Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
726
 

Komplo teorileri kurmak ve inanmak üzerine bir yorum

Komplo teorileri kurmak ve inanmak üzerine bir yorum
 

komplo teorisi örneği


Komplo teorileri kurmak ve inanmak üzerine bir yorum

Gazetelerden:

İran: Ölen yunuslar ABD casusuydu
İran’ın güney kıyılarında ölü yunusların karaya vurması, toplu intiharı ya da balıkçıların katliamını akla getirirken, İranlı yetkililer daha ilginç bir neden ortaya attı: ABD’nin yunusları casus olarak kullanmaları ve bu sevimli yaratıklara taktıkları cihazların yan etki yaparak ölümlerine neden olması.

İran’ın Basra Körfezi kıyılarında 152 ölü yunusun bulunmasının ardından, çevre uzmanları, İranlı balıkçıların, ağlarına takılan yunusları demir çubuklarla öldürdükleri iddiasını ortaya attılar. Ancak Balıkçılık Kurumu Başkanı Şaban Ali Nizami, yunusların ABD askeri deneylerinin kurbanı olduğunu öne sürdü. Nizami, "Normalde, Basra Körfezi’nde ve Umman denizinde yunuslara pek rastlanmaz. Bu yüzden, büyük bir ihtimalle bu yunusları Amerikalılar casusluk amacıyla bölgeye eğitim ve deney için getirdiler. Bu cins yunuslar, denek olarak kullanılmaya müsait değiller. Yunuslar, takılan cihazlara gemilerden gönderilen elektro manyetik dalgaların yarattığı olumsuzluktan veya bir tür virütik hastalık yüzünden öldü" dedi.

Yukarıdaki haber 3 Kasım 2007 tarihli gazetelerde yayınlandı.

Olayın komplo teorilerinin tipik bir örneği olduğu açıkça belli olduğu için, bu konuda yazmaya karar verdim. Biliyorum bu konuda yazmam bazılarının işine gelmeyecek, bana kızacaklar (belki de Amerikan veya İsrail ajanı olduğumu bile iddia eden çıkabilir!)

ama bazen paradoksal tespitler yapıp genel ezberi bozmak benim yapımda var galiba, yazmadan edemedim.

Hepimiz düzenli aralıklarla elektronik posta kutularımızda çeşitli konular üzerine kurulmuş komplo teorileri içeren mesajlar alırız. Bunlardan ilki 11 Eylül saldırılarının ABD derin devletinin işi olduğunu kurgulayan teoriydi, yanlış hatırlamıyorsam.

Daha baştan bunlara pek metelik vermedim genellikle. Çoğunlukla bana en basit gelen alternatifin en kuvvetli gerçek olduğunu bilecek tecrübeye sahiptim.

Ayrıca genel bilginiz varsa bu ortada dolaşan komplo teorilerinin yanlışlığını görebiliyordunuz. Örneğin bir vakitler ünlü Niagara çağlayanının aslında yapay olduğu, bunu turistik bir yatırıma çevirmek isteyen ABD yönetiminin bir eseri olduğunu iddia eden ve çavlan susuz durumdayken aşağıdan gemilere moloz yüklenirken gösteren siyah beyaz bir fotoğrafla desteklenen bir teoriydi.

Ama daha resmi gördüğümde durumun hiç de öyle gizli karmaşık bir öykü olmadığını biliyordum. Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde çavlanın kenarında bugünde elektrik üreten hidroelektrik santralının inşası sırasında nehrin akış mecrası geçici olarak değiştirildiğinde şelale yönetimi fırsattan istifade çağlayanın görünüşünü biraz daha etkili bir duruma getirmek için alttaki kaya molozlarından bir bölümünü kaldırmışlar ve bu iş o dönemde herkesin gözü önünde olmuş! Gerçekte jeologlar çavlanın ömrünün onbinlerce yıl olduğunu söylemekteler.

Yani bilgi noksansa bu kadar basit bir konu üzerinde bile komplo teorisi kurulmakta.

İşte bunun gibi teorileri gördükçe, analitik düşünce sahibi ve şüphe etmenin önemini bilen biri olarak bu kolay düşüncelerden uzak duruyordum.

Bilim adamlarının bu konuda yaptıkları yorumlara göz attığımda(interneti komplo teorileri üretip yaymak yerine, bilgi edinmek amacıyla da kullanmak olası!) aşağıdaki açıklamalara ulaştım.

Komplo teorisyenlerinin en kolay kullandıkları silah Mason suçlaması imiş.

Bu kişilerin kendileri gibi düşünmeyen insanların önce soyunu cibilliyetini kurcaladıkları ve onlara dönme diye iftira attıkları ifade edilmiş. Bir şey bulamazlarsa mason olduğunu söylüyorlarmış!
Bu düşünce yozluğu insan düşüncesinin kökeninden ve aidiyetinden bağımsız gelişemeyeceğini düşünen düşük bir idrakten kaynaklandığı gibi, geçmişte otoriter ve fanatik rejimler tarafından yığınları sanal bir düşman göstererek aldatmak ve yönlendirmek amacıyla kullanılmış. Örneğin Nazi rejimi halka Yahudi düşmanlığı aşılayarak halkın içindeki hoşnutsuzluğu Yahudilere yönlendirmişti. Böylece halk her türlü rahatsızlığın arkasında Yahudilerin olduğuna inanır olmuştu.

Yazar Antuan Vitkine ise Yeni Sahteciler isimli kitabında komplo teorisyenlerinin oldukça kolay olan şifrelerini çözüp, onları şöyle tanımlamaktadır:

Geçmişte totaliter rejimlerin propaganda aleti olan komplo teorileri üretmek tekeli; küreselleşme, internet ve gelişen haberleşme olgusuyla artık eğitimini tamamlamamış, dış politikadan habersiz ve dünyanın karmaşıklığını anlayacak yetiden uzak, üzerine üstlük ruhsal yapılarında travmatik hasta bir yapı bulunan tembel cahil ve çıkarcı kişiliklerin elinde olup, genelde küreselleşme karşıtı bir politika izleyen bu kişiler internetin o olağanüstü demokrat ve liberal yapısından faydalanıp militan yapılarına koşut komplo teorileri üretmektedirler.

Vitkin’in anlattıklarına ek olarak yukarıda yazdıklarımın ışığında benim ekleyeceğim, bu komplo teorilerinin psikolojik savaş yapan gizli servis teşkilatlarının dezenformasyon amaçlarına hizmet etmekte olduğudur.İşte bu olgu gerçek komplo teorisidir!

Sonsöz: Şüphe, rasyonel zekânın bir fonksiyonudur. Şüphe etmeyen kolay aldatılır. Psikolojide şüphecilik pek makbul olmasa da, bilimsel perspektiften şüphecilik akıldır.

Politik temel düşüncelerimiz ne olursa olsun, kolaycılığa kaçmadan olayları farklı boyutları ile görmeye çalışmalıyız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 854
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Bu ülkenin meraklı, toplumsal sorumluluk sahibi, zeki,aydın, duyarlı, yeniliğe açık insanları ile ha..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster