Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Nazan Adıgüzel Köseoğlu

http://blog.milliyet.com.tr/nazankoseoglu

15 Ağustos '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
13301
 

Kocanız sizi bir erkekle mi aldatıyor?

Kocanız sizi bir erkekle mi aldatıyor?
 

Cathy Whitaker’in iyi bir geliri olan kibar kocası ve iki çocuğuyla son derece güzel bir hayatı vardır. Bir gece fazla mesaiye kalan eşine sürpriz yapmak isteyip, pişirdiği yemeklerle kocasının ofisine gidince, hayatının en acımasız şokunu yaşar. Kocasını başka bir erkekle yakalar. İşte o anda hayatının yalan bir mutluluk üzerine kurulduğunu anlar. Bu, yönetmenliğini Todd Haynes’in yaptığı, başrollerini Julianne Moore, Dennis Quaid ve Dennis Haysberg’in paylaştığı ‘Far from Heaven” adlı filmin senaryosundan bir sahne. Fakat bu sahneyi gerçek hayatlarında da yaşayan milyonlarca kadın olduğunu söylersek hiç abartmış olmayız. ABC TV’nin belirttiğine göre sadece ABD’de 2-4 milyon arasında heteroseksüeller gibi evli olan eşcinsel erkek var. Uzman ve yazar Bonnie Kay, eşcinsel erkeklerle evli olan 30 bin kadar kadına terapi uyguladığını belirterek, bu durumun kadını ne kadar çok yıpratabildiğinin altını çiziyor. Eşcinsel eğilimin değişeceğini, toplumsal baskıdan kurtulup gizli de olsa özgürlüğüne kavuşacağını sanan erkek evleniyor, fakat böylece mutsuzluğuna suçsuz bir kadını da ortak ediyor.

Mein Kummerkasten (dert kutusu) adlı web sitesinde 42 yaşındaki bir kadının anlattıkları düşünmeye değer: “15 senelik evliyim. Evlendiğimizde her şey son derece güzeldi. Bir çocuğumuz oldu, kendi evimizi aldık ve mutluyduk. Sonraları eşimin internette gay porno sitelerine girdiğini fark ettim. Bilgisayarına onlarca erotik erkek resimleri indirmişti. Bu durumu eşimle konuştuğumda, bazı erkeklerin kendisini kadınlardan daha çok tahrik edebildiğini, ama asla biseksüel yada homoseksüel olmadığını söyledi. Bu benim için tam anlamıyla şok etkisi yaratmıştı. Senelerce evli kaldığım adamın bu yönünü hiç fark etmemiştim. Sonraları erkeklerle chatleşmeye de başladı. Onlarla buluşmak istediğini söyleyerek benden izin ve zaman istedi. En azından izin isteyecek kadar kibardı yine. Kendisini tanıyabilmesi ve bulabilmesi için özgürlüğe ihtiyaç duyduğunu anlattı. Tepemden kaynar sular boşaldı. Buna rağmen ona istediği zamanı tanıdım. Ama bu arada haftada bir kez onunla birlikte olurken, artık hemen hemen her gün birlikte olmak istiyordum. Sanırım bu bir tür seksüel kompleksin açığa çıkmasıydı. Eşim erkeklerle buluşuyor, ben de görmezden gelmeye çalışıyordum. Ama sinirlerim laçkalaşmış, duygusal bir çöküntüye girmiştim. Bir gün bir erkek arkadaşıyla üç günlük bir tatile çıkmak için benden izin istedi. O raddeden sonra tahammül sınırımın kalmadığını büsbütün anladım. Daha fazla dayanamazdım. Bir tercih yapmasını istedim. Ya bu hayatını seçecekti yada ailesini. Bizden, yani çocuğundan ve benden asla vazgeçemeyeceğini söyledi. Kocamın ne yapmak istediğini bilmiyorum. Aradığı yada istediği şeyin de ne olduğunu hiç bilmiyorum. Ne olur bana bir yol gösterin…”

Amerikalı uzman ve yazar Bonny Kay birçok evli erkeğin eşcinselliği gizli yada açık bir şekilde yaşamsına rağmen, bunu sıradan bir fantezi olarak gördüklerini belirtiyor. Kendine homoseksüel etiketini yakıştırmayan bu erkeklere ‘heteroseksüel gay’ adı veriliyor. Birçok gay, eşcinselliğini aşağılayıcı bulduğu yada toplumsal baskıdan korktuğu için bu sıfatı kabul etmiyor yada etmek istemiyor. Tayvanlı yönetmen Ang Lee’nin ‘Brookeback Mountain’ filminde kahramanlar ilk kez birlikte olduktan sonra birbirilerine söyledikleri buna çok güzel bir örnek teşkil etmektedir: “Bir daha olmayacak. Ben eşcinsel değilim… Ben de değilim!” Homofobi temasını yoğun bir şekilde işleyen bu filmde, kahramanlar biseksüel yaşantılarını ömür boyu sürdürüyorlar, pişmanlık-arzu ikilemi içinde ömür boyu ileri geri savruluyorlar.

Türkiye’de de birçok evli, çocuklu ve gay erkek olduğu bilinmekte. Ailevi ve toplumsal imajı düzeltme girişimi olarak görülen evlilik anlayışı, gizli hayatlarını yaşama serbestliği tanıyor aynı zamanda. Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan İpek Yaşar’ın yaptığı habere göre Uluslararası Lezbiyen ve Gay Birliği Genel Sekreteri Kürşat Kahramanoğlu Türkiye’yi evli gayler ülkesi olarak yorumladı. Eskişehir’de 2005 yılında düzenlenen 12'nci Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi'nde konuşan Kahramanoğlu, ‘Türkiye, evli ve çocuklu ancak eşcinsel erkek konusunda dünyada bir numara' iddiasını ortaya attı ve ekledi: “Türkiye eşcinsellik konusunda ne Avrupa gibi aydınlanmış ne de Doğu'daki İslam ülkeleri gibi ceza uyguluyor. Ayrıca Türkiye'de evli, çocuklu, itibar sahibi erkekler haftada birkaç defa gaylerin gittiği kulüplere gidiyorlar.”

Murat Hacıoğlu’nun kaleme aldığı ’25 Eşcinsel Tanıklık’ adlı kitapta heteroseksüel bir evlilik yapıp, yine de eşcinsel hayatını yaşayan kişiliklerin düşünce dünyalarına şahitlik yapmak mümkün. Örneğin 34 yaşındaki Serhan, evlenip baba olmuş bir hukuk danışmanı. Serhan “Evlenecektim herkes gibi, babam gibi, onun babası gibi. Başka bir hayat bilmiyordum ki! Bir erkekle nasıl bir araya gelebilmeyi düşünebilirdim. Sadece bendim belki böyle olan. Ama cinselliğimi ilk keşfettiğim andan itibaren, her mastürbasyon yapışımda erkek bedenini düşünecektim” diyor. Daha sonraları durumunu asla açıklayamadığı eşiyle farklı nedenlerden boşanan Serhan, “Eşinizle yaşadığınız seks sizin için ne ifade ediyor?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Aslında bir kadınla seks yapmak değildi o. Sadece seksti. Yani kim olursa olsun, çıplak iki vücudun birbirine değiyor olması çok tahrik edici.” Çocuk sahibi olmasının, dilediği yaşamı sürdürmesine engel olmadığını söyleyen Serhan, bu konuda şunları dile getiriyor: “Eşcinselliğim sadece yatakta ve kalbimde yaşanıyor; hiçbir zaman (bunu) sosyal yaşantıma taşımadım. Dolayısıyla heteroseksüel bir babadan neden farklı olayım? Çocuğum da olsa ben bir eşcinselim, her ne kadar biseksüel bir hayat yaşıyorsam da. Asla bundan vazgeçmeye niyetim yok. Çünkü insanlar kendi hayatlarını yaşamalı. Bu kötü bir baba olduğum anlamına gelmez. Aksine iyi bir babayım.”

Elif Korap’ın kaleme aldığı ‘Türkiye’de üçüncü cinsin durumu: Yasalar eşcinselleri yok sayıyor’ başlıklı makalede, Metin adındaki 27 yaşındaki eşcinsele “Eşiniz fark etmiyor mu?” sorusu yöneltildiğinde şu şekilde cevaplıyor: “O Anadolu kültürüne sahip bir kadın. Böyle bir şeyi hissetse bile kabullenemez. Gay arkadaşlarımı görüyor yada giyimim ona bazen tuhaf geliyor. Çünkü gömlek kravatla düşünür erkeğini. Ben içimden geldiğince giyindiğimde “Eşcinsellik konumundasın, ne giydiğinin hiç farkında değilsin. Oğlu olan birine yakışan şeyler giy” diyor. Seziyordur. Örneğin yatak konusunda ona karşı, bir erkeğe hissettiklerimi hissetmem imkânsız.” Metin’e “Oğlunuz da eşcinsel olduğunu söylese, nasıl karşılardınız?” diye sorulduğunda verdiği cevap son derece düşündürücü: “Anlayışla karşılarım, ama eşcinsel olmasını istemem. Çevremde hiç kimsenin bunu yaşamasını istemem. Hayatı boyunca dışlanacak çünkü.”

Ayrıldığı kocasının gay olduğunu öğrenen Amity Pierce Buston, gay olmanın açık sinyalleri olduğuna inanmıyor ve genelleme yapmanın yanlış olduğunu düşünüyor. Buston’a göre heteroseksüel bir erkek yemek pişirmeyi severken, eşcinsel bir erkek inşaat işçiliği yapabiliyor. Şarkıcı Özlem Tekin’e boşandığı eşi Pahsan Music’in eşcinsel olup olmadığı sorulduğunda “Bilmiyorum. Ama ben kesinlikle değilim” diye cevap vermiş, “Kadın anlamaz mı beraber olduğu erkeğin eşcinsel olduğunu?” sorusu yöneltildiğindeyse “Anlamayabilir. Önemsemeyebilir” diye yanıtlamıştı. Oysa ‘The National Enquirer’ dergisinin çok basit bir önerisi var: “Kaşlarını alan eşcinsel eğilimdedir.” Günümüz modasına bakılırsa, bu kriterin gerçekliği olduğunu kabul etmek mümkün değil. Eşinin eşcinsel olduğundan şüphe eden 37 yaşındaki Ç.K. ise en kolay test olarak şu öneriyi yapıyor: “Eşinizle gay pornosu izleyin. Tepkisine bakın.” Fakat bu konuda Bonny Kay’in kitabında daha uzunca bir liste var:
Eşiniz eşcinsel mi?
• Haftada iki kez seks isteğiniz için kocanız sizin agresif yada nemfoman olduğunuzu düşünüyor mu?
• Evliliğinizin ilk yıllarında cinsel aktivitenizde aşırı bir düşüş mü var?
• Kocanız oral seksten yada cinsel bölgenize dokunmaktan kaçınıyor mu?
• Eşinizden hep daha mı asabisiniz?
• Eşinizin en iyi arkadaşı gay mi?
• Gay pornosu, gay siteleri ve gay barları seviyor mu?
• Aşırı homofobik mi veya gaylerin kendisine kur yaptığını söylüyor mu?

Eşcinsellik tedavi edilebilir yada zamanla geçecek bir hastalık değildir. Öncellikle bu kıstası açık bir şekilde ortaya koymak gerekir. Zira bu göz önüne alınırsa, eşcinsel bir erkeğin kendi isteği yada çoğunlukla çevresinin dayatmasıyla evliliğe zorlanması son derece yanlıştır. Eşcinsel erkek, cinselliğini yeterince yaşayamadığı yada ikili bir yaşam sürdürmek zorunda kaldığı için mutsuzluğa sürüklenirken, onunla evlenen kadın için de büyük bir hüsran söz konusu oluyor. Belki ‘toplumsal baskı - eşcinsel erkek – evlendiği kadın’ üçlemesinde en çok zarar gören ve masum olan yine kadın oluyor. Hatta kocasını başka bir erkekle yakalayan kadın, rakibinin erkek olmasından dolayı nasıl savaşacağını bilmiyor, büsbütün bunalıma giriyor. Bu gibi kadınlar için birçok ülkede terapi ve yardımlaşma merkezleri varken, maalesef ülkemizde henüz böyle bir çalışma yok. Kürşat Kahramanoğlu’nun söylediği kadar ciddi boyutlardaysa eğer ülkemizdeki eşcinsel – heteroseksüel evlilikleri, bu gerçekten içler acısı bir durum. Umarım bir gün herkes kendi özgürlüğüne, başkalarının mutluluğunu kısıtlamadan sahip olur ve yaşar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yıllar önce buna benzer bir olay hatırlıyorum. kadının kocası, kendisini bir erkekle aldatıyor, o ise harıl harıl pasif bir eşcinsel arıyor, kocasını anlamaya çalışmak için. bir kadın için zor bir durum sanırım.

Doğan Durgun 
 26.09.2007 20:32
Cevap :
Gerçekten de zor bir durum. Ama kadının pasif eşcinsel aramasını pek de anlayamadım. İlginç.  26.09.2007 23:47
 

Çok iyiy araştırıp, bir araya getirip yazmışsınız, tebrikler, esas olan bu yazıdan da anlaşıldığı, insnaların her konuda daha erken yaşlarda eğitilip gerçekleri öğrenmeleri, bence tabiki herzaman olması gereken cinsel yaşamın (kadınla,erkek arasında)olması..yazının son sözü en iyi yorum zaten kendinize iyi bakın en derin sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 12.09.2007 12:08
Cevap :
Elbette normal olan kadın-erkek ilişkisidir. Fakat normlara uymayanlarıın da üzerini çizmemek lazım. Yorumunuz için teşekkür ederim Sevgili Mehmet Bey. Not: İzmir'de epey eğlenmişsiniz ;)))  12.09.2007 13:06
 

bir hayat tarzı.başka bişey diyemiyorum. sevgiler...

superBoy 
 11.09.2007 9:59
Cevap :
Bu hayat tarzlarını yaratan biraz da toplumun ta kendisi maalesef. Saygılar...  11.09.2007 13:09
 

mrb nazan hanım sorum şu ben 16 yaşındayım lise 1e gidiorum.arkdaşlım kızlardan hoşalnıo ama ben hoşlanmıom aksine erkeke arkadaşlarımdan hoşlanıom özellikle birinden.sürekli onla ilgili hayaller kuruom.oda benden hoşlanıo bana bakışları değişik gelio banamı öle gelio bilmiom arkadaşlarsürekli çok güzel olduğumu söler öleyim diğerleri gibi değilim arkadaşların sakalı çıktı bende yok.anlayamıom kafam çok bozuk babm öğrense vurur beni.ankarada gay bara gittim ama oaralar kötü.bana yol gösterin ne yapmalıyım bu durum gecermii?nazan hanım bana yardım ediniz lütfen ne yapmalıyım sormu cevaplarsanız sevinirimmm....

emiray demir 
 25.08.2007 1:04
Cevap :
Sevgili Emiray, ben bu konunun uzmanı değilim. Sadece okuduklarımı yazıp, bilgilerimi paylaştım. O yüzden sana tatmin edici bir bilgi vermem mümkün değil. Ancak sana bir öneride bulunabilirim: Bir psikolog ile görüşmelisin. Saygılar...  25.08.2007 22:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 692
Toplam mesaj
: 156
Ort. okunma sayısı
: 16754
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

Yazmak, tarihin zayıf hafızasına karşı, bir tedbir olarak ortaya konulan isyanın sanatsal vesikas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster