Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
320
 

Komşunun teröristi silahsız; ey gidi dünya Quo Vadis?

Komşunun teröristi silahsız; ey gidi dünya Quo Vadis?
 

Takip edelim etmesine; çıkmaz sokak olduğunu bile bile... Resim int alıntı.


Bir ülke: Bilmem kaç milyon Euro karşılığında teslim oluyor.

Eski günlerin, didişmelerin, pilakinin, sınır komşuluğunun adına; bir el uzatsak mı; yardımlarına koşsak mı akıllarını başlarına devşirmeleri için Akut’umuzu yollasak mı?

Merkep şakası değil; bizim komşuyu bu dünyadan şutlamayı planlamış gibiler.   

Kimler? Sizce Kimler?

Balıkçı Kambouroğlu: balıkçı teknesini kendi elleriyle parçalar resmini çeker; “Bakın görün, ekmek teknemi paramparça ettim. Yemin billah bundan böyle balık avına çıkmayacağım. Sizlerin gönderdiği donmuş balıkları satacağıma söz veriyorum, ellerinizden öpüyorum. Bana göndereceğiniz 210 Bin Euroyu sabırla bekliyorum. Bankaya yatıracağım bundan böyle keyfime bakacağım” Bir de böyle bir dilekçe döşerse bireysel olarak köşeyi dönebiliyor.

Teknesi tarlası olmayan Yunanlılar düşünsün.

Donmuş balıklar Senegal’den; 210 Brüksel’den…

Artık bireylerle pazarlığa oturan Avrupa Birliği: Yunanistan’a yardım etmeye söz verdi ve ediyor.

Büyük küçük balıkçılar teknelerini parçalamak ve resimlerini çekerek Brüksel’e göndermekle meşguller. Teknenin büyüklüğüne göre fiyat biçiliyor.

Yunanistan bağları bozuluyor; asmalarını kurutan, üzümleri salkım salkım akbabalara kargalara bırakanlar; karşılığında para alıyor.

 Bozduğu kuruttuğu bağlarının karşılığı sekiz bin Euro ile yeni mutfak yaptırdığını gururla beyan eden Yunanlı vatandaş mı terörist o adamı bu hallere düşürenler mi yoksa silah kullanmadan sömüren Brüksel mi terörist henüz karar aşamasındayım. AB gölgesindeki doğru şıkkı bulmaya çalışıyorum.

Ey gidi dünya Quo Vadis?

Bu düzene diliyle karşı koyan; sopalarla AB Başkentini basacaklarını beyan eden bir çiftçi; tek bir Yunanlı ekrana(SternTV) çıktığında yaptığım tezahürattan kendim bile korkuya kapıldım.

“Hadi be kim tutar sizleri; ben arkanızdayım yeter ki hadlerini bildirin.

Söz verdiğiniz gibi silkeleyin, attırın şunların tozunu, el insaf be AB”

Kahraman Yunanlı: Şeker pancarı ekiyor. Sadaka değil şeker pancarı ekmek istiyor. AB müsaade etmiyor. “ Tarlaların ancak yarısına ekebilirsin” Diye tutturuyor; Nuh diyor Peygamber demiyor. 

Gazeteci: Tüm bu parlak fikirlerden sorumlu Brüksel lahanasına soruyor.

Aldığı yanıt; AB ‘ye kardeş olmaya çalışanların dikkatine:

“Bunlar: Efendime söyleyeyim; birkaç seneye kalmaz öleceklerdir.

Biz bu süreci hızlandırıyoruz. Dünya küçülüyor, kendimize yer açıyoruz.”

 Allah sizleri sansürsansürsansürsansür…

3 Eylül 2012 Pazartesi

Alev Meisel/Berlin     

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynı şeyleri bize de uygulamadılar mı??? Fındık, buğday, şeker vs ekebiliyor muyuz. Çiftçilikle geçimini kazanan, bereketli toprakları olan ülkemizde her istediğimizi yapabiliyor muyuz? Topraklarımızda petrol araması bile yapamıyoruz. Dünyanın en büyük rezervine sahip olduğumuz bor madenini çıkarıp işleyemiyoruz. Bunlar hepimizin bildiği şeyler... Üzerimize oynanan oyunları görmezden gelip her dediklerine he demek politikacılarımızın olmazsa olmazlarından... Bu yazdıkların bana hiç yabancı gelmedi nedense, son dönemlerde ekonomi düzeldi puanlarımız arttı dense de ben inanmıyorum... Eski taaas eski hamam... Daha da kötüsü eskiden topraklarımız satılmıyordu şimdi vatan elden gidiyor ipleyen yok... Yunan halkını bu anlamda kutluyorum, onlar daha duyarlılar zaman zaman tv de görüyoruz tepkilerini, bizler üç maymunu iyi oynuyoruz maalesef. Aynen sebep olanları Allah bildiği gibi yapsın diyorum başka da bişey demiyorum Alevcim... Sevgiler kucak dolusu...

Sema Sener 
 03.09.2012 13:16
Cevap :
Biliyorum Sema biliyorum kardeşim; ülkemi ne hale getirdiler biliyorum, kahrediyorum. Benim dikkat çekmeye çalıştığım nokta:Yunanistan müslüman bir ülke değil buna rağmen, etini kemiğini çiğ çiğ yemekten kendilerini ala koyamıyorlar. Yani din kardeşliği falan sökmüyor, üstümüze alınmayalım. Tökezleyeni; yere düşürerek çiğnemek artık yasallaştı. Karşımızda kimler olduğunu derhal anlamaz,ona göre hazırlık yapmaz isek fena yakalanacağız. Havucun peşinden koşmayı bırakıp; havucu kendimiz üretmeliyiz. Yaw ağlamayı sızlamayı bırakmanın tam zamanı; zararın neresinden dönülürse kardır. Uyuyanları uyandırmak için daha ne yapmalıdır? Bile bile lades olmak kadar kötü bir şey var mı? Değerlendirmen için teşekkürler. Selamlar sevgiler.   03.09.2012 16:10
 

Değerli Alev Meisel, "Hıristiyan efsanelerine göre Havari Peter, imparator Neron´un zulmünden kurtulmak için Roma´dan kaçarken yolda İsa Peygamberle karşılaşır ve ona "Quo Vadis'", yani "Nereye Gidiyorsun'" diye sorar. İsa, "Roma´ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum çünkü sen benim kurtaracağım insanları bırakıp kaçıyorsun" der. 1905´te Nobel Edebiyat Ödülünü alan Leh yazar Henryk Sienkiewicz I. yüzyıl Roması´nda yaşanan zulmü' zulme karşı destansı direnişi ve büyük bir aşkı anlatıyor "Quo Vadis'"te."(alıntı;"www.kabalcı.com.tr") Ve gerçeğinde Dünya ve insanlar hiçbir taraf gitmiyorlar. Dünya dönüyor, insanlar da kendilerini tekrar ediyorlar (dönüyorlar) Ürettiğinin fazlasını yiyenler için basit ancak anlamlı bir halk ifade vardır; "Dede yediğini öde!" Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 03.09.2012 11:16
Cevap :
Geçen hafta bir dergide okudum. Adı geçen Havari Nero'dan kellesini kurtaramamış. İnfaz edildiği mermerimsi taşın çevresi demir parmaklıklarla çevrilmiş. Hemen yanıbaşında lahite benzer bir mezarın baş ucunda -mermerden yontulmuş sakallı- bir kesik baş duruyor. Hıristiyan alemi havarinin hayatına Roma'da Nero'nun cellatları tarafından son verildiğini bildiriyorlar. Her ne şekilde olursa olsun değerli Canmehmet Bey; hiç bir kutsallık insanoğluna kızına işlemiyor. Çoğunluğa işlemiyor. Öteki dünyanın flu oluşu; Yüce'nin: Merhamet ve sevgiyi eşit şekilde bahşetmemesi;türümüzün tekamül denilen şeyi tamamlayamamış olması belki daha bir çok faktörler eşliğinde; gelmiş olduğumuz nokta çok ince bir çizgi üzerinde... Düşünmeden atılacak her adımın,sizin de değindiğiniz gibi yutulan her beleş lokmanın bedelini: Yaş ve kuru birlikte ödeyecektir. katkınız mutlu etti. Teşekkürler, saygılar.   03.09.2012 16:31
 

AB'ye yakasını kaptıran, her yerini kaptırmış olur... Kapitülasyonlardan beter. Bizim için de bazı şartları hala çalışıyor ha... O "Gümrük Birliği" nedir ki... bir çeşit sömürü düzeni değil mi? AB artık açık sömürü yapamıyor, kendi kendini ısırıyor.. Yanlış mıyım?

Erdal Ceyhan 
 03.09.2012 8:44
Cevap :
Merhaba Erdal Bey; AB kendini veya diğerlerini ısırsa artık pek fark etmiyor. Bu ısırıklardan ısırılmayanlar da nasibini alıyor. Sistem düzen öyle bir şekilde kurulmuş ki batan batarken tek başına batamıyor. Hep bir şeyleri beraberinde sürüklüyor. Birbirine zincirlenmiş korsan gemisinin tayfaları gibi... En iyisi: Bilinmeyen denizlere deryalara yelken açmadan düşünmek; evinin önündeki gölde yüzmek; o gölü tertemiz tutarak, suyundan balığından, tuzundan ihtiyaç duyulduğu kadar tüketmek olmalıdır. Artık kendimize gelmeliyiz, hatalarımızı örtmek yerine tekrarından kaçınmalıyız. Haklısınız; halkın düşüncelerini kaile almayanlar; o gün geldiğinde yine de pişmanlık duymayacaklar. Gemileri yol alacak; olan teknelerini yakanlara olacak. Zaten hep öyle olmamış mı? Teşekkürler selamlar saygılar.   03.09.2012 16:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 833
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster