Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
82
 

Kontrol Etme Aracı mı?

Tek tanım üzerinde anlaşma sağlanılmayan sözlük anlamı olarak din, Tanrı düşüncesine dayalı toplumsal bir kurum, insanların doğaüstü güçlere, kutsal saydıkları türlü varlıklara, tanrılara ya da Tanrı’ya inanma, tapınma biçiminde katıldıkları gizemsel olgu olarak tanımlanmaktadır.

Wikipedai’ya da göre ise Din, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan; çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar ve ibadetler bütünüdür şeklinde ifade edilmektedir.

Bilindiği üzere Sosyal, yani toplumsal bir yaşam formu olmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak da topluluk halinde yaşamanın birtakım düzen kurallarının olması gerekmektedir. İşte, insanların bir arada yaşıyor olmalarına toplumsal hayat ve bu bir arada yaşamanın gerektirdiği düzenin sağlanmasına yönelik kurallara da sosyal hayatı düzenleyen kurallar denilmektedir.

Sosyal hayatı düzenleyen Ahlak kuralları, Din kuralları, Görgü kuralları olup, yaptırımları manevi niteliktedir. Hukuk kurallarının ise yaptırımı maddi niteliktedir.

Tanrı tarafından konulmuş olan, peygamberler ve kutsal kitaplar aracılığı ile insanlara iletilmiş olan kurallar bütünü olarak dinin en bilinen yaptırım şekilleri günahkâr sayılma ve ahrette hesap verme olarak karşımıza çıkar.

Sosyal düzenleme kurallarından sadece dini kısaca irdelersek eğer, dinin Bireye ve Topluma Sağladığı yararlar şöyle sıralanabilir.

1. Akıl ve bilinç sahibi, varlığı üzerinde düşünebilen bir canlı olarak insan, nereden gelip nereye gittiğini, niçin yaratıldığı, hayat yolunun onu nasıl bir sonuca ulaştıracağı gibi soruları yanıtlamak, içinde geleceğe ait olarak beliren endişelerden kurtulmak, iç huzura ermek ihtiyacını ancak din ile öğrenir.

2. İnsanlığın kendi dünyasında maddi ve manevi gelişmesi, gerçek evrensel insanlık evresine ulaşması için de, din mutlaka gereklidir.

3. Din, toplum hayatını düzenleyici ve disipline edici olarak da, insanlık için gerekli bir kurumdur.

4. Dinsizlik, her şeyden önce ahlak  düşüncesini yıkar. Çünkü din olmadığı takdirde, ahlak için hiçbir yaptırımcı güç kalmadığından, dinsizlik; her türlü kötülüğün yayılmasına ve genişlemesine ve sonuçta toplumun çökmesine neden olur.

5. Din, insanın psikolojik alanına olumlu katkı sağlamaktadır.

Temelde yukarıdaki beş madde üzerine oturan dinin gerekliliği üzerine tartışmak konusunda çok ta yeterli olmadığımı düşünüyorum. Ancak tanımların hükümlerinde çok sorun olduğunu görmekteyim.

21. Yüzyılda, post modern bir dünyada; halen daha din; fertleri kutsal duygu ve alışkanlıklarda birleştiren, toplumları yücelten ve geliştiren bir kurum mudur? İnsanlara yön verip, onları iyi ve yararlı şeyler yapmaya yönelten bir sosyal düzenleyici midir? Aynı zamanda ahlaki bir kurum olarak insanlara yön veren, en mükemmel yasalar ve en sıkı düzenlerden daha güçlü bir şekilde kişiyi içten kuşatan, kucaklayan ve yönlendiren bir disiplin midir?

İnsanın psikolojik yapı ve yaşayışında karşılaştığı yalnızlık, çaresizlik, korkular, üzüntü ve sarsıntılar, hastalıklar, felaketler karşısında ona ümit, teselli ve güven sağlayan en son sığınak mıdır? Dinsel yaşam, insanı ruhsal bunalımlardan korur mu?, kendisine ve çevresine karşı daha duyarlı ve dengeli yapar mı?

Dindeki ahret inancının dünya hayatındaki davranışlarda etkili midir? İnsandaki sonsuzluk duygusuna yanıt verir mi? İnsanlığı manevi ve zihinsel gelişmesinde dinin önemli payı var mıdır?

Bilindik ifade ile İnsanların kötülüklerden kaçınıp, iyilik yapabilmesi için, kutsal kitapları okumaları, dini bilmeleri ve Peygamberin yaptıklarını örnek edinmeleri gerekmektedir.

Kişisel olarak dinin bireyi ve toplumu olumlu düzenlediği yargısına günümüz toplumları için asla katılmıyorum. Zira yüz binlerce din görevlisi on binlerce ibadet merkezlerine sahip olmamıza rağmen olumsuz istatistik sonuçlarımız ortada. Bireyi erdemli ve ahlaklı kılan şey bilgidir, bireyin, yarın korkusunu ve psikolojik sorunlarını gideren, güçlü kurumlar, hızlı ve güvenilir devlet organizasyonlarıdır. Post modern, yeni toplum düzenleme aracı ise hukuktur.

Sahi dinle toplumlar olumlu düzenlenemediğine göre, günümüzde dine toplumu kontrol etme aracı görevi mi verilmiştir?

Nizamettin Biber

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kesinlikle katılıyorum abi ...Dini parçaladıklarında başladı toplum yönetimleri ve kesinlikle toplum çok pasif....Oysa din tektir parçalanmayan bir bütündür ve onu toplum gibi kimliklere ayırdığınızda savaşlar ve ötelemeler başlar ve tarihlerdir boğuşmanın sebebi budur... sevgiyle kalın

jale kasap 
 18.09.2019 7:24
Cevap :
Dinin bütüncül toparlayıcı yapısından daha ziyade bir araç olarak kullanılması sorun teşekkür ederim Jale, sen de mutlu ve hoşça kal.  19.09.2019 20:50
 

Merhaba Nizamettin bey, dini siyasete alet etmek hiç doğru değildir. Güzel bir yazınız var. Dilinize ve emeğinize sağlık. Selamlar.

Abdülkadir Güler 
 17.09.2019 11:54
Cevap :
Merhaba Abdülkadir hocam, bence de din bir araç olmaktan çıkarılmalı, din kendi kutsallığı içerisinde değerlendirilmeli, teşekkür ederim, selamlar.  18.09.2019 8:57
 

Dinin sosyal hayatı düzenlemede etkili olduğu doğrudur ancak bu sadece masum, sıradan insanlar için geçerli. Uyanıkların elinde ise ne yazık ki bir silaha dönüşebiliyor. Daha çok karmaşa, daha çok haksızlık, daha çok hukuksuzluk ve daha çok ahlaksızlığın da yayılmasına neden olabiliyor şeyh mürit ilişkileri ve tarikat yurtlarında çocuklara reva görülenler gibi. Değişik örneklerini görüyor ve takip edebiliyoruz basından. Her dinde görülmesi mümkün olaylar elbette bunlar. O nedenle toplumların sağlam hukuk kurallarıyla yönetilmesi ve kurallara aykırı davrananların hak ettikleri cezayı anında görmeleri toplumun hayatında meltem esintilerine neden olacaktır diye düşünüyorum Nizamettin Bey... Selamlar, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 16.09.2019 12:24
Cevap :
Çok teşekkür ederim Ayşegül hanım, doğrusu yeni dünyada toplum düzenleme aracı hukuk ise erdemli insan yaratma aracı da eğitim, dolayısı sonrasında yaşamsal anlamda edinilen şeyde bilgidir diye düşünüyorum. selamlar, hoşça kalın.   16.09.2019 16:36
 

Nizamettin Bey, Yazınızdan benim de böyle olması gerektiği kanısına varıyorum. Keşke asırlar önce Hıristiyanların yaptığı gibi bir Rönesans, Reform islam aleminde olsa, daha bir mutlu yaşarız kanısındayım. Sevgiler saygılarımla hoşça kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 16.09.2019 1:00
Cevap :
Şahin hocam merhaba, benimle aynı düşünüyor olmanıza sevindim, aslında ulusumuzun rönensans ve reformu 1923'te gerçekleşti ama maalesef karşı devrimciler bu oluşumları geri püskürttüler. Çok teşekkür ederim, selam, saygı ve sevgi ile.  16.09.2019 14:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 832
Toplam yorum
: 3629
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2544
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster