Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1143
 

Kızların ahlakını bozuyormuşuz!

Bir Beden Eğitimi Öğretmeni olarak, son günlerde hiç şaşırmadığım olaylar gerçekleşiyor.

Beden Eğitimi Dersleri ilköğretimlerde 1 saate düşürülmüştü. Bu sene Liselerde seçmeli yapıldı. Yani tamamen kaldırıldı.

İlköğretimlerde Spor etkinliği diye seçmeli bir ders var. Tabii adından da anlaşılacağı gibi, bu bir branş dersi ve her öğretmen giremez. Sadece Beden eğitimi öğretmenleri girebilir. Yoksa bu dersin ne işi var? Beden eğitimi öğretmeni girmeyecekse, böyle bir dersin anlamı olmaz ve kaldırılması gerekir. Son uygulamaya bakarsak, bu derse lüzum var ama Sınıf Öğretmeni ya da idareciler girecek.

Alınan karar bu doğrultuda. Bu uygulama 4. ve 5. sınıflar için geçerli. Ders kalıyor, beden eğitimi öğretmenleri gidiyor:))

Liselerde ise ilginç bir şekilde ders tamamen kaldırıldı. Müzik resim ve beden eğitimi dersleri seçmeli yapıldı. Öğrenciler üçünden birini seçebilecek. Diğer dersler verilmeyecek, öğretmenleri ise açıkta kalacak, kısaca defedilecek. Defetme uygulaması başlamıştır.

Yani Öğretmen milleti, öğrencinin insafına kalmıştır:) Birçok arkadaşım açıkta kalmış, kıyıda köşedeki okullara ihtiyaç olmasa bile sürülmüştür.

Bu uygulamanın neden yapılmış olabileceğini irdeleyelim. Çok önemli bir nedeni var tahminimce, yani ılımlaşan bir Ülke için geçerli bir neden.

Kızların genel ahlakını bozuyoruz! Kız öğrenciler şort ya da eşofman giymek zorunda kalıyorlar, aktifleşiyorlar, kısaca hayatı tanıyor ve mücadele etmeyi öğreniyorlar. Sporun ruhunda vardır mücadele. Bir kere tattın mı, hayatın hep mücadele etmekle geçer.

Güneydoğu da çalışan bir beden eğitimi öğretmeni arkadaşım, bir velinin saldırısına uğruyor. Konu; kızının pantolon giymesini istemiyormuş. Veliyi uzaklaştırıyorlar, dışardan bağırmaya başlıyor:

Hadi başbakan, ne zaman kaldıracaksın, bu dersleri! Kızların ahlakını bozuyorlar!

Şimdi Demokratikleşen bir ülkede, biliyorsunuz son zamanlardaki açılımın amacı demokratikleşmeydi. Yani bizim istediğimiz oydu. Demokrasi oyunları ile başka yere varmak isteyenler, bizim düşüncelerimizi, isteklerimizi gerçekleştirmemek için bir neden olamaz. Yani birilerinin asıl amacı bu değil deyip, biz de demokrasi istemekten vazgeçemeyiz, öyle değil mi?

Dediğim gibi demokratikleşen bir ülke de, o zaman diyeceğiz ki, adam kızına eşofman giydirmek istemiyorsa giydirmesin, bu onun en demokratik hakkı.

Bir düşünelim, böyle bir demokratik hakkı olmalı mı insanların?

Yakın zamana kadar isteyen kızını okula göndermiyordu. Sonradan hepimizin beğendiği bir uygulama ile çocukları okula göndermek zorunlu oldu, göndermeyene önce para, sonra da hapis cezası uygulaması başladı. Bunun üzerine zorunlu bir şekilde kızlar okula başladılar ve Ülke adına sevindirici bir haberdi. Yani çocuklar devletin koruması altına alındı!

Şimdi diyebilirmiyiz, bu onun en demokrat hakkı, istemiyorsa göndermesin çocuğunu okula. Diyemeyiz. Çünkü bizler eğitimciyiz. Görevimiz eğitmek, cehaleti yok etmek. Cahil olduğu için kimseyi suçlamaya hakkımız yok ama eğitme zorunluluğumuz var. Çocukların okula gitmeleri, çocuğun demokratik hakkıdır, velinin değil. Çocuğun eşofman giyip giymemesi , yine kendi demokratik hakkıdır. Ailesinin değil. Bu kararı aile veremez. (Çocuk Hakları diye birşey var! )

O çocuğu eğitmek doğruyu yanlışı öğretmek benim görevimdir. Zaten bir çocuk kendi kararı ile ben eşofman ya da şort giymek istemiyorum derse, bizim görevimiz doğruyu gösterip, ona yardımcı olmaktır. Ama okula göndermek zorunlu ise okulun kurallarına uymak da zorunludur. Bu kural, çocuğun beden eğitimi dersine ihtiyacı olduğunu, bu derslere de etekle girilemeyeceğini söylüyor. Bu kuralı koyanlar yine eğitimcilerdir. Cahil insandan daha fazla doğruyu biliyorlardır.

Küçücük çocukların eşofman giymesini önlemenin mantığı nedir? Eğer o çocuğun eşofmanı sorun yaratıyorsa, insanların vicdanlarını temizlemesi, çocuklar üzerinden oyunlara girişmemesi önceliklidir. Sorun eşofmanda değil, sorun gözlerde ve içindeki pis düşüncelerdedir. Değiştirilmesi gereken, insanların beyinleridir. Çocuk haklarını korumak, devletin asli görevidir.

Şimdi bir düşünün, beden eğitimi dersleri kalktı. Bir çocuk için büyük bir yıkım olmasının yanında( en sevdikleri ders çünkü), deşarj olmak için yeni yollar üretecektir. Spor yapan çocuk, sigaradan, alkolden, kötü arkadaşlardan, sokaktan uzak durur. Günde beş saat antrenman yapalım, hiç kaçırmadan katılır :) Yapmayan çocuk ise kendini sokağa atıp, eğlence peşinde koşabilir. Okullarda artan uyuşturucu kullanımının engellenmesi, şiddetin artmasının önlenmesi Spor sayesinde mümkündür.

Üstelik şimdi TV lerden izlediğiniz o milyarlar kazanan sporcular, ülkemizi temsil edenler, kesinlikle bir Beden Eğitimi Öğretmeni sayesinde oraya gelmişlerdir. Sizin ülkenizi temsil edecek sporcuları kim yetiştirecek bundan sonra? Özel antrenörler mi? Trilyonlar ödediğiniz Fatih Terimler mi? Biz üç kuruşla onun yaptığı işi yaparken, o bizim yetiştirdiğimiz sporcularla Trilyonlar kazanıyor. Kazansın. Ben Fatih Terim değilim, ben bir eğitimciyim. Bir tek benim okulumda 600 öğrenci var. Bunların arasından en az 10 öğrenci yetiştiririm. Bu öğrenciler bu ülkeyi temsil ederler. Mutlaka yetiştiririm. Senin antrenörün 10 kişi arasından bir sporcu yetiştirebilecek mi acaba? Benim görev yaptığım okulda aile sorun çıkarmasaydı, 1. lige üç kız öğrenci göndermiştim.

Beden eğitimini kaldırmak isteyenlere, kim sporcu yetiştirecek? Ya da 1 saat beden eğitimi dersinde, çocuk üstünü değiştirmekten başka birşey yapamazken, bir de sporcu yetiştirmemiz mi beklenecek? Akdeniz Oyunları için aday olurken, olimpiyatlara aday gösterilirken, Dünya kupasına aday olurken, diğer yandan spor yapılmasını engelliyorlar. Tüm bunların ülke gelişmişliğine, turizmin gelişmesine de katkıları varken üstelik!

Peki o çocuğun stresten uzaklaşmasını, takım ruhunu öğrenmesini, paylaşmayı öğrenip, mücadele ruhu kazanmasını kim sağlayacak? Din Kültürü Öğretmeni mi?

Hala Din Kültürü dersleri iki saat ve zorunluyken, üstelik öğretmeni olmayan okullara imamlar gönderilirken, diğer derslere bu zulüm, ılımlaşmamız açısından çok mantıklı aslında.

Cumartesi günü Türkiye nin dört bir yanından gelen Beden Eğitimi Öğretmenleri Ankara da eylem yaptılar. Arkasından gelen açıklama ise içler acısıydı. Liselerde ders sayısını bile bilmeyen, toplama işlemini yanlış yapan insanların şaka gibi açıklamaları, bu halkı nasıl cahil gördüklerinin göstergesidir.

Geleceğimiz adına, demokrasi adına, bu adımın geri çekilmesi şarttır. Yapılan yanlıştan bir an önce dönmek, bu hatayı düzeltmek gereklidir. Kendilerini yetiştiren Öğretmenleri cahil yerine koyup, hatalı açıklamalarla durumu lehimizde göstermeye çalışmak, büyük bir ayıptır.

Eskiden Almanya da, Turnen cimnastiği denen sporu, tüm halkın yapması zorunlu tutulmuştu. Spor, bir ülkenin gelişmişliğinin göstergesidir. Sporun geçmişi çok eskiye dayanır ve birilerinin kendi emelleri için bunu yokedecek gücü yoktur. Dünya spor yapıyor:)) Türkiye de pasifleştiriliyor.

Eğer bunun başka bir açıklaması var ise yetkililerin mutlaka, bir an önce Türkiye Halkına bunun açıklamasını yapması zorunludur.

Bizler eğitimciyiz. Bizler Fatih Terim değiliz, olmak da istemiyoruz. Biz Olmazsak, spor gelişmez, Sporcu yetiştirilmez. Bizim eğitimci yanımız sayesinde, Atatürk' ün sözünde ki sporcular yetişir. Zeki çevik ve Ahlaklı. Müsabakalarda küfür eden, Ülkeyi küçük düşüren sporcular değil. Daha iyi bir spor geleceği için Beden Eğitimi Öğretmenlerin şartları geliştirileceğine, giderek aşağıya çekilmiştir.

Şimdi soruyorum yetkililere: Neden Beden Eğitimi Derslerini kaldırmaya çalışıyorsunuz?

En demokratik hareket, cehaleti ortadan kaldırmaktır. Bu iş de, biz eğitimcilere düşmektedir.

Bu son, cehalet kokan atılımı engellemek, yine biz Öğretmenlerin görevidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşayasın sen! Sırf bu kısıtlamalar, görgüsüzlüklerden dolayı Olimpiyatlaarda esamemiz okunmuyor. Örümceği soktular kafalara. Bir örüümcek spor gibi b ir devle nasıl başa çıkabilir? Mümkünmü. Onlar bitrer, "behey gafil!"

Muzaffer Cellek 
 27.04.2012 16:58
 

Ablacım, bir süred,r yoktum. Yazılarını okuyamadım kusura bakma. İçim sızladı yazını okurken. Durumun böyle olmasına değil -çünkü böyle olacağı yıllardır yavaşça süzülen bütün işlemlerden belliydi- bir şeyler yapamayışımıza. Ayrıca şu bey var ya tahammülü yokmuş her yazıda Amerika'yı keşfetmeye hani :) kendisinin gereksizlikten başka bir şey olmadığını düşünüyorum. Sayfasına bir göz attım da, son yazısını okumak yetiyor kibrini anlamaya. Yazısına yorum yapmayanlara atıflarda bulunmuş da kendileri :) Çok güldüm. Egoizm kötü bir şey. Spor bunu da yok eder, özel dersler versen diyorum o şahsa:) Yazılarını özlemişim ve elbette duyarlılığını da. Yüreğine sağlık...

Mavi. 
 29.10.2009 10:57
Cevap :
Hoşgeldin güzel kız. Özlemişim seni,yorumun gelince mutlu oldum:) Evet yıllardır yavaşça süzüldüler, güzel tespit.Bakalım zaman ne gösterecek.Bahsettiğin şahsa gelince, acaba beni neden kimse okumuyor,diye düşüneceğine, bu kadar kaliteli yazıyorum ve beni okumuyorsunuz diye, konuşan birinin ne kadar önemseneceği malum zaten:))) Ne spor ne başka birşeyin iyi geleceğini sanmıyorum,ümitsiz bence:)) Öpüyorum güzelim gözlerinden.Sevgilerimle.  29.10.2009 16:27
 

...öğretmenlik statüsünden saymayan her telden çaldığını söyleyen ve de siyasetçilerin bile ensesinde olduüğunu söyleyen yazar; espriden anlarım ama sizinkisi gerçekten espri de değil, gerçek dağarcığınızı sergiliyorsunuz. Beden eğitimi sözcüğünü neden sadece bedene odaklayarak kısır bir döngüye giriyorsunuz? Disiplin, sabır, intizam eğitimini acaba öğrenci hangi derslerde alıyor ki? Günümüzde bazıları sadece adam yerine konduğunu görebilmek için hiç anlamadığı bir konuda anlaşılmaz söz söyler oldu. Hayret, biz de böyleleri olduğunu bildiğimiz halde yine de kaale alıyoruz. Ama almak zorundayız; çünkü içimizden birisi.

Yüksel ÖNAÇAN 
 25.10.2009 12:37
Cevap :
Merhaba. Hoşgeldiniz, iyi ki geldiniz, çok dertliyim ki sormayın:))) Güzelce açıklamışsınız teşekkür ederim. Herşeyi bildiğini iddaa ediyor,tamam konuşalım diyorum, kabul etmiyor:) İçimizden birisi cümlenizi onayladığım için cevap veriyorum, maalesef birşey değişmiyor. Duyarlılığınıza çok teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla.  25.10.2009 16:03
 

Hem psikoloji eğitimi aldım diyorsun, hem öğretmenim diyorsun hem de ''Ruhumu şeytana sattım.'' diye blog yazıyorsun ve blogunun '' Hakkımda'' bölümüne aynen şunu yazıyorsun:'' Kendi kendimi tanımaya çalışıyorum,bir türlü çözemiyorum.''. Kendini bile çözemediğini'' ve '' Ruhumu şeytana sattım.'' diye blog yazan birine psikoloji bilimi nasıl yaklaşır? Kendimi beğendiğimi söylemedim, çok şey bildiğimi söyledim ki bu da doğaldır; çok okuyan çok öğrenir çünkü. Sana hakaret falan da yapmadım. Sen eleştirilere hakaret diyorsun. '' Ceylan Kanı '' adlı bloguma yazdığın yorumlar ise safi hakaret ve yetkililere '' Görevi ört bas etmek.'' iftirası ve hakareti içeriyor;vicdan ensede olmaz,ensendeki rahatlık vicdandan değil.Spor konusuna gelince;20 yıllık bir araştırmamın sonuçlarını buraya yazmamı bekleyemezsin değil mi?Kitap olarak çıkınca alır okursun.Eleştirilmek hoşuna gitmiyorsa, yazmayacaksın. Sen yalnızca beğenilmek için yazıyorsun sanırım.Bir de tehdit ha?

Necdet  
 23.10.2009 18:51
Cevap :
Ya Necdet Bey inanılmaz boş şeyler söylüyorsunuz. Bakın domuz gribi yazıma gerçekten doğru dürüst bir eleştiri getirdiniz, sizi ciddiye aldım. Benim kişilik özeliklerim, sizi bilim ile ilgili bir sonuca götüremez. Lütfen biraz duyarlı davranın ve rica ediyorum, sadece yazıları tartışalım. Yoksa yazmayın bana. Yazı ile ilgili eleştirileri kabul ediyorum, kişiliğimle ilgili olanları etmiyorum. Bir sakıncası yoktur umarım:))) Ya ben öğretmen değilim,sizi kandırdım, özür dilerim, bilimle de işim yok, tamam mı, lütfen biraz önemli şeylere kafa yorun. Aileniz yok mu? Çocuklarınız filan, ne bileyim,çalışın para kazanın,hah işte kitap yazın en iyisi. İlk ben alıp okuyacağım.Ben önemsiz bir ayrıntıyım, uğraşmayın, oldu mu? Gerçekten sıkıldım, sizi kırmamaya çalışıyorum ama oyalıyorsunuz beni, hem de boş işlerle. Benim sizin kadar boş vaktim yok. Bir daha yazarsanız cevap almayacaksınız. Saygılarımla.  25.10.2009 16:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 724
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2073
Kayıt tarihi
: 15.09.08
 
 

Burdayım ya, gerisi teferruat ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster