Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
404
 

Komplo, darbe ve senaryo!

Komplo, darbe ve senaryo!
 

Deniz Baykal’ı sever veya sevmezsiniz ama çeyrek asırdan beridir Türkiye siyaset sahnesinde etkin rol oynadığını inkar etmek mümkün değil. Şu son birkaç gündür Deniz Baykal endeksli iki olay; önce Mustafa Sarıgül tarafından organize edildiği iddia edilen suikast olayı ve daha o olayın sıcaklığı el yakarken bu sefer Baykaın kendi partisinden milletvekili seçilen ve yıllarca özel kalemliğini yapan milletvekili Nesrin Baytok ile çekildiği ”iddia” edilen bir seks kaseti hükümet yanlısı “habervakti.com” sitesinde servis edildi, olay kuşkusuz ülke gündeminde gündem gibi patladı, artçı şokları nihayet dün Baykalın istifasıyla son buldu!

Olayın oluşu veya idda edilmesi kuşkusuz çok vahim, hükümet kanadının peş peşe “üzüntü” mesajları ve ana muhalefet partisi liderine “geçmiş olsun” dilekleri Baykal kanadında sadece “timsahın gözyaşları” tarzı yaklaşımlar olarak algılandı; hükümetin samimiyetsiz ve riyakar demeçlerine inanmadığını, “komplonun” hükümet kanadı tarafından ortaya atılan mesnetsiz bir provokasyon olduğunu Deniz Baykal bizzat dile getirirken açıkçası herkesin açık ve net “bu kaset”’in gerçek dışı olduğunu söylemesini beklediğini biliyoruz, böyle bir yalanlamanın dile getirilmemesi ve kasetin üzerinde defalarca oynandığını vurgulaması insanlardaki kuşkuyu arttırmaktan öteye gitmedi.

Siyasette “belden aşağı vurma” ne yazık ki politik terminolojimizde son zamanlarda kendine kolay yer bulmaya başladı, işin oluşundan daha vahimi eğer CHP’lilerin dillendirdiği gibi bu olay bir komploysa ve bunun iktidar partisinin güdümünde yaşanan bir komplo olma olasılığı varsa bile bu çok daha vahim ve tehlikeli bir durum olur. Aslında iktidar partisinin kendine muhalif tüm sesleri susturma, sindirme ve yok etme siyasetine yabancı değiliz, kendisine rakip gördüğü parti ve kurumları izole etme çabalarına verilecek yığınla örnek var; ordu, yarı ve Kürt siyasetçilerine yönelik “yok etme” politikaları verilecek en çarpıcı örnekler değil mi? Özellikle PKK’nın şehir oluşumu olarak ad edilen şehir yapılanması “KCK” oluşumu ile endekslenen operasyonlar çerçevesinde halkın özgür iradesi ile seçtiği onlarca belediye başkanı ve Kürt siyasetçinin ellerine kelepçe vurulup cezaevlerine gönderilmeleri, polise taş attıkları gerekçesi ile cezaevlerine tıkılan onlarca çocuğun onlarca yıl hapis cezasına çarptırılması, yargıdaki deprem…muhalefete bu denli acımasız ve acımasızca saldırmak ne insani nede sağlam bir politik duruştur; eğer CHP ve lideri de bu sindirme politikalarının son versiyonu ise bu çok tehlikeli bir oyun olur ve insanın aklına ister istemez bu “yok etme” oyunlarının gelecekteki son kurbanı acaba MHP’mi olacak sorularını ister istemez akla getirmiyor değil. Hepimiz umuyoruz ki bu son olay asılsız ve mesnetsiz olur ve hepimiz derin bir nefes alırız!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 519
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster