Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
2545
 

Kompleks

Kompleks
 

unigundem.com


Aşağılık kompleksi bireysel psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler tarafından ortaya atılan ve kişinin bazı yönlerde kendisini diğerlerinden aşağı hissetmesi neden olan karmaşa olarak tanımlanır. Bu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür. Başkalarının yaptıklarını beğenmezler.

Adler'e göre yetersizlik algısı gerçek yetersizlik durumundan çok daha etkilidir. Bu his insanlarda ya bu durumun ortadan kaldırılmasına yönelik çabalamaya, ya içine kapanarak, dünyaya küsmeye ya da antisosyal davranışlarla çevreye ve çevredekilere zarar verici davranışlara yol açar. Dünyaya küsen birey kendinde kırıntı halinde bile olsa varolan toplumsallık duygusu ile tekrar toplum içine çekilip, aktif hale gelebilir. Adler'e göre yaşam topluma karşı bir sorumluluktur.

Aşağılık duygusu ve beraberinde umutsuzluk gibi duygular, genellikle evde, okulda veya işte yaşanılan kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar.

Diğer insanlar üzerinde bir üstünlük kurma aracı olarak kullandığı zaman da bu duygu ortaya çıkabilir.

Aşağılık kompleksine sahip gruplar iki şekilde karşımıza çıkar.

1. saldırganlar ( kompleksli + güçlü grup)
2. ezikler (kompleksli + güçsüz grup)

Kompleks aslında içinde çeşitli duygular barındırır, bu duyguları nefret,kıskançlık,ön yargı, üzüntü olarak sıralayabiliriz. Bu tip kişiler genelde sabit fikirli olup, bir olayı aylarca veya yıllarca takıntı haline getirebilirler. .

Bu kişilerin ciddi anlamda psikolog desteği almaları gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir toplum olmaktan giderek uzaklaşıyor muyuz sizce? Hani, ne yana baksam, ya saldırgan, ya da ezik tiplerin çoğaldığını görüyorum da, o bakımdan soruyorum. Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 22.07.2011 17:08
Cevap :
Haklısınız Emine hanım. Hele insanlar sanal dünyaya girdikten sonra kendilerini çok bir kahraman hissediyorlar. :) Saygılar, selamlar...  23.07.2011 20:06
 

Biliyor musunuz Erol Beyciğim, 20 yıl kadar önce makalelerini ve araştırmalarını okuduğumda A. Adler'in S. Freud'dan daha değerli bir psikolog/psikiyatr olduğuna hükmetmiştim; hâlâ da aynı inançtayımdır. Ne var ki dönemruh, Kapitalizm'in değiştirip dönüştürdüğü dünya, ahlâk, gençlik ve buna paralel olarak değişen/dönüşen insana dair duygu örgüsü ve etik değerler gibi evrimleşen veya dejenere olan özelliklerimizi denkleme katınca, Adler'in artık "biz"i tanımlamada aciz kaldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Örneğin, dünyada 11 Eylül 2001'den bu yana, bizdeyse 9 yıldır televizyon kanallarında uygulanan toplum mühendisliği sonucunda değişen-dönüşen psişi ne durumdadır; bunun araştırılması ve değerlendirmelerin bu yeni/şablonmatik tipolojiyi de işin içine katarak yapılması gerekir diye düşünüyorum. Bu bağlamda saldırganlar ve ezikler kategorileri ezen-ezilen ile dahi açıklanamayacak bir başkalaşım geçirmiştir ve tanımların 2011 değerlendirmeleri yapıldıktan sonra ortaya konması gerekir. Sela

Mehmet Sağlam 
 21.07.2011 23:19
Cevap :
Haklısınız Mehmet bey. O zamandan bu zamana toplum bir takım güçler tarafından yönlendiriliyor. Dediğiniz gibi son 10 yılda gerek dünyada gerek ülkemizde, bir çok değişim yaşandı. Aslında bu konunun çok daha detaylı olarak incelenmesinde yarar var. Teşekkürler, saygı ve selamlarımla.  22.07.2011 15:09
 

Yetersiz ve kendini değersiz gören asosyal kişilerde görülen kompleks, hem kendine hem de yakın çevresine yaşamı çekilmez hale getirir. Dediğiniz gibi, psikiyatr ile psikolog desteğine kesin ihtiyaç vardır. Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan 
 20.07.2011 18:43
Cevap :
İnsanlar nedense psikolojik destek önerilerini "Ben deli değilim" diye kabul etmezler. Ama değişik sorunlar karşısında bunalan insanların sağlıklı olsalar bile psikolojik destek almalarında yarar vardır. Teşekkürler Yurdagül hanım. Saygı ve selamlarımla....  20.07.2011 19:38
 

Sonu; kırılan insan ilişkilerine, yıkılan evliliklere, hatta uç noktada ise cinayetlere kadar varabilecek düzeyde ciddi bir konuya değinmişsiniz Erol Bey. Hepimizde az çok bazı konularda yetersizlikler mevcuttur, kimse elbette mümkemmel değildir, bazı insanlar bazı üstün özellikleriyle öne çıkar, kimileri de bazı zayıf yanlarıyla geride kalabilir bazı konularda. Ama önemli olan kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmemiz ve kendimizle barışık bir şekilde yaşamamız değil midir? Eksiklerimiz varsa, sorumlusu bizden başka hiç kimse değildir, eğer elimizden geliyorsa kendimizi geliştirmeye çalışabiliriz. Olmuyorsa da, kendimizle barışıp, huzurlu bir şekilde hayatımıza devam ederiz. Başkalarını ezerek, üstünlük taslayarak, olur olmaz herşeyi eleştirerek, kendimizdeki eksikleri kapatamayız, bu çok büyük bir yanılmasama olur. Yürekten sevgilerim ve saygılarımla değerli yazarım.

Mor Okyanus 
 20.07.2011 10:34
Cevap :
Herşeyden önce kişi kendisini iyi tanımalıdır Sibel hanım. Nedense kişiler, kendilerini tanımadan, karşılarındaki insanları tanımaya çalışmaktadırlar. Bu durumdaki kişilere uygun bir dille hareketlerindeki tutarsızlıklar anlatılmalı, bunu anlatırken dostça bir dil kullanılmalı, hatta yakın çevresinden de örnekler verilebilmelidir. Kusurlarını bilen insanlar bunları düzeltebilir. Ancak kusurlarını bilmeyen insanlar ikaz edilmedikleri sürece bu davranışlarını sürdüreceklerdir. Katkılarınız için teşekkürler. Sevgiler, selamlar...  20.07.2011 12:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3149
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster