Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
835
 

Klavye kıvraklığından yoksun bel altı vuruşların sakıncaları

Klavye kıvraklığından yoksun bel altı vuruşların sakıncaları
 

Blogda taşlar yerli yerine oturuyor; “canım-cicim” zamanları bitti ve “ballı aylar” da geride kaldı! Benzerlerin “saflaşmaları” ve “tabya” seçimleri son hızla sürüyor. Bence çok da iyi oluyor. Zira “olması gerekenler” oluyor!

Bu satırların yazarının her fırsatta karşı çıktığı ve eleştirdiği oldukça “yapay” bir söylem vardı, hatırlarsanız…

“Bizler burada bir aile gibiyiz!” diye başlıyordu, bu ayakları yere basmayan ve dillere pelesenk edilen söylem!

“Sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, duygularımızı, kısaca yazılarımızı paylaşıyoruz!” diye sona eriyordu!

Son tartışmalara şöyle bir göz attığımızda, bizlerin burada “ bir aile gibi” olmadığımız ve hiçbir şeyi de “paylaşmadığımız” “net” bir şekilde anlaşılır sanırım!

Vakti zamanında, insanın olduğu yerde “tartışma, yarışma, kapışma, rekabet, fikir ayrılığı, kıskançlık, aşk, nefret, dostluk ve düşmanlık olur” demiştik. Hele ki Türkiye gibi “homojen” olmayan bir ülkenin insanlarıysak ve toplumun değişik katmanlarından ve bölgelerinden gelip bu güzel sitede yazı uğraşı içindeysek, yukarıda belirttiğimiz sürtüşmeler de kaçınılmaz bir şekilde tezahür eder tabii!

Ama inanın, olması gereken de budur zaten!

Darbelerden “mağdur” olmuş, öğrenimini aksatmış, maddi ve manevi yönden yıpranmış ve hatta zindanlarda yatmış bir üye ile “darbeleri öven” bir üyenin, aynı “ailenin” bireyleri gibi davranamayacaklarını ve sık sık “tartışacaklarını”söylersek, pek de yanılmış sayılmayız sanırım.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Hayata değişik açılardan bakan ve algılayan dört bin üyenin “birlik ve beraberlik ruhu içinde” klavye başına oturmaları ve “aynı düşünceleri savunmaları” beklenemez zaten!

Kısaca belirtmeye çalışırsak… Zorlu bir döneme girmiş bulunuyoruz. MB idaresinin omuzlarındaki yük ağırlaştıkça, ister istemez bazı “önlemler” ve “yaptırımlar” da devreye girebilir sanıyorum… “Üyeliğin silinmesi”, “Güvenilir üyelik” anlaşmasının iptali gündeme gelebilir!

Mahkeme kapılarında sürünmeden “tartışmak” ve “hakaret etmeden” düşünce açıklamak elbette mümkün. Unutmamak gerekir ki, “yazan” kadar, “yayımlayan”da sorumludur!

Bu durumda iş “klavyemize” düşüyor tabii!

Düşüncelerimizi savunurken kullandığımız sözcüklere biraz dikkat etmek gerekiyor! İsim zikretmeden ve konuyu kişiselleştirmeden meramımızı anlatmamız gerekiyor. Nasıl bir örnek verebiliriz bilemiyorum…

“Orhan Pamuk’un kitaplarını alıyorum ama daha 30 sayfa okumadan fırlatıp atıyorum!” diye övünen birine yekten “aptal” derseniz, suç işlemiş olursunuz! “Orhan Pamuk’u beğenmemek” de bir görüştür ve saygı duyulması gerekir! Ama “beğenmemekle övünmek" tartışılır tabii.

Ama klavyenizde biraz “kıvraklık” varsa… İçinizde “ukde” kalmadan ve mahkeme kapılarında sürünmeden düşüncenizi ifade edebilirsiniz…

Kişi, karşısındakinin değerini; kendisindeki kadar algılayabilir!” derseniz…

Anlayan anlar!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sizi eleştireceğim yine, çünkü bana göre tartışma başlıkları gene karıştı . Konu THK 'ya yapılan bağışların takip edilebilmesi mi idi, edilememesi mi idi? Yoksa türban mıydı? bahsi geçen bir hanımın ilgili yorumunu / yazısını okumuştum. Bana göre gündemi yanlış yerde kullanmış bir hanımefendi. Ama doğrudur, o hanım olmasa bile insanların bu konuda sorunları var, görmezden gelinemez. Peki bu problemin (türban) , tartışılan genel bağış takibi ile ne alakası var? Şimdi ben size soruyorum; asıl konu bağışların takibi ve şeffaflık iken rota nasıl türbana kaydı? Asıl meram türban mıydı yoksa bağış takipleri mi? Özden uzaklaşma derken kastettiğim biraz da buydu...Yani o "çelişkili durum" ise bunun bağış takibi ile alakası yok, yok bağış takipleri ise onun da türban davasıyla alakası yok. Her ikisinde de üst başlık THK gibi olsa da alt yazıları birbirinden oldukça farklı konular ve sıkcana karıştırıldığı için de uzunca bir süre çözüm bulamayacağına inandığım konular...

Emef 
 24.09.2008 16:41
Cevap :
Eleştirilerinizin başımın üzerinde yeri var ve elbette eleştirebilirsiniz. Konu ne "bağış takibiydi" ne de "türban"! Ben THK'nun " Vakti zamanında gerekli bir kurum olduğunu ama artık miadını doldurduğunu ve yendiden yapılandırılması zaruri bir devlet kurumu" olduğunu savunmuştum. Ayrıca ikibinli yıllarda devlet kurumlarının "bağış" peşinde koşmalarını eleştirmiş, yangın felaketleriyle ilgilenmesi gereken kurumun itfaiye olduğunu belirtmiştim. THK bir sivil toplum örgütü olsaydı konuyla ilgilenmez ve "üyelerinin sorunu" der geçerdim.Tartışma sürecinde ister istemez söz konusu edilen bağışlar ve türban konusu da pek alakasız olmasa gerek. Ne var ki tartışmayla ilgili yazı ve yorumların tümünü okumak gerekiyor. Be n vatandaşlık görevimi yaptım ve sorguladım. Sorularımın hiç birine yanıt alamadım. Sanırım bir nebze olsun sizi aydınlattım. Selamlar, saygılar:)  25.09.2008 20:25
 

sizin özenle ve dikkatle hazırladığınız yazıların sonu özden gitti, bir nev'i (bence gereksiz) çekişmeye döndü. Açık söylemek gerekirse uçak rakamları ile ilgili yazıyı ben yazmış olduğum için bu konuda o zaman da bir sorumluluk hissettim ve uzak kalmamam gerektiğini düşündüm ama öte yandan da tartışmanın geldiği nokta artık uçak-kampanyadan uzaklasmıstı. Herneyse, evet haklısınız her konuda sorular sorulabilmeli, haksız olduğunuzu düşünüyorum, kişiselleştirilmemeli.Haklısınız bağış yapılıyorsa, birileri izleniyorsa nedeni bilinmeli, takip edilmeli, haksızsınız bir kaç negatif örnek bütünü tümden zedelememeli. THK ile başlayan ve gelenekselleşen tartışmalar belki ileriye dönük olarak verimli, bilemiyorum ama kişiselleştirilip küsmelere varınca sadece en azından bende aman bulaşma etkisi yaratıyor açıkcası. Neyse size hayli zamandır hem özür borçlu hissediyordum, bu vesileyle ltf kabul edin, ama diğer yandan eleştirdiğim yanınızı da ltf kabul edin. Selamlar

Emef 
 23.09.2008 23:33
Cevap :
Hayır etmiyorum efendim! Bir devlet kurumunun ilkeleriyle ters düşen bir "bağış kampanyasına" soyunmasını ve her fırsatta eleştirdiği bir kesimden bağış adına " maddi destek" beklemesini içime sindiremiyorum! Türbanlı bir vatandaş THK tesislerine giremez ama kestirdiği kurbanın "derisi" rahatlıkla girer! Siz önce bu çelişkiye yanıt düşünün lütfen! Saygılarımla.  24.09.2008 0:41
 

Özellikle buradaki yorumlara verdiğiniz yanıtlarda sıkça değindiğiniz THK konusundan da anladığım üzere sizde de aslında bir takım eskiye dayalı kırgınlıklar oluşmuş ve eminim haklı nedenleri vardır. Söylediğiniz gibi, ismim zikredilmese de, ben de o konuda negatif-pozitif yorum yapmayanlardandım, zira ilgili ilk bir kaç yazınızı okurken sorularınızı gayet mantıklı ve yerinde bulmuş ve tabii ki sorulması gerektiğini düşünmüştüm. Yazı yorum ister miydi,isterdi mutlaka ama zaten yorum yapanlar da vardı, yerine "şartlı bağış" mevzuunu araştırarak sadece THK değil tüm bağışları da kapsayan bir yazı yazmak istedim ve bir avukat arkadasımla görüstüm. Ne var ki, sizin yazınız ya bir yorum yahut da genele açık olmayan başka nedenlerle nasıl olduysa Ümit bey-Talip bey tartışmasına döndü gibi oldu, Talip bey sorunuz üzerine bir takım belgelerle kendisini savunma ihtiyacı hissetti,kişisel fikrimdir; benzer tartışmalarda kişiler misalen gösterilse de hedef olmamalıdır ama nasıl olduysa sizin ...

Emef 
 23.09.2008 23:21
Cevap :
Yorumunuz yarım geldi ama anlaşılır Emef Hanım. THK bir devlet kurumudur. Söz konusu şahıs ise bu devlet kurumunun şube başkanıdır. Ben bir "vatandaş" olarak soru ve hesap sorma hakkına sahibim. Muhattabım da o devlet kurumunda "görevli" olduğu için beni yanıtlamak zorunda. Burada bir acayiplik yok sizin anlayacağınız! Ayrıca THK konusunda YANITLANMAMIŞ SORULARIM VAR. İşin peşini de bırakmayacağım tabii. Madem MB ortamında bazı "bağış" kampanyaları düzenliyoruz, "akçeli" beklentilere "kurum adına olsa bile" giriyoruz, tarafımıza sorulan sorulardan gocunmamak lazım. Düzenlenen bağış kampanyasının "fiyaskoyla " sonuçlanmasının sebeplerini de araştırmak gerekir! Tartışmayı kişiselliştiren bazı yorumculardır. Benden kaynaklanan bir durum söz konusu olamaz tabii. Sizin de belirttiğiniz gibi "Bir takım belgelerle" bunu ispatlayabilirim. Türkiye'de en kolay iş bir takım belgeler öne sürmektir. Belgeden bol ne var:) Selamlar, saygılar efendim:)  23.09.2008 23:45
 

En önemli mevzudur ne yayınladığınız. Bu yüzden kurumum sıkıdır falan ama bunları bize öğretmiştir. Siz bu cevabi yorumları yazarken aklıma şöyle bir sahne geldi. Yakın plân çekim: siz bilgisayarınızın önünde, dalgın dalgın bana cevap yazıyorsunuz: "Aaa Vakayinüvis, ne ayıp. Sen ne cadı çıktın öyle. Hııı! Bi daha olmasın bak! Çabuk özür dile..." Yönetmen açıyı genişletir. Bu kez bulunduğunuz odadaki camın dışında iki kişi vardır. Bir kadın ve bir erkek. Adam pencerenin kenarında kadının boğazına sarılmış, aşağıya atmaya çalışmaktadır. Kadın can havliyle camınızı tıklatmaya sesini duyurmaya çalışır ama siz göremezsiniz. Kadın saniyelerle savaşırken, siz sakin sakin yazmaya devam edersiniz. Yazılarınızı bitirip, sakin sakin ışığınızı söndürür ve yatmaya gidersiniz. Dışardan derin bir kadın çığlığı gelir... Gönül şişesi de sırça bir BİBLODUR aslında. Kırıldı mı öyle kolay kolay eski haline gelmez... Selamlar Sn. Culduz...

vakayinüvis 
 23.09.2008 20:37
Cevap :
Elbette hayır! Defalarca belirttiğim gibi söz konusu o yorumu okumadan (zira silinmiş) yazmıştım o yanıtı ve siz de kabul ederseniz ki diğer yorumlarda kırgınlıklara yol açabilecek ifadeler yoktu. Bu tabii benim "dikkatsizliğimi" mazur göstermez.Hatalıyım ve hatamı kabul ediyorum. Sayfamı kontrol altında tutmam gerekirdi. O yorumu okumadan yayına verdim ifademe inanmamanıza üzüldüm ama haklısınız tabii. Sadece özür dileyebiliyorum. Konuya daha anlayışlı yaklaşmanızı beklerdim ama takdir sizin elbette. Tekrar tekrar özür diliyorum Sevgili Rosa. Selamlar, saygılar.  23.09.2008 21:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1622
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster