Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
467
 

Kol düğmesi

Karanlık bir İstanbul tıpkı içim gibi yoğun, ıslak.
Vapurdayım Beşiktaş'a geçiyorum ne tuhaf ne heyecan var içimde ne de bir hayranlık İstanbul'a...

Sana geliyorum, sana kavuşacağım az sonra bunu söyleyebilmeyi ne çok isterdim. Oysa durum çok farklı, ne acı haberin bile yok sana yakınlaştığımdan... Senden sonra sık sık yazar oldum, bulduğum her boş kağıda üstelik hiç bir kaygı taşımadan sırf dertleşmek adına durmadan döküyorum içimdekileri... Beşiktaştayım işte hala gelmemişsin muhtemelen birazdan telim çalıcak "Canım çok trafik var 10 dakika sonra ordayım" diyeceksin. İçimden kızıcam yine ama dilimin ucuna gelene dek tamam canım dikkat et hız yapmaya dönüşecek kelimelerim. Yok çalmıyor işte ve sen yoksun! bak yine unutmuşum... Hatırlayınca sık sık unuttuğum bu gerçegi, başım dönüyor bir an sendeliyorum yine. Etrafımda bir sürü insan, insanların sayısı arttıkça yalnızlığımmı artıyor ne? Daha bir yalnız daha bir yitik hissediyorum kendimi, sanki her bir insan kara deliğim oluyor ve içine çekiyor beni. Ne güçlü görünüyorum oysa aynalarda, bir tek gözlerim eleveriyor beni, bakmasın hiç kimse istemiyorum elevermesin gözlerim kaybetmişliğimi... Şimdi yoksun ya sen kimseyi aramak istemedi canım. Muhtemel bir konuşmada adın geçicekti yine ve sen daha iyilerine layıksın massaları yazılacaktı baştan sona. Bilmeyeceklerdi çünkü sadece sevgili değildi yitirilen dostumuda yitirmiştim ben. En dolusunu tebessümlerin en sıcağını anların. Doğum günüm geçti günler oldu aramadın beni içerledim yalan yok telefona baktım bütün gün gece saat 11 olduğunda daha 1 saat var sabret diye aptalca telkinler verdim kendime... Taksimdeyim işte elinin sıcaklığı yok bu sefer elimde. Yasemin çayı içiyorum o malum cafede çok üşüyorum herzamanki gibi seni özledikçe bu üşüme titremeye terk ediyor yerini... Yüzüm solgun biraz sanırım yine zayıfladım ben yiyemiyorum hiç bir şey zorluyorum ama boğazıma takılıyor lokmalar. Sonrasında boğazıma takılanların etkisinden mı dir bilinmez gözlerim buğulanıyor tekrardan. Çok kez böyle oluyor biliyormusun? düşücek sanıyorum ama bir anda donup kalıyor damlalar tıpkı seni unutamıyorum çığlıklarının bir anda cılız bir seni unutucam sözcüğüne dönüşmesi gibi... Caddeye çıkıyorum nedendir bilinmez hala senin takımının altına kahverengi ayakkabı bakarken buluyorum kendimi. Sonra bir de kol düğmeleri... Komik gelirdi öncesinde objelerin devamlı insanları çağrıştırması "ne gerek var canım insanlar acı çektirmeye çalışıyorlar bile bile kendilerine" derdim. Derdimde nasıl yalanlıyabilirdim kol düğmeleri artık birazda sen demekti. Senden sonra Sarıyer'e doğru gitmedim hiç. Son gece arabanın içinden İstanbul'a baktığım gibi kaldı sahil boyu manzara, biraz tuzlu biraz ıslak bir tadı var artık oraların zihnimde. Canım acıyor kanıyor sanki her yanım, bir yerini sarmaya çalışırken başka bir yerde daha kuvvetli bir acı sarıyor bedenimi. Yalın olsun istedim bu kez yazdıklarım tıpkı içimdeki sen gibi dup duru, katıksız ve sade ama çok gerçek bir okadarda derin. Sensizliğimin bu ilk ayı kutlu olsun sevgilim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel olurdu dünya, ayrılıklar olmasaydı.. Olmasaydı O'na özlem içimizde, hep yanımızda ve 'sevgili' olarak kalsaydı.. Kaleminize sağlık.. Selam ve sevgiler..

Mavi Karadeniz 
 08.02.2009 2:59
Cevap :
Yaşarken canımızı acıtıyor ama belkide bu acıları bir gün kazanca dönüştürebiliriz kimbilir...Teşekkürler.  09.02.2009 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 424
Kayıt tarihi
: 06.11.08
 
 

1982 yılı Yalova doğumluyum. Maviliklere hayranlığım çocukluğumdan kalma bir tutku : )) Üniversite b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster