Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
77
 

Kod adı " İmralı"...1

Milliyet gazetesi 28 şubat 2013 tarihinde son zamanların belki de en büyük gazetecilik olayına imza attı. İmralı’da terörist başı ile  PKK’nın siyasal düzlemdeki sözcüleri yaptığı görüşme notları, “İmralı görüşme tutanakları” başlığı ile yayınlandı…

Notlar doğru mu? Yanlış mı? İçerik hakkında taraflarca herhangi bir yalanma ve inkar yok. Demek ki notlarda yer alanların eksiği var, fakat fazlası yoktu..

İlk birkaç günden sonra içeriğe dokunmadan “Kim sızdırdı?” polemiği başladı..

Acaba bu bir “Cambaza bak” taktiği ile toplumun gözünden bir şeyler kaçırma operasyonu mudur?

Masanın taraflarından AKP ve özellikle Başbakan BDP-PKK tarafını işaret ederek, sizler açıklayın yoksa biz açıklayacağız mealinde yüklendi. BDP-PKK tarafı ise önce inkar ettiyse de sızdıranın “Çaycı” olduğunu ve tedbirsizlik olarak sızıntıyı kabullendi. Ancak Ali Bulaç –Zaman gazetesi köşe yazarı- BDP-PKK’lar ile aynı görüşte değil, Ali Bulaç’a göre yayınlanan metin ekleme yapılmış ve andıçlanmış bir metin ve hükümete, AKP’ye çok yakın, onunla ilişkili,  iç içe bir çevre tarafından sızdırıldı. Aslında kim sızdırdı sorusundan daha çok toplumu ve tarafları ilgilendiren neden sızdırıldı?

Oslo görüşmelerinin ses kayıtları internete düştüğünde de aynı sorular sorulmuş ve mesela ben hala o kayıtları kimler tarafından internete düşürüldüğünü net olarak bilemiyorum. Tabi ki, öngörülerim var. Oslo görüşmelerinin internete düşmesini takip eden günlerde  özel yetkili savcı tarafından MİT müsteşarı ifadeye çağrılmış ve Recep Tayyip Erdoğan ani bir hamle ile bir gece yarısı yasası çıkararak  MİT üzerinden kendine uzanacak özel yetkili soruşturmanın önünü kesmişti.. O zaman anlaşıldı ki bu bir cemaat operasyonu idi..

O sızdırmanın nedeni öncelikle AKP- Cemaat arasındaki güç dengesinin bir göstergesi ve bir anlamda iktidara “Balans ayarı” idi. Yani 28 şubatta askeri vesayet tarafından zamanın iktidarına yapılan “Balans ayarı” ; bu defa da yargı vesayeti aracılığı ile Cemaatin AKP’ye ayar çekmesiydi…

Ancak İmralı notlarının sızdırılması ile amaçlanan neydi? Bu sızıntı kimlere fayda sağlamıştır? Bu ve buna benzer soruların cevabının aranması ve topuma açıklanması gerekirken, yapılan sadece “Kim sızdırdı?”BDP sızdırdı” “ AKP’ye yakın bir çevre sızdırdı” gibi yorum ve karşılıklı suçlamalarla içerik toplumun gözünden kaçırılmaya çalışılıyor..

Başbakan birkaç gün geçtikten sonra Balıkesir’de halka hitap ederken İmralı notlarının içeriğine ne kabul, ne de ret yönünde bir görüş belirmekten ziyade, sadece basına yüklenip, halkın özgür haber alması için yapılan bu haberden dolayı gazetecileri azarlamakta ve yine o da algı yönetimi gereği olsa gerek, “Kim sızdırdı?” kilit sorusunun peşinde koşuyor. Ve yürütülen süreçle ilgili olarak sadece “Bana güvenin” sözü ile notların içeriği ile ilgili olarak zımni bir kabul emaresi gösteriyor.

Sayın okur, bana göre bu sızdırmanın kim tarafından yapıldığının hiç bir önemi yoktur. Neden derseniz, en basitinden, gazetecinin kaynağının gizliliğinin, gazeteci tarafından korunmasının -doğrulanmış  bir haber  için – çok doğru ve yerinde bir durum olduğunun genel kabul olması. Dolayısı ile sızdıranın kim olduğundan ziyade notların içeriği benim için daha önemlidir.

İmralı notlarının doğrudan AKP değil, ama AKP’ye yakın çevrelerden sızdırılmasının nedeni ne olabilir?

Malum olduğu üzere AKP  homojen bir parti olmayıp nerdeyse dört eğilimi içinde barındıran bir koalisyon gibidir. -Sizlere de  biraz tanıdık bir parti gibi : ANAP.-  Böylesi farklı duygu ve düşüncelerin bir araya geldiği bir partide, her ne kadar tek ses sadece Recep Tayyip Erdoğan olsa bile, bu notları sızdırabilecek kimi çevreler vardır mutlaka, ancak ben sanmıyorum ki, parti içindeki çekirdek kadroya dahil daire içindeki kimi kişiler dışında  bu notları halkla birlikte okuyan çevrelerin sızdırma ihtimali tamamen sıfırdır.

O halde AKP içinden sızdırma olduysa, bunun amacı da ne olabilir?

  1. AKP bu notlarda geçen konular için toplumun ne düşündüğünü, tepkisini ölçmek ister..
  2. BDP-PKK –Abdullah Öcalan üçgeni ile yapılan görüşmeler toplumda kabul görmezse, bu üçgeninin istekleri bu ve biz bunu kabul etmedik demek suretiyle önümüzdeki seçim sürecindeki seçmen algısını yönetmek..
  3. AKP’ye yakın olup da çekirdek kadroya dahil olmayan ama AKP politikalarının oluşumunda dolaylı ve dolaysız etkin olanların Recep Tayyip Erdoğan’ın biçilen siyasi ömrünü sonlandırma başlangıcı..
  4. AKP’nin oluşturduğu yeni statükonun içinde yer alamayıp, gerek siyasi ve gerekse ekonomik anlamda nemalanamayan, ancak  AKP’ye yakın olan bu çevre Recep Tayyip Erdoğan ve ekibine “Aklını başına al” uyarısı yapmaktadır.
  5. AKP içindeki dört eğilimden olan ve özellikle milliyetçi kanada daha yakın kesimlerin ülkenin geleceğinin tehlikede olduğunu görüp, bölünmenin önüne geçmek..

 

Bu türlü varsayımlarda bulunmaya iten nedenlerin en başında AKP’nin görüşmeleri gizli yapması, topluma gerekli açıklamayı yapmaması, notların içinde geçen  AKP ve Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili söylemlere bile ne partinin ne de Recep Tayyip Erdoğan’ın hiçbir cevap verememesidir. (devam edecek)

11 Mart 2013 / Ankara 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 719
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

1976 yılına kadar Adana'da yaşadım. Lise tahsili sonunda Ankara'ya geldim ve halen Ankara'da yaşı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster