Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
983
 

Koleksiyoncu?

Koleksiyoncu?
 

Koleksiyonculuk içerisinde para ve pul koleksiyonculuğu ilk akla gelenler. Araba, kartvizit, kelebek, düğme, taş gibi daha birçok çeşidi mevcut. Sabır ve kararlılık isteyen bir uğraş.

Benim uğraşım ise, işte bu koleksiyoncuları bulup ziyaret etmek ve koleksiyonlarını incelemek. Son olarak ziyaret ettiğim bir plak koleksiyoncusu vermişti gazete parçasına yazdığım cebimde duran adresi. Verdiği adreste ne tür bir koleksiyonla karşılaşacağımı söylememişti. Neyse ki adresi bulmuş ve zile basmıştım.

Kapıyı altmışlı yaşlarında bir adam açtı. Meraklı gözlerle beni tepeden tırnağa süzdükten sonra o daha lafa girmeden ben seslendim:

''Merhaba, benim adım Özkan, adresinizi plak koleksiyoncusu Suat Bey’den aldım. Sizi arayıp geleceğimi söylemiş olmalı.''

''İçeri gel genç adam'' dedi koleksiyoncu.

İki katlı müstakil evinin yaşı muhtemelen yüzün üzerindeydi. Eski, bakımlı ve esrarengiz bir iç dizaynı vardı. Geçen her saniye heyecanım ve merakım artıyor, neyle karşılaşacağım konusunda sabırsızlanıyordum. Salona açılan beş kapıdan biri içerisinden geçerek geniş bir odaya girdik. Odanın üç duvarı tavana kadar raf yaptırılmıştı. Her rafta aşağı yukarı aynı büyüklükte yüzlerce cam kavanoz bulunuyordu. Cam kavanozların içinde ise sudan başka bir şey göremiyordum.

''Evet, genç adam, gördüklerinizin ne olduğunu anlamlandırmaya çalıştığınızın farkındayım. Ben kesinlikle ziyaretçi kabul etmiyorum aslında ama sizi kabul ettim. Nedenini ise ilerleyen zamanda öğreneceksiniz.''

''Nedir bunlar, ne koleksiyonu?'' diyebildim kısık bir ses tonuyla, ben her zamanki gibi sıcak bir sohbet eşliğinde bir para, pul, davetiye ne bileyim bir kitap koleksiyonu incelerim diye gelmişken, şu an karşımda yüzlerce cam kavanoz duruyordu. Merak ve heyecanımı yalnız bırakmayarak yanlarına birde şaşkınlık ve tedirginlik dâhil olmuştu.

''Benim adım Azamat, Kırgız’ım, babam ve dedem şamandı. Bana onlardan miras kalan bir uğraş koleksiyonculuk, ben o alıştığın koleksiyonculardan değilim genç adam, öyle elle tutulur, gözle görülür cisimler toplamam.''

''Peki, ne toplarsın?''  diye yutkunarak sorduğumda sesim iyice içime kaçmıştı.

''Ben, insanların ilk defa yaşadıkları özel anların duygularını toplarım.''

Adamın psikolojik sorunları olduğunu düşünmeye başlamıştım. Tedirginliğim yerini korkuya bıraktı. Bir an önce çıkmalıyım buradan diye düşünürken adam konuşmaya devam etti:

''Mesela bebeklerin ilk gülümsemelerini, onlar gülümsediğinde anne babalarının yaşadıkları ilk sevinçleri toplarım genç adam ya da annesinin öldüğü haberini alan birinin ilk hissettiği acıyı, ardından annesinin yokluğunda hissedeceği ilk yalnızlık duygusunu toplarım. Dediğim gibi ben, insanların ilk defa yaşadıkları özel anların duygularını toplarım.''

''…!?''

''Duyduklarına inanmak kolay değil ama hissettiğinde anlayacaksın.''

Koleksiyoncu rafın birinden bir kavanoz aldı eline ve bana uzattı… Kavanozu avucuma alır almaz kalbimde tarifsiz bir acı hissettim, ateşim çıkıyor, damarlarım kerpetenle yerinden sökülüyordu sanki daha fazla dayanamayıp kavanozu koleksiyoncuya geri verdim. Hemen ardından başka bir kavanoz tutuşturdu elime, bu kez de tarifsiz bir huzur kaplamıştı ruhumu, yüzümde ılık bir gülümseme, gözlerimde şefkat dolu bir bakış belirdi. Kavanozu elimden alıp konuşmaya başladı koleksiyoncu:

''Hissettin bak, ilk kavanoz annesini kaybeden birinin yaşadığı ilk acıydı diğeri ise bebeği kendisine ilk kez gülümseyen birinin yaşadığı ilk sevinç.''

Dehşet içerisindeydim. Nasıl olabiliyordu böyle bir şey? Artık şaşkınlığımı ve tedirginliğimi kovalayıp bu eşsiz anın kucağına bırakmalıydım kendimi.

Koleksiyoncu, beni raflar arasında dolaştırmaya başladı. Bu esnada anlatmaya devam etti:

''Bak buradakiler ilk kıskançlıklar, bir kadının sevgilisini, bir çocuğun kardeşini, bir annenin oğlunu, bir babanın kızını ilk kez kıskandıklarında yaşadıkları duygular ve daha niceleri. Bak burasıda korkuların olduğu bölüm;  örümcek korkusu, yalnızlık korkusu, başarısızlık korkusu, karanlık korkusu gibi ilk kez yaşanılan korkular. Hemen yandaki bölüm fiziksel acı bölümü; ilk diş ağrısı, ilk bıçak kesiği, ilk böbrek taşı sancısı.''

Neler yoktu ki Azamat’ın koleksiyonunda, ilk kez yaşanılan anların duyguları, sevinç, üzüntü, korku, şaşkınlık, öfke, şiddet, utanç, hayal kırıklığı, vicdan azabı… Uzunca bir süre gezdik raflar arasında, merakla inceledim her bir bölümü.

Zaman nasıl geçti anlamadım. Hava kararmak üzereydi. Artık gitmem gerekiyordu.

Koleksiyoncu raflar arasından elinde bir kavanozla yanıma yaklaştı. Salona geçtik, koltuklara oturduktan sonra üzerinde ''ayrılık'' yazan elindeki kavanozu bana uzattı. Avucuma aldım;

Nasıl tarif edilir ki o an kelimelerle, hani oksijensiz bir ortamda havayı ciğerlerine çekersin de boğulduğunu hissedersin, ciğerlerin yanmaya başlar… Hani arabada ya da uçakta aniden boşluğa düşersin de kursağın kalkar, hani bir şey gelir oturur ya tam boğazının ortasına yumru gibi yutkunursun geri gitmez, hani ağlamak istersin, bedenin titrer ağlayamazsın. Sanki ruhun dayanamaz çeker gider de bedenin canlı bir kadavraya döner, sanki kışın ayazında jilet kesiği yağmurlar altına atılmış, sırılsıklam titreyen takatsiz bir yavru kedi gibi hissedersin ya kendini, aciz, çaresiz, kimsesiz. Nasıl tarif edilir ki o an kelimelerle!

Sarsıla sarsıla ağlıyordum, gözyaşlarım ya kirpik uçlarımdan bırakıveriyordu kendini boşluğa ya da yüzümden bir yol bulup çeneme iniyorlardı. Ellerim, dudaklarım titriyor, kavanozu bile zor tutuyordum avucumda. Bir zaman sonra hafifledim ve durgunlaştım. Tüm hislerim cımbızla çekilmiş gibiydi ruhumdan. Kavanozu koleksiyoncuya uzattım. Tepkisizce oturduğum koltuktan kalktım ve dış kapıya yöneldim. Hiçbir şey söylemeden demir kapıyı açtım ve sokağa çıktım. Ardımdan duyduğum tek cümle şu oldu: ''Güle güle evlat!''

Bir daha da uğramadım o koleksiyoncuya.

Ne olduğunu merak ediyorsunuz değil mi? Söyleyeyim.

O kavanoz...

O kavanoz bana aitti. 

***

Saygıyla... 07 Aralık 2018 - Denizli / Özkan SARI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok yaratıcı ve akıcı. Neden dönmedi bir daha geri? Belki başka birinin daha kavanozu vardı orada, onu bulup avucunun içine alsaydı keşke. O zaman anlardı kiminki daha çok acı veriyor. Sevgiler.

Hale Kanık 
 10.12.2018 22:27
Cevap :
Belki de başka birinin kavanozunu arayıp bulmak gibi bir derdi yoktur Hale Hanım :) Olamaz mı? Çok teşekkürler. Saygıyla...  12.12.2018 17:31
 

selam aslan kardeşim Özkan.. öykü çok güzel ama teknik bir kaç eleştiri yapmalıyım izninle..Hemen başlayayım.. İlk iki paragraftaki "açıklama" olmadığnı düşün.. "Kapıyı altmışlı yaşlarında" diye başlayan paragafla başladığını düşün.. sonra en sona gelmeli "Ne olduğunu biliyorsunuz değil mi? Söyleyeyim" cümlesini yok say ve yeniden oku öyküyü.. bence daha da müthiş olacaktı.. Sen iyi insansın eleştiriyie gelirsin adına bu yorum.. Başarılar aslan kardeşim.. Atölyedeki herkesten selam.. Saygılar yazma çabalarına..

yucel evren 
 08.12.2018 13:46
Cevap :
Biraz geç cevapladım kusura bakma Yücel Abi. Daha önce de dediğim gibi eleştiriye her zaman açığım. Her eleştiri, bizim göremediğimiz noktaları görebilmemiz adına bir şans. Senin belirttiğin yerlerin öyküden çıkarılması, öykünün daha kapalı olması ve merak uyandırması adına uygulanabilirdi. Teşekkür ederim. Atölyeye selamlar. Saygıyla...   09.12.2018 22:04
 

Ayrılığın tanımı bu denli harika akılda kalacak şekilde ifade etmeniz ve her satırında ne olacak diye merak uyandırdığınız için çok teşekkür ederim. Kaleminize sağlık çok duygusaldı. Saygılarımla,

SBkalemi 
 07.12.2018 14:33
Cevap :
Ziyaretiniz ve nazik yorumunuz için ben teşekkür ederim. Saygıyla...  08.12.2018 12:36
 

Okurken 'Oksijensiz' bırakan bir öykü. Yüreğinize sağlık

Canan gökdemirel 
 07.12.2018 11:43
Cevap :
Böylesine hissedebildiyseniz, emeğimiz karşılığını bulmuş demek ki. Teşekkürler. Saygıyla...  07.12.2018 14:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 332
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2290
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Kalın Sağlıcakla... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster