Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '17

 
Kategori
KOBİ
Okunma Sayısı
1339
 

Kobilere bankalar hakkında tüyolar (İki sevgilinin hikayesi)

Kobilere bankalar hakkında tüyolar (İki sevgilinin hikayesi)
 

KOBİ VE BANKA AŞKI


Türkiye’de yönetilmesi en hassas ve zor olan ilişkilerin başında KOBİ’lerin çalıştıkları bankalarla olan ilişkileri gelmektedir. Bu aslında bazı yönlerden iki sevgilinin arasındaki ilişkilere benzer. Firmayı erkek bankayı ise kadın olarak düşünürsek ilişkinin daha başlarında firma hemen kredi ister ama banka vermez. Haklı olarak biraz daha birbirimizi tanıyalım der. Bazen küserler, bazen barışırlar hatta birbirlerini sıklıkla aldatırlar. Dolayısıyla firmanın israr ederek ilişkiyi germesi her iki taraf için de sonu hüsranla biten bir maceraya sebep olur.

Burada sizlere bankalar ile çalışma konusunda firmaların neler yapmaları gerektiği, sıkça yaptıkları hataları, bankaların firmalara bakış açılarının nasıl olduğu ve bunu olumlu yönde etkilemek için tabiri caiz ise tüyoları anlatıp, paylaşmak istiyorum. İşte size bankaların firmalara verdikleri şemsiyenin neden açılmaz hale gelmesinin hikayesi…

FİRMALARIN YAPTIKLARI HATALAR VE ÇÖZÜMLERİ

Hata 1 – Çok sayıda banka ile çalışmak:

Firma banka ilişkileri genellikle firma kurulduktan sonra firma yetkililerinin firmaya yakın bir banka şubesine hesap açmaya gitmeleri ile başlar. Burada çalışılacak bankanın seçimi genelde firmaya yakın olması şeklindedir.

Firmaların banka seçiminde sıkça yaptıkları hatalardan birisi de kendilerini ziyarete gelen her bankaya hayır diyemeyip, hesap açmalarıdır. Çok sayıda banka ile çalışmak bir firma için avantaj değil tam aksine dezavantajdır. Bir erkeğin birkaç sevgilisi olması gibi firmanın bütün bankaları memnun etmesi mümkün değildir.

İster yeni kurulmuş isterse faaliyetine devam eden bir firmanın fazla sayıda banka ile çalışmasına gerek yoktur. Kendi çalışma büyüklüğüne denk sayıda banka yeterlidir.

İstisna olarak çok fazla müşterisi olmayan, az ama öz müşterileri olan firmaları bir yana koyabiliriz. Çünkü az sayıda müşterisi olan firmalar onlardan aldıkları çekleri çalıştıkları bankaya verdiklerinde belli bir rakama ulaşınca bankaların ‘yoğunlaşma’ dedikleri engele takılırlar. Çünkü hiçbir banka çalıştığı firmaya kredi verirken teminata hep aynı firmanın çeklerini almak istemez. Bu yüzden işletmeler başka bir bankaya doğru yelken açmak zorunda kalırlar. Orada da yoğunlaşma kotasını doldurunca ver elini başka banka. O yüzden bir firma için müşteri çeşitliliği olmazsa olmazdır. Riski yaymak her zaman en doğru ve mantıklı seçimdir.

Bu seçimdeki kıstasımız halk arasında zaman zaman özel bankaların yağmurlu havalarda firmalara şemsiye verememesi hatta elinden alması en sonunda da verdiği şemsiyeyi firma açısından açılamaz hale getirmesi yüzünden onları zor duruma düşürmelerinin bahsedilmesindendir. Böylece firmamız özel sektörün çekinip, korktuğu dönemlerde işlerini devlet bankaları ile halletme şansına kavuşabilir.

Çok sayıda banka ile çalışmak firmanın o bankalardaki verimini ve bankaya olan karlılığını düşürmektedir. Çünkü bütün bankalar firmalardan kendi ürünlerini kullanmasını ister. Firmanın çok sayıda banka ile çalışması yüzünden oralardaki hesapların, çeklerin, kredilerin, sigortaların takip edilmesi firma açısından da fazladan iş yükü ve kontrol riski getirir. Burada risk sadece hesap kontrolü değil firmada bu işleri yapan kişilerin de denetim ve kontrolünü kapsamaktadır. Bu denetimsizlik yüzünden zor durumlara düşen hatta batan firmalar çoktur.

Hata 2 – Firmanın çek ve senet ödemelerine dikkat etmemek.

Her firmanın zaman zaman çek ve senet ödemelerinde sorunlar çıkabilir. Burada önemli olan bu sorunların kısa süreli olmasıdır. Eğer bu sorunlar devamlı olmaya başlarsa banka nezdinde firmanın alarm zilleri çalar. Hele hele arkası yazılan çeklerin kanuni süre içinde düzeltilmesinin yapılmaması üstadın tabiri ile firmanın dönülmez akşamın ufkuna doğru yola çıktığını gösterir. Bunun sonuçları firma için ağır olur. Eğer bankada kredi limitiniz varsa bunu kullanmanıza engel çıkar. Ya da bankadan kredi almayı düşünüyorsanız firma istihbaratında hem yazılmış hem de kanuni sürede ödenmemiş çekleriniz gözükeceğinden kredi talebiniz red olur.

Hata 3 – Banka çalışanları ile ilişki düzeyini ayarlayamamak:

Bankaya giderken mutlaka temiz kıyafetler ile gitmeye dikkat ve özen göstermeliyiz. Bankadaki kişisel itibarımızı düşünüp hatta banka çalışanları ve diğer müşteriler nezdinde alay konusu olmamalıyız. Bu arada zaman zaman bankada özellikle sıra bekleme yüzünden bazı müşteriler gerginlik çıkarırlar. Onlara gazı vermek yerine banka çalışanlarının da makine değil insan olduğunu düşünerek banka personeli ile arayı bulmalarını sağlayıp huzurun tesisine yardımcı olmanız sizin banka çalışanları arasında kendilerini koruyan biri olarak itibarınızın artmasına, işlerinizin ve zaman zaman ricalarınızın daha hızlı çözüme kavuşturulmasına yardımı olur.

Firmamızın banka işleri ile uğraşan personelinin bankadaki çalışanları taciz etmesine müsaade etmemeliyiz. Bunu sadece banka personeli değil müşterilerde fark eder. Dolayısıyla bu tür yakışıksız hareketlerde bulunan personel firması tarafından uyarılmalıdır. Anlamıyorsa firmanın bankalarla olan işlerini başka personele vermeliyiz.

Bankada firmamızın işlerine bakan personelin ya da şube müdürünün doğum gününde abartılı olmayan bir hediye örneğin bir yaş günü pastası firma banka ilişkilerinin kuvvetlenmesinde yardımcı olur. Kesinlikle takı ve benzeri maddi değeri olan hediyeler alıp hediye edilmeye çalışılmamalı, alınması için israr edilmemelidir.

Bankalarda bazen iş yoğunluğundan bazen de Genel Müdürlüğün emrivaki uygulamalarından dolayı masraf ve komisyonların haber verilmesinde ya da miktarında sıkıntılar yaşanmaktadır. Bazı sinirli müşteriler yıllardır çalıştıkları bankaya içeri girip hakaretvari sözlerle ağır ithamlarda bulunup yılların emeğini bir dakikada batırırlar. Aslında haklı oldukları durumlarda vardır. Ancak yöntem hiçbir zaman terbiye ve nezaketten ayrılmamaktır. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır derler. Lisan-ı münasip ile derdini anlatmak her zaman işe yarar. Yaramadığı durumlarda sizin mağdur olduğunuzu zaten bilen bankada sizinle ilgilenen portföy yöneticiniz başka bir işte size ilave indirim jesti yaparak sizi üzen konuyu mahsup etmiş olur. Olurda iş yoğunluğundan unutursa siz kendisine hatırlatırsınız.

Hata 4 – Firma bilançolarını önemsemeyip muhasebeciye bırakmak.

Firma sahiplerinin muhasebe hesaplarından, firmanın mizan, bilanço ve gelir-gider tablolarından bir mali müşavir kadar anlaması beklenemez. Ancak bir firma sahibinin ya da sahiplerinin çok basit bazı temel bilgileri mutlaka öğrenmeleri ve mali müşavirleri ile görüşmelerinde sizin hangi konularda hassas olduğunuzu mutlaka onlarla paylaşmanız gerekmektedir.

Diğer bir örnek olarak hesap karakteri gereği her zaman borç bakiyesi vermesi gereken kasa hesabının yıl içinde devamlı yüksek bakiyede seyretmesi firmanın kazancının gizlenmesi ya da ortaklara şahsi harcamaları için örtülü kazanç kullandırımı sebebiyle maliye ile başının derde girebileceğine en büyük işarettir. Danıştay verdiği kararlarda bu konuda en ufak bir acıma göstermemektedir.

Son olarak da bankalarla yoğun olarak çalışıyorsanız firmanın dönem sonunda bilançoda ne olursa olsun zarar yerine mutlaka kar göstermesi gerekir ki bankalarla olan kredili çalışmalarında sıkıntı yaşamasın. Çünkü bankalar özellikle karlılığa çok önem verirler. Kar derken yanlış anlaşılmasın burada kastım esas faaliyet karıdır. Esas faaliyetinden zarar eden firma toplamda kar bile etse bankalarla olan kredi ilişkilerinde sorun yaşar.

Hata 5 – Şahsi kredi kartı ödemelerinde sık sık gecikmeye girmek

Firma sahiplerinin ve ortaklarının kendilerine ait kredi kartlarını kullanırken çok dikkatli olmaları gerekir. Çünkü çalıştıkları ya da yeni çalışmayı düşündükleri banka kendilerine çek karnesi, kredi kartı ya da kredi vermek için ilk önce firma sahiplerinin istihbaratına ve kart gecikmelerine bakarlar. Burada bankaların mantığı kendi kredi kartını bile idare edemeyenin şirketini de idare edemeyeceği şeklindedir.

Hata 6 – Firmaların katili hatır çekleri

Mesleğim gereği sıklıkla şahit olduğum en kötü olaylardan biriside yıllarca dişiyle tırnağıyla çalışarak hatta ailesini görmekten bile zaman zaman feragat ederek şirketini bir yerlere getiren kişinin büyük bir düşüncesizlik ve sorumsuzluk neticesinde kendisinden hatır çeki isteyen birine hatır çeki vermesi sonucu batmasını izlemektir.

Bu sadece firmayı batırmaz. Firma sahibinin aile yaşantısını da yok eder. Eşi ev hanımı iken bir yerlerde çalışmaya başlar ama alışmadığı için dikiş tutturamaz. Çocuklar dede ve babaanneye bırakılır. İmkanları varsa onların okul ücreti ve harçlıklarını onlar karşılar. Yoksa kolejden alınıp sıradan devlet okuluna giderler ama alışamazlar. Firma sahibi ve eşi arasındaki bağlar bozulur. Borçlar yüzünden evleri ederinin altında satılıp borca mahsup edilir ama yetmez. Kiraya çıkılır ama bir kere testi kırılmıştır. Firmayla beraber ailede batar, parçalanır.

Buna dayanamayan baba canına kıyar. O yüzden sizden hatır çeki isteyen sizin dostunuz değildir. Eşinizi, çocuklarınızı düşünün. Bunu isteyen kişiyi de bir daha dükkanınıza sokmayın. Çünkü şeytan her zaman pusuda zayıf bir anınızı kollar. Sizde kimseden hatır çeki isteyip sonuçları yüzünden vebal altında kalmayın.

Hata 7 – Bankalardan yanlış zamanda yanlış kredi istemek

Firmaların neden nitelikli danışmanlardan danışmanlık hizmeti almaları gerektiği sorusuna verilecek cevap işte bu başlığın altındadır. Kredi istemenin de eşref saati mi olurmuş diye merak ediyorsunuz. Evet olur. Her şeyin bir eşref saati olduğuna ben yürekten inananlardanım. Banka müfettişi, daha sonraları müdür yardımcısı ve şube müdürü iken herhangi bir konuda izin almak için hep saat 13:45 saatini beklerdim. Aranızda bunun sebebini merak eden ya da tahmin eden var mı? Size açıklayayım. Öğle yemeğinden döndükten sonra mutlaka bir kahve içeriz biliyorsunuz. İşte o kahve içildikten 10 dakika sonra kana karışmaya başlarken içindeki vücuda faydalı antioksidanlar ile B2, B5, manganez, potasyum, magnezyum metabolizmamızın hızını %3-11 artırır. Siroza ve alzheimer’a yakalanma riskini azaltır ama günlük 2 fincandan fazlası göz tansiyonu yapabilir. İşte bu kahve insana keyif vermeye başladıktan sonra ben telefon açıp istediğim izinlerimi alırdım.  Deneyin faydasını göreceksiniz.

Firmaların da bankalardan kredi istemesi gereken eşref zamanlar vardır. Diğer zamanlara göre çeyrek sonlarında istenen kredi taleplerinin kabul edilme yüzdesi bankaların hedeflerini tutturmak için şartları biraz gevşetmeleri nedeniyle biraz daha yüksektir. Burada zamanlama kadar istenen kredinin cinsi, vadesi, tutarı ve teminatı da önem taşır. En önemlisi ise bankanın soracağı sözlü ve yazılı sorulara sizlerin vereceği makul ve mantıklı cevaplardır. Hele hele bunları düzgün mali tablolarınız ile desteklerseniz işiniz çok kolaylaşır.

Kredi talebinizi inceleyen bankaların mali tablolarınızı incelerken nelere dikkat ettikleri, sizlerin mali müşavirleriniz ile görüşürken neleri özellikle vurgulamanız gerektiği, sizi ziyarete gelen bankacılarla görüşürken neleri konuşup hangi zamanlarda susmanız gerektiği nitelikli danışmanlarınızın kontrolünde olması gereken çok önemli ayrıntılardır. Ama derler ya şeytan da bu ayrıntılarda gizlidir.

Zaman zaman kredi talebiniz red olurken sizin tırnağınız etmeyecek kişi ve firmaların kredi taleplerinin kabul edildiğini biraz da sinir olarak görürsünüz. Nasıl olduğunu anlamaya çalışırsınız ama içinden çıkamazsınız. Sonra tanıdıkla hatırlı kişilerle filan almıştır diye düşünürsünüz. Ancak bu iş tanıdıkla değil işi titizlikle kuralına uygun bir şekilde yapmaktan geçer. Neticede kredi talep ettiğinizde siz ve şirketiniz pazarlanması gereken bir ticari metadır. Genelde malı pazarlarken ambalajının belki ondan daha önemli olduğu söylenir. Burada ise iş tam tersidir. Malın içindeki yani mali kayıtları çalışma tarzı dışındaki ambalajından daha önemlidir. Bu ürünü yani firmayı bankaya sunmada da profesyonel danışmanlardan yardım almak işlerinizi tahmininizden daha da kolaylaştırır.

Hata 8 – Kayıt dışılığın artması ve kurumsallaşmaya önem verilmemesi

Firmaların kredibilitesinin ölçülmesinde en önemli göstergelerden olan bilançolarının gücünün artırılabilmesi için firmadaki kayıt dışılığın büyük oranda kayda alınması zaruridir. Buna ilaveten sadece firmanın cirosunun değil aynı zamanda öz kaynaklarının da aynı şekilde artmasının gerektiği açıktır. (Özkaynaklar=Aktifler-borçlar)

Buna ilaveten firmalarımızın bir türlü kurtulamadığı aile şirketi hüviyetinden yavaş yavaş kabuğunu kırarak kurumsallaşmaya geçmesi de çok önem taşımaktadır. Özellikle iç kontrol ve denetim mekanizmasını kurup, risk yönetimi ve şeffaflıkla birleştiren sorumluluk sahibi, hesap verebilir işletmeler bankalar için de birlikte çalışılması öncelikli firmalardır.

Bazen firmanızı yönetimi sizde kalmak şartı ile mali yönü güçlü bir ortakla büyütmek ya da ondan know-how teknoloji transferi yapmak amacıyla da geleceğe taşımak istersiniz.

Firmanın kayıt dışı çalıştığını gösteren en büyük göstergelerden birisi de ortaklara borçlar kaleminin bakiye vermesidir.

Faturasız satışlar sebebi ile stokları şişen firmaya karşılığında satış bedeli olan para ortaklara borçlar hesabı altında giriyor ise ortaklara borçlar kalemi ciro gibi çalıştığı için ortaklara borçlardan stokların düşülmesi gerekir. Kalan rakamın da öz varlıklardan düşülmesi gerekir.

Devlet, firmaya fon girişini gösteren ortaklara borç kaleminin bakiye içermesi yerine firmanın sermayesinin artırılmasını istemektedir.

İşte firmanızı gelişen dünyada yeni ufuklara güvenle taşımak da profesyonel danışmanların işidir. İşlerinizi çantacı diye tabir ettiğimiz kişilere değil ehline yani 13573 sayılı belgeye sahip danışmanlık şirketlerine veriniz. KOBİ olarak önceden belirlenmiş bir rakama kadar bu belgeye sahip danışmanlık şirketlerine ödediğiniz danışmanlık ücretinin yarısını KOSGEB’den alabilirsiniz.

Son olarak sicil affı gibi tribünlere yönelik hareketler firmalarımızı bir takım boş hayallere sürüklemektedir. Lütfen şunu sakın unutmayın. Devlet affeder ama bankalar affetmez. Peki siz çalışma hayatında kendinize kazık atanı affeder misiniz?

 

Sevgi ve saygılarımla,

 

Mehmet Ulusal SAĞ

Hakan Tokgöz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1922
Kayıt tarihi
: 05.10.16
 
 

1971 Ankara doğumludur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden 1995 yılında mezun olduktan sonra ayn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster