Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
521
 

Konu mu, uslup mu

Konu mu, uslup mu
 

KALEME GÜZEL YAZDIRAN PARMAKLARDIR!...


La Bruyere’nin bir sözü:
“Şu mavi gök altında söylenmedik söz kalmamıştır.”

İnsanoğlu, her konuda bir şeyler söylemiş, yazmıştır. Kuşkusuz, önce “şiir” söylemiştir. Yazının bilinmediği çağlarda, duygu ve düşünceleri yansıtma yolu başka ne olabilirdi?
Bizim “halk ozanları”mız da öyle...
Okuma yazma bilmedikleri için şiir yazmamış, şiir söylemişlerdir.

*****
Melih Cevdet Anday, bir yazısında, Lamartine’in en güzel "göl" şiirini yazdığından söz eder, “Şimdi biz ‘göl’den söz etmeyecek miyiz?” diye bir soru sorar?
Elbette edeceğiz!
Önemli olan “göl”den söz etmek değil, farklı bir biçimde söz etmek.
Yani “özgün” olmak!
Demek ki sorun, aynı konuyu ele almada değil, “özgün” olmada, yani farklı bir şey söylemede düğümleniyor.
Bu düğümü çözebilir, görünmeyeni görebiliyor musun?
Herkes bakar, ama “o şey”i görmez!
Herkes okur, duyar; ama aynı şeyi anlamaz, algılamaz!
Sorun, farklı olmak; “olan”ı farklı biçimde yansıtmak.

*****
Melih Cevdet Anday, “Deli Gömleği” başlıklı yazısında anlatır:
Deli, deliye demiş ki:
“Dün gece seni rüyamda gördüm.”
Öbür deli şaşkınlıkla demiş ki:
“Nasıl olur? Ben seni görmedim!”

Melih Cevdet Anday, bu örnekle neyi vurguluyor olabilir?
Biz, buna, deliler arasında geçen bir konuşma olduğu için, “deli saçması” diyebiliriz. Ama bunu tanınmış bir şair söylerse, buna farklı yaklaşır, “Ne güzel şiir!” deriz.
Bundan çıkan şu:
Deli söylerse, “deli saçması”, şair söylerse “şahane şiir”.
İşte yaratıya, söyleyenin toplumdaki konumuma göre değer verme!
Birini yer, öbürünü yücelt!

****
Sözü, sorularla sürdürelim:
“Konu mu önemli, konuyu işlememe mi, bir başka deyişle üslup mu?”

Konu, yazarın, “üzerinde durduğu, hakkında yazı yazdığı şey” olduğuna göre, her konuda yazı yazılabilir. Önemli olan, aynı konuyu ele almak değil, konuya farklı bir açıdan bakmaktır. Sonra, “Konuların sanatçıya özgü bir yanı yoktur. Aynı konuyu çağlar boyunca nice değişik sanatçılar işleyegelmiştir. Sözgelimi, ‘yalnızlık’, ‘kimsesizlik’, ‘ölüm’, ‘yaşama’, ‘dostluk’, ‘sevi’ ... üzerine binlerce şiir yazılmıştır bugüne değin. Ne var ki bunların bir bölümü yazıldığı günlerin sınırını aşamamış, yaşarlığını koruyamamıştır. Yitip gitmiştir zaman içinde. Bir bölümüyse çağların ötesinden günümüze ağıp gelmiştir. Neden kimileri yitip gitmiş de kimileri diri kalmıştır? (...) Öyleyse yazınsal yaratıyı yaşar kılan bir öğe değildir konu. Böyle olsaydı konuları ortak olan yaratıların tümüyle yaşaması gerekirdi. (<ı>Emin Özdemir, Yazınsal Türler, s.19)

Konu, belirleyici olsaydı; o zaman şu sözlerin ne anlamı kalırdı?

“Leyla ile Mecnun konusu üzerine birçok şairimiz eser vermişlerdir. Ama bunlardan ancak Fuzuli’ninki yaşamakta ve gerçek bir değer taşımaktadır. Baudelarie, Kötülük Çiçekleri’ndeki şiirlerinde pek çoğununu konusunu, (...) Montepin’in Alçıdan Kızlar adlı bayağı şiir kitabından almıştır. Fakat bugün Montepin’in şiirlerini kim okuyor, hatta kim hatırlıyor? Ancak konular Baudelaire’de yaşayarak yepyeni içeriklerle zenginleşmemiştir midir?”<ı> (Suut Kemal Yetkin, Güzellik Bilimi Olarak Estetik ve Sanat, s. 405)

*****
Yazının başlığına dönelim:
Konu mu, üslup mu?
En güzel konulardan “çok kötü”, sıradan konulardan “çok güzel” yazılar (yaratılar) çıktığını kim yadsıyabilir?
Demek ki, yazıların “çok kötü”, “çok güzel” olmasını sağlayan “konu” değildir?
Üsluptur?
Nedir üslup?
Dil ve anlatım özelliği, dili kullanma biçimi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 2261
Toplam yorum
: 2782
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1170
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster