Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

18 Nisan '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
219
 

Konuşabiliriz!

Konuşabiliriz!
 

internetten alıntıdır


Kişi öldüğü zaman, şeytan bile çekilir gidermiş yanından "Bununla işim bitti" diyerek. Ölünün arkasından konuşmanın nasıl günah olduğunu iyice bellettiler ve öğrendik ama bazen anıyoruz; kiminin iyilikleri, kiminin kötülükleri demeyelim de huysuzlukları, kiminin eli açıklığı, kiminin aç gözlülüğü, kiminin tembelliği, kiminin ekmeğinin bol olması, kiminin cimriliği, kiminin... Kişiliklere göre değişken konuşmalar. Sonra, toprağına gitmesin - ruhunu rahatsız etmesin konuştuklarımız, iyi olsunlar yattığı yerde diyerek arkasından bir dua okuyarak kapatıyoruz konuyu.

Yakınlık derecesine, yaşanmışlıkların bolluğuna, paylaşılanların güzelliğine göre, bazılarının özlemi hiç bitmiyor. Ama ölüm bir çok şeyi temizleyip unutturan, yaşananları hafifleten, içinde garip bir sihir bulunan açıklanması zor bir durum. Yaşarken yaşanan kavgalar bile gülerek anlatılabiliyor sonrasında. Gelip geçenler-öylesineler, iz bırakmayanlar elbette. Bazı hataların, bazı kararların ne izi ne yaşattıkları ölümden sonra bile devam ediyor. Ölümle son bulmayan kararlar var. Sadece kendine yaşatsan bunu affedilebilir belki de ama...

Elbette hatasız kul olmaz, hangimiz dosdoğruyuz ki! En masum sanılanlarımızın bile kaç tane cinayeti vardır hiç ortaya çıkmayan. Yaşarken rahmetli statüsüne kavuşturduklarımızla dolu etrafımız, kendimizin de içinde bulunduğu üstelik. Mahvederiz, öldürürüz hatta kendimizi bile. Farkında ola-ola susar dilimiz, hislerimiz ve inançlarımız. Gözümüzde küçülür en sevdiklerimiz gizlilerini öğrendiğimizde. Hayvanların alacası dışında, insanların içinde der bir söz. Alacalar, karanlıklarla dolu içimiz tamam da... İyice karanlığa gömülmeye de gerek yok.

Referandum oylamasına el parmakları sayısında gün kala hep neyin ne olduğunu düşünmekle geçiriyorum tüm zamanımı sanki bir şeyleri değiştirebilirmişim gibi. Üstüne basa-basa yine söylüyorum; siyasetten hiç hoşlanmıyorum ve hani yanar-döner kişilikler vardır gündelik yaşamlarımızın içinde politik davranırlar ortama göre, işlerine geldiği gibi, onlar da aynı oranda. İnsanların olduğu gibi olmasını isterim. İyiyse iyi, kötüyse kötü... (Bu yazıya referandumdan bir kaç gün önce başlamıştım. Sonra vazgeçtim bir ölünün geçmişteki kararını yargılamak bana düşmez diye.) Bu gün pişmanım, ister ölü ister canlı her karar tartışılmalı belirli saygı çerçevelerinde.

Allah rahmet etsin, dediğim dedik, düdük hatta ıslık da çaldırmazdı günah diye dedem. Büyük amcamın kızı henüz on bir aylıkken çocuk felcine yakalanmış, köyde başka bir erkek çocukla birlikte. Diğer aile çocuğu doğru doktorlara taşımış, küçük bir aksaklıkla atlatmışlar hastalığı. Dedem hocalara ve kırık-çıkıkçılara taşımış kuzenimi. Beşiklerde aylarca sıkı-sıkı sarılarak hiç hareketsiz yatırmalar, okutmalar-üflettirmeler. Anneye-babaya hiç sormadan, hiç söz hakkı tanımadan geçen yıllar.

Sonradan amcamın kızını Isparta'dan İstanbul'a her duyduğu doktora götürerek ettirdiği yanlış-doğru ameliyatlar ve ablamın senelerce süren-çekilen acılı ızdıraplı hayatı. Hastanelerde canı sıkılmasın diye elindeki küçük radyodan haber saatlerini hiç kaçırmayan bilgiye açlığı da yine onun iyiliğini isteyen dedesi tarafından ellerinden alındı. Amcamın onu okutmak istemesi, ablamın ve diğer kuzenimin okuma hayallerinin hepsi boğazlarında düğüm olarak takılı kaldığı gibi. Kuzenimin hala "Yeni defter ve kalem kokusunu duydukça içime yaşam sevinci doluyor. Yeniden yaşama hakkı verilse okumak için her şeyi yapardım." demesi geliyor aklıma.

Bazı kararlar sen ölsen de, üzerinde karar verdiğin kişi ölse de sonsuzluğa kadar sürüyor acıları. Yön bir daha hiç gerçek anlamda gülmelere yer vermiyor. Ölümün bile silemediği, üzerine sünger çekilemediği, yokmuş gibi davranılamadığı kararlar hep karanlıklar getiriyor yaşayanların üzerine. Bu yazıyı sırf dedemin ruhu rahatsız olmasın diye, sonuç nasılsa değişmeyecek diye yarıda bırakmasaydım bu gün bu vicdan azabını yaşamazdım.

Ne alaka diye düşünmeyin. Çok alaka. Görmeyenlerin karanlıkları onlarla birlikte etraflarında yaşayanları da karanlığa çekiyor ve bu gün oylamanın hemen sonrasında, bir ağızdan "İDAM İSTERİZ, İDAM" diye meydanda bağıran kalabalığın, ne zaman, hangi ara ölümü konuştuğu ve kana susamışlığını bu kadar kolay ve rahat dile getirmesi yüzünden de acım çok büyük. Nedir bu şımarıklık, nedir bu azgınlık halleri? Hani müslümanlık? Hani Allahın yarattığı canı sadece Allah alır öğretileri? Benim idam hakkında düşündüklerimi beni tanıyan herkes bilir ama bu öyle değil, bu çok adaletsiz ve zamansız bir karar olur. Çok yakında vereceğiniz o ölüm izninin kara-yılan kayganlığında ipi ummadığınız anda sizlerin ve çocuklarınızın boynuna da dolanabilir unutmayın.

Bundan yaklaşık elli beş yıl önce verilmiş yanlış-acımasız ve cahilce bir kararın acısını öz ablam olsa ancak bu kadar sevebileceğim kuzenim hala çekiyor. Zehir gibi akla sahip bir hayat öylesine heba edildi. Koskoca bir ülkenin en koskoca makamında bulunan bir yöneticinin, halkının "İDAM İSTERİZ" diye bağırmasına "Onun için de bir referandum yaparız merak etmeyin." diyen ve gülümseyen kararının çocuk felcinden daha fazla acılarını yıllarca nasıl temizleriz, nasıl altından kalkarız diye düşünmekten beynim patlamak üzere. Acım çok büyük, acımı hafifletmek için hiç kimseyi görmek istemiyorum, bu sonuca sebep olan tüm akrabalarımı yok saymak istiyorum. Gönül rızasıyla beni telefonlarından, defterlerinden silebilirler, ben bundan sonra o samimi insan olmayacağım çünkü.  

Babasından kız olduğu için miras alamayan buna rağmen kendi kızlarına aynı muameleyi hak gören, idama hoş gören gözlerle bakan tüm kadınları kendi çukurlarında kendi kendilerine baş başa bırakıyorum. İlla tutturmuştum beni köyüme gömün diye belirsiz uzun bir süreliğine o toprağı da istemiyorum artık. Hayatım boyunca huzur için yaşadım, sadece benim mutluluğum yetmedi bana ama ben de kimseye yetemedim. En yetemeyen zamanlarda bile en fazla sarıldığım duygu ONUR oldu ama o da yetmedi. Bu gün inançlarımı sorguladığım zor bir günümdeyim.

Çocuklarımız, torunlarımız için bir kez daha düşünün diye, yalvarmam işe yarasa onu da yaparım. Bırakalım da çocuklarımız hiç aksamadan, güvenle, huzurla yaşasınlar. Her ne olduysa oldu ama zararın yakın yerinden dönebiliriz. Her önünüze konulan karara emme basma tulumba gibi durmadan kafa sallamayın.

Not: Bu yazı, iki taraftan tamamen ailemdeki insanlara seslenmek ve gönül gözlerine işleyebilmek için yazılmıştır ve kesinlikle başka hiç kimseyi kapsamamaktır. Ben bahçemi temizlemek için uğraşıyorum gücüm ancak buna yetmeye çalışıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Yazarım Kevser hanım, yüreğinize sağlık.Gerçekleri ifade edebilme ortamında bu yazınızın yayınlanmasına fırsat verdikleri cihetle MB yetkililerine de teşekkür ediyorum. Duygularımı şu şiirimle dile getiriyorum.
16 Nisan'ın ardından:
Ne çok zenginliğim varmış meğer,
Sıfırlanan derinliğine öfkelenip,
İçin için ağlamak yerine eğer,
O vurgunu yemeseydi bu kaptan,
Sıcak, güven dolu yarınlara
Yol alıyor olurdu gemim, baştan.
Her cebimde, ayrı bir servet
Hak/hukuk, sevgi, birlikte yüceltmeye
Ülkemi ayrı bir hırs, ayrı bir gayret,
Üstelik tenime kokusu sinmiş o
Demokrasi aşkı, şu doğruluk, o adalet.
Göğsüme kazınmış vatan aşkı,
İlkeleri Mustafa Kemalim'in
Ve bekası, istiklali milletimin,
Esen kasırgadan, istikameti belirsiz yelden,
Bunca hasar hasatta, şu mevsimsiz selden.
Hasar tespiti:Gidenlerin hepsini yerine koyarım da
Ne istediniz umutlarımdan, bu garip yürekten.
Refik Başdere, Ankara18.04.2017

Refik Başdere 
 03.05.2017 9:13
Cevap :
Yüreğinize vatan sevginize sağlık Refik bey. Ne söylesek boş olmaz umalım. Hak hukukla yaşamak dileklerimle, sağlıklı kalın lütfen  05.05.2017 15:11
 

yüreğine sağlık canım benim, öfke de var, umutta, ne kadar dil döksek de bazı insanların görüşlerini değiştirmek maalesef ki mümkün değil, kendi yaşadıkları acılar sıkıntılar dahi gözlerini açmaya yetmiyor, yine de umut, hala daha umut elimizde kalan, ilahi adalet diye bir şey var, öpüyorum

Süheyla Çalışkan 
 21.04.2017 17:31
Cevap :
Zamanın bile değiştiremediği kişilikler var ne yazık ki. Bize acı verenleri ısrarla başkalarına yaşatmak... Evet, maalesef kimse kimseyi değiştiremiyor, ne görmeyene gösterebiliyorsun ne de öğrenmek istemeyene de öğretemiyorsun ve korkularınla baş başasın. Umut elbette var, umut biterse yaşam biter. Sevgiyle, sağlıkla ve güvenle yarınlara canım  22.04.2017 14:35
 

Ne güzel ne içten ne samimi... Okumak güzeldi...

yeşilsoğan 
 18.04.2017 16:25
Cevap :
Sağol arkadaşım, birileriyle samimi ve gerçek bir şeyleri paylaşmak yaşama biraz daha nefes oluyor. Her açıdan sağlıklı günler diliyorum.   18.04.2017 16:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 1590
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 860
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster