen kulak kepçesinin, bedendeki belli noktalara karşılık gelmesi prensibine dayalı kulaklarla çalışma sonrası "abla", öğretmenin, bu iş için günde üç dakika ayırmanın şaşırtıcı sonuçlar verdiği önerisini kulağına küpe yapar.
 
Çakralar üzerindeki, hastalıklara ortam hazırlayan tıkanıklık giderici çalışmanın sonlarına doğru -yaratıcılığı da destekleyen- cinsellik çakrasının açık ama epeydir kullanılmamış olduğunu saptayan öğretmene "abla", o enerjiyi yazmaya aktardığını söyleyerek kendini savunur. Bedeninin, yumuşak köpükten bir kabukla sarıldığı imgesinin ne olduğunu anlamaya çalışırken hanımın "auranızı kalınlaştırıyorum, hissediyor musunuz?" sorusuyla bir kez daha şaşkınlık yaşar, tabanlarında bile kalınlığını hissettiği ışık kozasını, sağlam, hafif, dışı beyaz içi kırmızı astronot giysisi olarak tanımlar.
 
Çalışmanın sonunda, yarım litrelik pet şişenin ağzı kesilerek üretilmiş huniyi dişleri arasına sıkıştırarak yer minderine uzanmasını istediği, -stres hallerinde soluk alışverişini kesme eğilimindeki- "abla"nın nefes kontrolünü yapan, ortaya çıkan manzarayı verimsiz bulan, beden ve ruh sağlığının başarısının büyük kısmının, doğru nefes alışverişiyle mümkün olduğunu anlatan öğretmen, 50 yaş altı -5'er kişilik- hanım gruplarıyla yaptığı Nefes Koçluğu çalışmalarına katılmasını önerirse de, Kuzey Ege'deki evine dönme heyecanı içindeki "abla"nın bunu becerebileceği şüphelidir.
 
Öngörülen birbuçuk saatlik süreyi aşarak 2 saat 15 dakika süren seans bitiminde vedalaşarak ayrılan "abla", yol boyu içinde fıkırdayan bir eksiklik, tuhaflık var duygusunun farkına vardığında, Kadıköy Meydanı'na varmıştır bile; kızının "abla"ya doğum günü hediyesi, ikinci enerji dozu seansı bedelini ödemeyi unutmuştur! Yaşamı boyunca en dikkat ettiği konulardan biri olmasına karşın, -yıllar önce bir keresinde, Şişli Yeniköy dolmuşunda, dikiz aynasından kendisine, ücret ödememiş gibi dik dik bakan şoföre içerleyişinde olduğu gibi, üstelik adam haklıdır-, akılsızlığına bu kez eskisi kadar kızmaz kendisine hakaretler yağdırmaz. İskelenin öte yanına düşen Bostancı dolmuşuna biner, "akılsız köpeği yol kocatır!" diye söylenerek gerisingeri döner, -Salı günü görüşecek olmalarına karşın- ödemesini yaptığı öğretmen hanıma, bu olaydan, aklın yerini sezginin almakta olduğu son zamanlarda aklı devre dışı bırakmakta acele etmemek gerektiği dersini aldığını bildirir, bir kez daha vedalaşırlar.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 591
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 49
Kayıt tarihi
: 27.07.15
 
 

İstanbul'da 20 yıldan fazla, tasarımcı grafiker olarak çalışırken bir kız çocuğu da yetiştiren "a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster