Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '17

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
409
 

Kontrolsüz Bir Dünyada Sosyal Medyayı Nasıl Frenleyebiliriz?

Kontrolsüz Bir Dünyada Sosyal Medyayı Nasıl Frenleyebiliriz?
 

Sosyal medya, sunduğu sınırsız imkânlarıyla insanın arzu ve tutkularına sesleniyor ve onu her geçen gün daha fazla kendine bağımlı hale getiriyor. Yerinde ve gerektiği kadar kullanılması elbette ki kaçınılmaz bir nimettir. kullanmamız da gerekiyor. Ancak ne yazık ki, kontrolsüz ve bağımlı kullanımı sonucunda ahlaki değerlerimizi sarsacak, aile hayatını yok edecek ve tamiri imkânsız bireysel sorunlara neden olacak bir yolda ilerliyor.

Modern tüketim toplumunda her şey bireyin arzu istek ve ihtiraslarını kamçılıyor. Bu gemlenemez tutkular karşısında geleneksel değerler, sınırlamalar artık yetersiz kalıyor. Bu da insanları daha azla yetinme ve tutkularını gemleme konusunda zorluyor. Böylece her geçen gün sosyal medya bağımlılığı da artıyor. Buna paralel olarak toplumsal sorunlar da aynı hıza artıyor.

Sorunun boyutunu devletin en tepesindeki Sn. Cumhurbaşkanı bakın nasıl açıklıyor: "Son model telefonu alamadığı için strese giren, suç işleyen kişilere rastlıyoruz. Araç kullanırken gözlerini telefon ekranından ayırmayan milyonlarca insan olduğunu biliyoruz. Dost meclisindeki gönül sohbetlerinin yerini artık sosyal medya tartışmaları aldı. Mekke’de Beytullah’ta, Medine’de dahi insanlar, ibadetle meşgul olmak yerine telefonla vakit geçiriyor." 

Devletin bu sorunun bilincinde olması son derece önemlidir. Buna uygun önlemlerin de alınması daha da önemlidir.  

Sosyal Medya kullanma konusunda devlete düşen sorumluluklar var:  Devletin öncelikli görevi, bir taraftan yasal önlemlerle sosyal medya kullanımının veya kötü kullanımının kısmen de olsa engellemektir.  Güvenli internet kullanımı konusunda alınan önlemlere benzer önlemler gibi.

Yeni önleyici yasalar yanında,  işe, resmi kurumlarda mesai saatleri içinde sosyal medya ağlarının kesilmesiyle başlanabilir. Çünkü binlerce memurun, sizin zannettiğiniz gibi, bilgisayarların ardında ciddi ciddi iş görmediğini, sosyal medyayı takip ettiğini az eğilip bilgisayara baktığınızda göreceksiniz.

Devletin diğer bir görevi ise eğitici, aydınlatıcı ve bilinçlendirici seminerlerle,  özdenetim ve irade güçlülüğünü artırma gibi destek eğitimleriyle toplumu daha da bilinçli hale getirmektir.  Daha da önemlisi değerler eğitimine öncelik vermektir. Bunlara ilaveten  aileler için “Evde Sosyal Medya Kullanımı” ile ilgili ‘Rehber Metinler’in hazırlanması ile toplumu daha bilinçli hale getirmektir.

Devlet, teknoloji bağımlılığının yol açtığı felaketlerin bilincin de olsa ve buna karşı yasal önlemler alsa bile, sosyal medya bağımlılığı karşısında devletin, ahlaki ve siyasi kontrolleri çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Çünkü söz konusu olan şey,  herkesin her an yanında taşıdığı ve istediği yerde internete bağlandığı bir telefonla gerçekleşiyorsa, devlet burada aciz kalacaktır. İşte burada devletten ziyade en büyük sorumluluk aileye ve tek tek bireye düşmektedir.

Aile, öncelikli olarak mobil cihazları, bir bakıcı gibi kullanmamalıdır. Ağlayan çocuğun eline verilen bu cihazlar, onu ileride kopması imkânsız bir bağımlılık içine atmaktadır. İkinci olarak, aile, yemek ve çay saatlerinde kesinlikle mobil cihazları kullanmamalıdır. Hatta gözden uzak bir yere koymalıdır. Bunu ciddi bir prensip haline getirmelidir.

Tek yaşayan bireyler de bunu uygulamalıdır. Yani onların da sosyal medya kullanma saatleri ve bu konuda prensipleri olmalıdır. Örneğin günde üç defa açabilir: Sabah, öğlen ve akşam. İnterneti her zaman açmamak, telefonu cebinde değil de çantada taşımak, elimizin her an ona ulaşmasını engelleyen faktörlerdir.

Bunun içinde anne-babaların çocukların bulunduğu ortamda mobil cihazlarla sosyal medyayı kullanmamaları gerekiyor.  Çünkü çocuklar böylece büyükleri rol model alıyor ve taklit ediyorlar.

Sosyal medya, bir anlamda bireyin “var olduğunu”, topluma duyurmasıdır. Aynı zamanda olmak istediği özellikleriyle kendisini tanıtmasıdır. Daha da önemlisi, takipçilerinden “beğeni” almasıdır. Bu da insanların yalnız kalmasından, özellikle gençlerin de doyurulmayan ihtiyaçlarından ileri geliyor. Toplumla daha fazla kaynaşmak, aile ve akraba  ilişkilerine önem vermek sosyal medyaya olan ihtiyacı azaltacaktır.

Anne- babalar, bu ihtiyacı hissedip, çocukla daha fazla ilgilenmeli ve onun aç olan duygularını gidermenin yollarını aramalıdırlar. Daha fazla şefkat, daha fazla ilgi ve beğeni onlara çok iyi gelecektir.

Birey, her şeyden önce yukarıda saydığım bilinçlenmenin yanından vicdanı, imanını ve iradesini güçlendirme yoluyla sosyal medya kullanımını  kontrol altına alabilir.   

Burada özellikle irade, öz kontrol eksikliği üzerinde durmak istiyorum. Çünkü irade burada anahtar rol oynamaktadır. Bakınız irade üzerine araştırma yapan en önemli araştırmacılardan biri olan Roy Baumeister ne söylüyor:

“Toplumdaki modern insana rahatsızlık veren problemlerin çoğu -bağımlılık, aşırı yeme, suç, aile içi şiddet, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, ön yargı, borç, istenmeyen hamilelik, okulda başarısızlık, işte yetersiz performans gösterme, para biriktirememe, egzersiz eksikliği- bir dereceye kadar öz kontrol eksikliğinin bir sonucu.”

İnsan, iradesini güçlendirmelidir.  Tabi iradeye destek veren bazı yan unsurları unutmamak gerekir. Bir defa irade, tek başına bir mekanizma değildir. O, vicdan mekanizmasının içinde yer alan bir parçadır. Diğer parçalar, kalp, duygu ve zihindir. Mekanizma içindeki parçaların her biri doğru kullanıldığında diğerlerine olumlu yönde etki eder.

Kısacası, sosyal medya bağımlılığı devlet, aile ve bireyin ortak işbirliği ile önlenebilir. Bunun yanında bireyin de kendi manevi cihazlarını terbiye etmesi de gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 519
Kayıt tarihi
: 18.10.17
 
 

1963 yılında dünyaya geldim. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster