Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '11

 
Kategori
Sanat Eğitimi
Okunma Sayısı
3276
 

Konservatuara gireceğiz

Konservatuara gireceğiz
 

Burcu Göker pianisti Eric Jenkins ile bir konser sırasında


Konservatuar sınavlarına girişte kalmıştık. 

3 günlük hazırlık kursunun arkasından giriş sinavları geldi cattı. İstanbulda ki iki Üniversiteye bağlı konservatuarların birinde keman ve piano, diğerinde bale sinavlarına girdi kücük kızım. Ama o güne kadar hiçbir müzik ve bale egitimi almamıştı. Müzik sınavlarında müzisyen ailelerin yetiştirilmiş çocuklarını, bale sınavında daha önce bale yapmış ve bale tütlerı ile gelen çocukları görünce hıçbir şansımız olmadığını düsündüm. Zaten bale sınavından sonra yaramazlığından okulun bahçesindeki uyuyan kediye basıp bacağı tırmalandığı için biz sınav yerini acele terk edip doktora gitmek zorunda kalmştık. Ertesi gün Üniversite kursu icin erkenden cıkıp dersaneye giden büyük kızım önce konservatuarlara ugrayarak sınav sonuclarına baktı. Sırası ile girdiği bütün sınavları liste başı olarak kazandıgını öğrendiğimizde bizi seçim yapmak gibi zorlu bir olay bekliyordu. 

Ama seçim yapamadik. Kızım aynı anda hem bale hem de keman egitimi yapmak istiyordu. İki egitim de ayrı okullarda idi ve ayrıca kendi ilkokul egitimi de vardı. Böylece 8 yaşında ilkokul 4. sınıf ogrencisi olarak iki ayrı konservatuarda keman ve bale egitimi yapmaya basladık. Hayatımız ilkokul, bale, keman, solfej derslerı arasında koşuşturup durmakla geçiyordu. Eve geldiğimizde ise kızım uyuyana kadar keman çalişiyordu. Artık ilkokul derslerini vapurda ve otomobilde yapmaya başlamıştık. Sanmayın ki ben onu sürüklüyordum. Bana kalsa çoktan bu uğraşı bırakıp normal yaşamımıza dönecektım. Ama kücücük kızım koşuyor, ben de onun arkasından sürükleniyordum. O zamanlardan beri benimsediği ve sonraları adını koyduğu bir prensibi vardı. 'AKAN SUYUN ÖNÜNDE DURULMAZ.' O bir akarsu idi ve ben de onunla koşuyordum. Ama bu akarsu büyük zorluklar çekmemize rağmen bizi çok güzel yerlere götürdü . 

Kemanda hızla ilerliyordu. Aynı anda eve aldığımız piyanoda devamlı alıştırma yaparak onu da ilerletiyordu. Komşularımız önceleri bu müzik seslerine pek alışamadılar ama sanırım bizim elektiriğimiz onlara da geçti ve bizi anlamaya başladılar. Zor ve yorucu geçen iki yılın ardından ilk konserini verdi.10 yaşında idi ve keman konseri vermek çok istiyordu. 

Konser öncesi ondan başka herkes çok heyecanlı idi. Ama o çıktı, olgun bir sekilde şahane çaldı ve indi ilk roportajını verdi. Ertesi gün Türkiyenin en tirajlı gazetelerınden birinde cıkan '10 YAŞINDA DAHİ KEMANCI' haberini okuyan herkes eve telefon ettiğinde o sakin bir sekilde bebekleri ile oynuyordu. Ondan başka herkes heyecanlanmıştı. Ama o çok sakin ve mütevazi idi. Bu sakinliğini hiç bir zaman bozmadı. Her zaman sakin, mütevazi ve onurlu durdu. Sanırım bugünkü büyük başarısının sırrı bu özelliklerinde saklı. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 825
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1023
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster