Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '06

     
    Kategori
    Basketbol
    Okunma Sayısı
    511
     

    Komedi ve trajedi

    Komedi ve trajedi
     

    NBA'in popülaritesinin tekrar tavan yapacağının müjdecisiydi bence bu final.... Jordan'ın bırakmasından beri süregelen dönemde NBA'e ilginin azaldığı, bunun nedeninin de lige hakim olmaya başlayan savunma basketbolu olduğu hep konuşuldu durdu. Özellikle geçen sene savunmacı kimliğiyle tanınan iki takımın da finale çıkması bu eleştirleri yoğunlaştırmıştı. Ancak bu final bize ilaç gibi geldi açıkçası.... Çok eğlendik finaller boyunca....

    Dallas Mavericks- Miami Heat finali beklenmeyen bir eşleşmeydi aslında... Kimse tahmin etmiyordu böyle bir şeyi.... Çünkü kafalarda birinci ihtimal olarak Spurs - Pistons serisi vardı. Yine geçen senenin bir kopyasını izleriz diye düşünüyorduk ama içten içede böyle bir finali istemiyorduk.. İyi ki de olmadı. Başroldeki takımlar değişti ve bence NBA temiz hava aldı.

    SİNİR HARBİ
    6 maç süren serilerde her zaman büyük sürpizler yaşanmıştır. Büyük savaşlar, muazzam düellolar görülmüştür. Hele bu bir de final olursa... Çünkü takımlar finaller boyunca artık maç öncesi çalışmaları, analizleri abartmışlardır. Rakibinin her konudaki bütün detaylarını öğrenmişlerdir. Bütün detaylar derken sadece saha içi detaylardan bahsetmiyorum. Olayın biraz da başka boyutları var. Mesela Dirk Nowitzki'nin en çok hangi yemeği sevdiğini dünyada bilen kaç kiş vardır? Annesi, babası, James Posey ve Udonis Haslem... Size biraz saçma geliyor olabilir, ama gerçek bu... Profesyonel sporlarda artık zaferler sadece maç içinde kazanılmıyor. Maç öncesi analizler, küçük bir takım cinlikler de işin içine girebiliyor.

    İşte bu 6 maçlık sinir harbinde daha dayanıklı olan, daha sağlam durabilen takımların şansı iki kat artıyor. Çoğu kez tecrübe devereye giriyor. Ve en kritik anlarda bu tecrübeye sahip takımlar daha avantajlı oluyor.

    Her final serisinin döndüğü bazı önemli anlar vardır. O anlarda mantık, akıl devre dışı kalır. Büyük mucizeler yaşanır. Tabi her final serisinde olduğu gibi bu seride de o büyüleyici dönüm noktalarını yaşadık.. Ancak serinin kaderini değiştiren en önemli anlar bence 3. maçta yaşandı. O maçtaki mucizeler olmasaydı belki bu yazıda Dallas'ın şampiyonluğunu yazacak olurdum. NBA klasikleri arasına giren o epik mücadele de son 5 dakikaya büyük bir farkla önde giren Dallas Mavericks maçı kaybedereken belki de seriyi veriyordu rakibine.... O maç hem fiziksel olarak hem de zihinsel olarak Miami'nin bir geri dönüşünün hebercisiydi. Kral uyanıyor ve büyük bir zafer öyküsünü yazmaya hazırlanıyor gibiydi. Hele o heyecanla Miami bir de 4 ve 5. maçları alınca bu sefer Dallas'ı sıkıntıya sokuyordu.

    X- FACTOR
    Finallerin o kendine has havalarında bazı özel oyuncular çıkar ve seriyi bitirir. Bu bir nevi kanun haline geldi NBA'de... Ya da alışkanlı mı desek? Böyle anlarda çarelerin bitmediğini, hala maçın geri dönebileceğini gösteren oyuncular sahneye çıkar ve rakibin kalbine hançeri saplar. Bu isim geçen sene Robert Horry'di Dikkatli takip edenler hatırlayacaktır, Robert Horry 5. maçta sahneye çıkmış, smaçlar ve üçlüklerle Detroit'i bitirmişti. Bu sene ise bu isim bana göre Alonzo Mourning ve biraz da Gary Payton oldu.

    Alonzo Mourning özellikle son maçta ki katkılarırıyla final serisine damgasını vurdu. Hem de bunları ilerlemiş yaşına ve ciddi sağlık problemlerine karşın yaptı. Maç içinde öyle blokları vardı ki insanın inanası gelmiyor.. Bazı topları tribünlerin arka taraflarına doğru gönderdiği söyleniyor taraftarlar tarafından..

    Gary Payton'ın durumu ise biraz daha enteresan.... Seride o da Alonzo gibi çok fazla fırsat bulamayan oyuncular arasındaydı.. Ancak 3. ve 5.maçta şans bulduğu kritik dakikalarda maçı getiren şutların çoğunda onun imzası vardı. Ayrıca saha dışında konuşkanlığıyla tanınan Payton'ın son 1 ay içerisinde takıma tecrübesiyle katkı yapması ve az süre almayı dert etmemesi takım için yaptığı önemli işlerden biriydi.

    Tabi bu iki ismi ön plana çıkarırken diğer görev adamlarını da unuttğumu sanmayın. Walker, Williams, Posey, Haslem Miami'yi sırtlayan oyuncuların başında geliyordu. Oyunun sıkıştığı anlarda Haslem'in orta mesafe şutları, Walker'ın posttan bulduğu basketler, Williams'ın pasları ve şutları, Posey'nin ise muazzam üçlükleri ve ribaundlara katkısı serinin önemli notlarındandı.

    NBA'İN YENİ SÜPERSTARI
    Genç bir süperstar adayının el yakan topları bu denli rahat kullanması birçok kişi gibi beni de bir hayli şaşırttı. Çünkü o anlarda topu elinize alabilmeniz için herşeyden önce kendinize güvenmeniz gerekiyor. Tabi sadece güvenmek değil, biraz da şut becerisi lazım... Wade de bu güvenin olduğunu biliyorduk. Ama bu denli iyi şut atması çok ilginç... Daha 1 ay önce dışarıdan hiç sut isabetinde bulunamayan bu adam finallerde azıttı ve inanılmaz şutlar soktu son dakikalarda...

    Yaşım nedeniyle ne Bird'ü ne de Magic Johnson'ı izleyemedim. Michael Jordan'ın ise son dönemlerine anca rastlayabildim. Bu yüzden Wade'in bu süper performansı beni iki kat daha fazla heyecanlandırıyor. Bir düşünsenize, kariyerinin son demlerine rastgeldiğiniz bir oyuncu mu sizi daha fazla heyecanlandırır yoksa bütün gelişimlerini takip edebildiğiniz, tabiri caizse elinizde büyüyen bir oyuncu mu? Ben de birçokları gibi tercih hakkımı ikinciden yana kullanıyorum. Evet lafı çok uzattık, daha sırada bekleyenler var bu nedenle NBA'in yeni süperstarı bu genci alkışlayıp rakip takıma geçiyorum.

    DALLAS MAVERİCKS
    Son ana kadar mücadele içinde geçen bir şampiyonluk yarışında kazananı överken kaybedene de hakkını teslim etmek gerekiyor. Dallas gerçekten olağanüstü bir performans gösterdi. Kanının son damlasına kadar mücadeleyi bırakmadılar. Ancak şampiyonu belirleyen o kritik dakikalarda belki de tecrübesizliklerinin kurbanı oldular.

    Şu anda Dallas bu finali kaybetsede önünde çok sağlam bir geleceğin olduğu aşikar... Geleceğin en önemi takımlarından biri oldular. Marc Cuban saçma sapan kararlara imza atıp takımın bu harika düzenin bozmadığı sürece Dallas hep en büyük şampiyonluk adaylarından biri olacaktır.

    Olağanüstü bir mücadeleye sahne olan bu finallerin bize gösterdiği çok önemli birşey var. Basketbol komedi ve trajedinin içiçe olduğu anlık değişimlerin sonucu büyük ölçüde etkilediği bir oyun.... Ve biz bu oyunu gerçekten çok seviyoruz.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Ben de bir NBA tutkunu olarak sabahlayanlardanım. Beni özellikle final serisinde hakemlerin ev sahiplerini aşırı kayırması çok rahatsız etti. Sporda iyi oynayanın kazanmasını arzulayan biri olarak adalet terazisinin devamlı hakemler tarafından bozulduğunu gördüm. O yüzden içim çok rahat değil. Wade'in 5. ve 6. maçın son 1 dakikasına girilirken aldığı faüller bana göre şampiyonu değiştirdi. Ayrıca Wade'in ve Dirk'ün süperstarlar olduğunu kabul etmekle birlikte "süperstar düdüklerini" içime sindiremiyorum. Ki Duncan bu işin babasıdır. Bir Detroit taraftarıyım ama Dallas'ın Miami'den daha iyi bir takım olduğunu düşünüyorum. Wade çok yetenekli ve ağırbaşlı. Kobe'nin yaptığı hataları tekrarlamazsa Lebron'u sollayabilir. Üçlüğünü biraz geliştirmeli. Yazınız için tebrik ederim.

    Mehmet ÖZEN 
     05.07.2006 21:57
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 1
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 511
    Kayıt tarihi
    : 30.06.06
     
     

    Benim basketbol anlayışım hiçbir zaman skora endeksli olmadı. Aslında spor anlayışım desem da..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster