Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '11

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
453
 

Koç Müzesi

Koç Müzesi
 

by Hakan OKER


 

Geçenlerde gittiğimiz Koç Müzesine hayran oldum. Müzenin tam ismi Rahmi M. Koç Müzesi, Haliç kıyısında Hasköy’de iki tarihi yapının yerinde yer alıyor.

İlki tarihi tersane 1861 yılında Osmanlı Deniz Hatları Şirketi (Şirket-i Hayriye) tarafından kendi gemilerinin bakım ve onarımını yapmak üzere yapılmış. Tersane orijinal olarak 2 atölyeden oluşturulmuş, ihtiyaç doğdukça ve imkanlar müsait olduğunda büyütülmüş. 45 metre uzunluğundaki ve buhar gücüyle çalışan kızak 1884 yılında inşaa edilmiş ve bu kızağa 1910 yılında elektrik gücüyle çalışan ikinci bir kızak ilave edilmiş. Kamuoyunca çok sevilen, 1938 yılında hizmete giren ve yarım yüzyıldır hizmet veren Kacatas ve Sarıyer gibi ilk yapılan bazı feribotlar bu tersanede imal edilmiş. Tersane, 1984 yılında Ulaştırma Bakanlığının kontrolüne geçmeden önce, değişik kamu kuruluşlarının kontrolü altında bulunmuş. 1996 yılında Rahmi M. Koç Müzesi ve Kültür Vakfı tarafından satın alınmış.

İkinci yapı ise caddenin kara tarafında ye alan Sultan III. Ahmet (1703-1730) zamanında 12. yüzyıldan kalma bir Bizans binasının temelleri üzerine kurulmuş olan bu eski Osmanlı Lengerhanesi, şu anda ikinci sınıf tarihi eser kapsamında ('Lenger' 'çıpa ve zincir', 'hane' ise 'ev' anlamında). Bina Sultan III. Selim (1789-1807) zamanında Maliye Bakanlığı'nın kontrolüne verilmeden önce restore edilmiş ve Cumhuriyet'in kurulmasından sonra ise binaya Cibali Tütün Fabrikası sahip olmuş. Lengerhane binasının çatısı 1984 yılında çıkan bir yangında ciddi hasar görmüş ve bina 1991 yılında Rahmi M. Koç Müzesi ve Kültür Vakfı tarafından satın alınmış.

İşte müzeyi, bu iki yapının yerinde kurulmuş. Gezmesi çok keyifli, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Giriş 12,5 lira ( öğrencilere 8 lira). Haliç’in kıyısında içinizde tarif edilmez bir huzurla otomobil dünyasının yüzyıllık tarihine tanık oluyor, 1952 model zarif Fenerbahçe vapurunda bir bardak çay içerek geçmişe yolculuk yapıyorsunuz. İsteyen Uluçalireis Denizaltısına giriyor, isteyen Sütlüce yönünde 700 metrelik eski model bir trenle yolculuk yapıyor. 1935 model D-3 tipi bir uçağa binip 60 yıl öncesine gidebiliyorsunuz. 1960lardan gelen İngiliz tipi çift katlı otobüste zamanda yolculuk ediyorsunuz. 1935 Hollanda da yapılan römorkörü görmek, müzenin kapalı bölümünde zamanda yolculuk bir çok kişiye hoş tatlar bırakıyor. 100-150 yıl öncesinin Buhar makineleri ve Eski Lengerhane bölümündeki gemi, tren ve uçak maketleri görülmeye değer.

7 den 70 e herkesin beğeneceği müzeye gidecekseniz en az 3-4 saatinizi ayırın. Bana 2,5 saat yetmedi. Ziyaretinizde küçük aralar verip Tearoom'da, Müze mağazasında, Barbarossa Pub, Halat Restaurant ve Café Du Levant'ta mola verebilirsiniz. Müze stilinde dekore edilmiş ve koleksiyonumuzdan parçaların sergilendiği, Halat Restaurant, Café Du Levant ve Barbarossa Pub pazartesi hariç her gün geç saatlere kadar açık.

Sizi bilmem ben yılda en az iki kez bu müzeyi ziyaret edebilirim. Rahmi Koç’a bize bu müzeyi kazandırdığı için teşekkür ederiz. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 481
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1557
Kayıt tarihi
: 01.04.07
 
 

1965 İstanbul doğumluyum. İTÜ Elektrik mühendisliğinden mezun oldum. Özel sektörde Kalite Bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster