Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
300
 

Koku alma duyusundan gelecek bilime…

Koku alma duyusundan gelecek bilime…
 

Çiçek kokusu?


Gelecek bilimi (futuroloji) diye bir bilim dalı, bir disiplin olduğunu bilmeyenimiz yok sanırım. Medyadan öğrendiğimize göre gelişmiş ülkeler bu dalda bir hayli yol almışlardır. Ancak Türkiye’mizde bu konuda durumun ne alemde olduğunu araştıramadım. İnşallah arzuladığımız mutlu geleceğe ulaşmak için, çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak için bizde de gelecek bilim çalışmaları oluyordur.

Medeni ülkelerde yakın vade (1 yıl), kısa vade (1-5 yıl), orta vade (5-20 yıl), uzak gelecek (50 yıldan sonra) çalışmalarının yapılmakta olduğunu okuyoruz. Acaba bu konuda Türkiye’mizde  kaç yıllık planlar yapılıyor?  Yanlış anlaşılmasın bir zamanlar yapılan 5’er yıllık kalkınma planlarından söz etmiyorum. Hedef 2023 çalışmalarından da söz etmiyorum. Devlet Planlama teşkilatından da söz ettiğim sanılmasın. Gelecek bilim çalışmalarını merak ediyorum sadece.

Her sabah ayrı bir olayla uyanıyoruz. Yetkililerimizin tepkilerine bakınca üzülüyoruz. Bırakın uzak geleceği yakın vade planları da yok sanki. Kağıt üzerinde var belki; ama …

Bu konu  yetkililerin konusudur yargısı çıkartılmasın. Gelecek bilimi çalışmalarını her kurum ve kuruluş yapmalıdır.  

Bu arada simülasyon adı verilen sistemlerin olası durumlara göstereceği reaksiyonları deneme çalışmalarından da söz etmiyorum. Gerçi simülasyon çalışmalarıyla gelecekte olası gelişmeler bulunuyor; ancak gelecek bilim çalışmaları daha değişik olmaktaymış.

Sezgi ve ön görmeden de söz etmiyorum. Gerçi gelecek bilim çalışması yapanların öngörmeleri, sezgileri daha sağlıklı olmaktadır.

Kuramsal olarak gelecek bilimle ilgilenmedikleri halde uygulamada deneyimleri olan kimi kişilerin de öngörüleri güçlüdür. O kadar ki bazı kişiler çok karmaşık durumlarda bile hiç kimsenin göremediği, işitemediği, dokunamadığı konuları hissederler; bir benzetmeyle belirtirsek koku alırlar diyelim. Benzetmelerde hata olmazmış.

Allah göstermesin bir deprem enkazı düşünün, enkaz altındaki canların kokusunu alan  hayvanları, bir tırın gizli bölmesindeki zehirli maddenin kokusunu alan hayvanları da düşünün. Bunlar çok yararlı oluyorlar değil mi?

Bazı durumlarda “Burnuma kötü kokular geliyor.” diyen bilge simalarımız yok değil. Bunlar da yararlı olabilirler şüphesiz. Ama işi gereği gibi yapmalı; yani birilerinin öngörülerine, sezgilerine, hissiyatlarına göre hareket etmemeli gelecek için bilimsel olarak geçerli ve güvenilir planlarımız olmalıdır.

Bayağı ciddi bir konuya el attık. Söylediğimiz, önerdiğimiz de yabana atılmaz. Oysa ben  gazetede okuduğum bir haberden yola çıkarak koku alma duyusundan söz edecektim sadece.

“Bir sabah kalktığınızda koku algınızda azalmanın olduğunu ya da hiç koku alamadığınızı fark edebilirsiniz. Dr. Aytuğ Altundağ'a göre; bu durum Alzheimer ya da Parkinson'un ilk belirtisi olabilir

Yavaş yavaş ilerleyen koku kayıplarında ise altta Parkinson ya da Alzheimer gibi nörolojik bir hastalığın olup olmadığı incelenmelidir. Öte yandan yine yavaş ilerleyen kayıplarda; sinüs ve burun kaynaklı hastalıklar da mutlaka değerlendirilmelidir.” (Sabah, 05. 09. 20129

Benim koku alma yetim pek güçlü değildi zaten. Yavaş yavaş da  her konuda olduğu gibi bu konuda da kayıplara uğruyorum herhalde. Ehh, 70 yaşında olduğumuza göre…

Bu koku meselesini tıp alanından kaydırarak mecaz anlamlarında kullanmaya başladım.

“Bugün siyasi koku bu istikamette...

"Kuvvet mikrobu", güç üzerinden milli ya da dini söylem ile şahsi faydayı iç içe sokma virüsü yine aktif halde...”

(Ali Bayramoğlu , Yeni Şafak, 01. 09. 2012-09-05)

Virüs konusuna geçmeden kokuyla ilgili birkaç paragraftan sonra konuyu sonlandıralım:

“Wilson beğeniyle ilgili bilgilerin işlenmesinde koku alıcılarının bir rolü olsa bile, beynin yine de değiştirici bir işlevi olduğunu unutmamak gerektiğine dikkat çekiyor. “İzovalerik asidi alıp size bunun parmezan peyniri gibi koktuğunu söylesem, size de kokusu parmezan peyniri gibi hoş gelebilir. Oysa kusmuk kokusu gibi koktuğunu söylesem koku size de itici gelecektir. Aynı molekül olmakla birlikte, kokuyu nasıl algıladığınızı beklentileriniz belirleyecektir,” diyor.

(http://www.e-psikiyatri.com/koku-alma-duyusunu-haz-orgutluyor-olabilir-26783)

Yukarıdaki alıntı  düşündürdü beni. Yetkililerimizin konuşmaları, yönlendirmeleriyle kokuları başka türlü algılıyoruz gibime geliyor. Bırakın gelecek bilime vakıf olmayı, koku almayı bile pek beceremeyenler toplumu etkilemeyi çok güzel beceriyorlar. Kafa yapımız yavaş yavaş değiştiriliyor.

Ne yalan söyleyeyim, çok çeşitli sebeplerle doktora gittim; ama koku duyumla ilgili olarak doktora gitmedim… Okullarımızda da bunca dersler varken gelecek bilim dersleri yoktur. Bu gidişle sanmam ki gelecek bilimle ilgili çalışmalar başlasın.

Geleceğimizin iyi olması için fiili dua edelim. Çabalayalım biraz.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 05. 09. 2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 633
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster