Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
764
 

Kokoreç var, yer misiniz?

Kokoreç var, yer misiniz?
 

Yok.


Doktorlar pek tavsiye etmiyorlar ama çeyrek ekmeğin arasında çıtır çıtır kokoreç de pek iyi giderdi doğrusu. Malum kokuyu bastırmak için kimyonunu da eksik etmeden tabii. Hani yani nefis öldürmek için.

Milyonlarca sayfalık "Avrupa Birliği Ortaklık Antlaşması'nın" Türk medyasında ele alınan yegâne bölümüydü kokoreç!

Yasaklanacak mıydı yoksa yasaklanmayacak mıydı?

Üyeliğe aday ülkelerin neyi zıkkımlanıp zıkkımlanmayacağı o milyonlarca sayfalık antlaşmada yer almıyordu ama halkın önüne de bir şeyler atılmalıydı tabii, tartışarak oyalansınlar diye.

Şimdilerde ise birbiri ardına geliyor açılımlar!

Soykırımı açılımı; Alevi açılımı; Ergenekon açılımı; Kürt veya Güneydoğu açılımı...

Vakti zamanında altını imzaladığımız o milyonlarca sayfalık "Ortaklık Antlaşmasından" bihaber oduğumuz için biraz yadırgıyoruz bu açılımları...

Kimi Amerika'nın projesi derken, kimileri de iktidar partisinin bir kataküllesi olarak değerlendiriyor. O milyonlarca sayfalık antlaşmanın adını anan bile yok! Ağaçlarla ilgilenmekten ormanı farkedemememiz bu yüzden.

Proje, Amerika'nın projesi değil ama onay verdiği bir proje... İktidar partisi ise bu projenin mimarı değil; gönülsüz de olsa "sadece" uygulayıcısı. Altını imzaladığı bir antlaşma var ve kör topal da olsa bu antlaşmanın gereklerini yerine getirmeye çalışıyor. Avrupa Birliği normlarına uygun yeniden yapılanma girişimlerini açılım diye isimlendirmiş iktidar partisi. Süreç, geri dönülmez bir şekilde başlamış bulunuyor. Bundan sonraki açılımlara da şaşırmamak gerekir...

Ordu açılımı; siyasal partiler açılımı; Yargı açılımı; sendikalar açılımı; hazine arazilerini kadastrolama açılımı vs...

Daha sonra sırasıyla Kızılay açılımı; THK açılımı; itfaiye açılımı; yerel yönetimler açılımı olacak haliyle.

Açılımların bu kadar bol olması pek şaşırtıcı değil aslında. İsimlendirme de pek isabetli olmuş doğrusu. Şeffaf olmayan toplumların yeniden yapılandırılması için öncelikle açılmaları gerekiyor. Tıpkı Silivri Duruşmalarında olduğu gibi bir hesaplaşma şart.

Kolay değil yaşlı kıtanın bir üyesi olmak... Açıldıkça ortalığı pis kokular da kaplayacak, ister istemez. Kokoreçi yenilebilir kılan bir kimyon baharatı var ama burnumuzu toplumsal kokuşmuşluklardan koruyacak ne tür bir baharat kullanırız, bilemiyor insan.

Kolay değil Avrupa Birliğine dahil olmak... Hükümranlıklarımızdan tavizler vereceğiz. Trakya bölgemizde sınır kapısı falan olmayacak. O lacivert zemin üzerindeki sarı yıldızlardan biri de bizi temsil edecek. AB Anasyasasına tabi olacağız.

İyi mi olur, kötü mü olur bilemeyiz tabii ama ortada (henüz muahede olmamış) bir antlaşma, o antlaşmanın da altında imzamız var. Halka pek yansıtılmasa da o antlaşmadan genel kurmayın da haberi var, Ergenekon avukatının da, dağa çıkmaktan dem vuran Devlet Bahçeli'nin de. Bu durumda pek yersiz kaçıyor tabii:

"Tam bağımsız Türkiye" söylemleri... Hem sınır kapılarını ardına kadar açacaksın; hem yazılırken katkıda bulunmadığın bir anayasaya tabi olacağına dair antlaşma imzalayacaksın; hem de "üniter devlet" savunuculuğunu üstleneceksin! Kaldı ki "üniterlik" sadece "misakı milli" sınırlarını tanımlayan bir kavram değildir ve daha geniş perspektifde değerlendirmek gerekir.

Avrupa Birliği üyeliğine karşı olmak elbette demokratik bir haktır! Ama "Üye olalım fakat onurumuzla olalım" feryatları da pek bir şey ifade etmez.

Gün; ölmeyi ve öldürmeyi kutsama günü değildir!

Gün; yaşamayı ve yaşatmayı yüceltme günüdür!

* * *

Ne diyorduk efendim?

Haa evet; çeyrek ekmeğin arasında çıtır çıtır kokoreç diyorduk.

Olsa da yesek değil mi?

Kimyonu unutmadan tabii.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şahsen ben açılımların, zaman içinde artarak somut bir şekilde hayata geçeceğine inanıyorum...Sevgiler

sessiz-çığlık 
 01.09.2009 10:23
Cevap :
İnşallah efendim. Sizin gibi bir sanatçıya da açılımlara destek vermek düşerdi zaten. Beni yanıltmadınız. Selamlar, sevgiler:)  01.09.2009 20:02
 

Araştırmacı Yazar Prof.İlknur GÜNTÜRKÜN KALIPÇI' nın kitabından alıntı yapmıştım. Tavsiye ederim:))) Saygılar

bakkalemmi 
 31.08.2009 21:15
Cevap :
Bu durumda yanılan ben oluyorum tabii. Katkınız için teşekkür ederim. Selamlar, saygılar.  01.09.2009 20:05
 

Yavaş yavaş ümitsizlenmeye başladım:) Artık bu açılımlar söz üzerinde olmasa da gerçekten icraatta olsa daha güzel olacak.

Eşit Ağırlık 
 31.08.2009 17:14
Cevap :
Kolay değil Hocam, kolay değil. Vahşetten nemalanan kesim o kadar geniş ki, silah tutan parmağını yalıyor. Sanırım zamana ihtiyacımız var. Selamlar, saygılar.  31.08.2009 20:33
 

Ama lacivert zeminde sarı yıldız olmak güzel, değil mi? Bu renkleri her zeminde tutarım ben:)) MB'da da AÇILIM şart! Hadi öncülük yapın gari! Selamlar-saygılar!

Fatma Köse  
 31.08.2009 12:49
Cevap :
Her AÇILIM barış ihtiva etmeyebilir Hocam. Blog açılımı zor bir iş. Ben de en son kokoreçi Şİle'de yemiştim(1987). Ertesi gün ishal oldum tabii:)) Selamlar, sevgiler.)  31.08.2009 20:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1583
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster