Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
898
 

Konuşma diliyle yazmak

Konuşma diliyle yazmak
 

Dikkat! Dikkat!... Konuşma diliyle yazabilen yazarlar aranıyor! Müracat: GÜLEN ADAM'a lütfen!...


Seni bilmem ama; ben konuşma diliyle yazıyorum güzel okuyucum. Başından beri, böylesi daha sıcak geliyor bana nedense.

Yazım kurallarını da, kullandığım sözcük ve deyimlerin en doğru yazılış biçimleri ve anlamlarını da, çok iyi bilirim ben; güzel okuyucum.

Ama; günlük hayatta da bana yapmacık gelen, bazı ifade şekilleri; yazarken daha bir daraltır ruhumu, yüreğimi... Geleceğim, göreceğim, yapacağım, konuşacağım, anlatacağım gibi; bana pek de doğalmış gibi gelmeyen, kelimelerdir bunlar mesela...

Ya da bir dakika demek yerine bi dakka'yı; herhalde yerine heralde'yi, merhaba yerine meraba'yı, yazacağım yerine de yazıcam'ı tercih etmem de, hep bu yüzdendir zaten.

Daha yaşarken, kendisini Türk Tiyatrosu'nun ve Edebiyatı'nın en önemli, ölümsüz şahsiyetleri arasına sokabilmiş, başarılı tiyatrocu ve yazar, sevgili Ferhan Şensoy da aynen böyle yapmaz mı? Aramızdan ayrılmış değerli edebiyat adamlarımızdan bir çoğu da böyle bir yazı yöntemini, bu şekilde bir kendini ifade biçimini ustalıkla yerleştirmemişler midir yazı stillerine ve de yazılı metinlerine?...

Kaldı ki ben, kelimelerin anlamlarıyla da çok fazla oynamadan, becerebildiğim kadar, konuşma diline en yakın şeklde yazmaya çalışıyorum sadece.

Türk Edebiyatı'nda, ünlü deneme yazarlarımızdan Nurullah Ataç kadar, kelimelerin anlamıyla, onlara yeni anlam ve değişik biçimler vermeye çalışamakla uğraşmış kaç isim daha olmuştur?

Gazetelerde günlük yazı yazan köşe yazarlarımızın bir çoğu da, günlük konuşma diliyle yazmaz mı? Mesela Hıncal Uluç gibi, mesela Rauf Tamer gibi...

Yazarken, üç nokta işaretini, virgülü, noktalı virgülü ve ünlem işaretini de de çok sık kullanıyorum; belki evet... Evet ama... Bunların ana sebebi de aynı güzel okuyucum. Çünkü: Ben çoğu zaman, dura dura, karşımdakiyle konuşurmuş gibi yazıyorum. En çok da böyle yazmaktan zevk alıyorum. Ruhumdaki samimiyet, böyle çok daha rahat çıkıyor ortaya; gibi geliyor bana. Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Bilmiyorum ama...

Anlayacağınız, sizin de bildiğiniz gibi, her yazarın bir yazım dili, kendine özgü bir ifade biçimi, kendine özel sözcükleri ve okuruna sesleniş biçimi var.( Bi de bu kadar uzun cümleler yazmasam!... Di mi anacım!...) Ah! Şu soğuk espirilerim de olmasa mesela! Tadımdan yenmem; di mi ama!...

Yazarın yazdığı fikre, ortaya koyduğu iddaya (iddia değil!) itiraz etmeye, yersiz, haksız bulduğunuz her varsayımına usulüyle,adabıyla karşı çıkmaya, ben de sizinle birlikte, sonuna kadar varım.

Ama yazı tarzıma, bir yazarın yazma biçim ve tercihine, yapılan eleştiri ve yakıştırmaları da, zerrece ciddiye almıyorum ben.Bırakın da, isteyen konuşma diliyle dilediği gibi, isteyen de saatlerce noktayla virgülü nereye koyacağıyla geçirsin! Adı yazmak olan, kendini en özel hissettiği o anlarını... Olma mı canım!

Bilmem derdimi anlatabildim mi?

Not: Yazımdaki görsel www.distürblog.com adresinden alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cem Bey, konuşma tarzında yazarım, severim bu tarzı; dahası içimden öyle gelir... Lakin, bu tarzda yazmak demek Türkçeyi düzgün kullanmamak demek değildir! Tırnak işaretleri boşa değildir, mesela, keza temiz ve düzgün bir Türkçe ile de pekala konuşma dili tarzında yazı yazılabiliyor... Örneğin: Cem'ciğim, yaz be şekerim, içinden geldiğince... Kasma yani kendini; sonuçta kendimiz için yazıyoruz, kıssadan hisse çıkaranlar olursa ne mutlu! Neyse... Minik bir not düşeyim istedim. Selam ve sevgiler...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 19.01.2012 2:23
Cevap :
Gülgün hanım meraba, Yazı tarzımızın ve öne çıkarmaya çalıştığımız insani değerlerin kaygısını birlikte taşıyanlardan olduğumuzu biliyorum. Vakit buldukça, yazılarınızı da okuyor, gerekli görürsem eğer, yazdıklarınıza yorum göndermeyi de ihmal etmiyorum. Sayfamı ziyaret etmiş olmanızın manevi değeri, benim için çok yüksek.... Görüş alışverişlerimizin daha yoğunlaşarak sürmesi dileğindeyim. Ben elimden geldiğince, temiz ve doğru bir Türkçe'yi, ufak tefek oynamalarla;ama istediğim gibi yazıyorum. Ayrıca Türkçe'yi de iyi konuşup, yazdığımı düşünüyorum. Yersiz alçakgönüllülüğü sevmem! Yazım ve imla kurallarıyla da bir derdim yok. Hatta onlarla da aram iyi sayılır! Yaptığım şeylerin kabul edilemez hatalar olduğunu da, güzelim Türkçe'mizi bozacak kadar da cüretkar ve haddini aşan bir adam olduğumu da düşünmüyorum. Ancak, yazıda en önemli şey olan, içeriği bir yana bırakıp: " Biçim de biçim! " diye tutturan kifayetsiz muhterislere de ayar oluyorum! Hepsi bu!... Cemce sevgilerimle...  19.01.2012 11:57
 

Sema hanım son:Canınız eğer polemik yapmak istiyorsa... Ben polemiğin de kralını yaparım.Ama bence, benim için daha fazla zaman harcayıp, o çok değerli vaktinizi boşa harcamayın. Son kez söylüyorum: Yazı biçimimle ilgili ne sizin, ne de başkasının hiçbir eleştirisini ciddi bulmuyor, kaale de almıyorum. Bundan sonra takınacağınız tavırsa, tamamamen sizin takdiriniz... Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 18.01.2012 14:39
 

Sema hanıma devam: Yazın! Sonra bu kuralları tekrar tartışırız! Olur mu?... " Kırk saat " meselesi, olaya biraz mizah katmaktı! Siz gülmeyi de mi sevmiyorsunuz? Zaten sayfama koyduğum notta da yüzü gülmeyen bana uğramasın demiştim. Belli ki notu görmemişsiniz! Ben çok yazıyorum diye kuralları çiğniyorum demedim.Bazen ufak tefek hatalarımı düzeltmeye zamanım olmuyor dedim.İkisi birbirinden çok farklı... Ama doğru ya!... Sizin ne burada yazılanları okumaya ne de burada yazmaya ayıracak zamanınız var! Çünkü siz çok yoğunsunuz! Bizse, boş vaktimizin çokluğundan ne yazacağımızı bilemiyoruz! Neyi savunduğumu anlamadıysanız, ya anlayana kadar tekrar okuyun. Ya da değmez bu yazıyı okumaya deyip, yazımı görmezden gelin.Bu konuyu tartışmak, - abesle iştigalse - neyi anlatıp duruyorsunuz? Ben empati yapmayı çok iyi bilirim de! Karşımda duran, elinde tuttuğu sopayı tahtaya vura vura " Böyle yazacaksın! " diyorsa!... Ona da gereken cevabı veririm.Bırakın da, nasıl yazacağıma kendim karar vereyim!

Cem Beraat Çamsarı 
 18.01.2012 14:32
 

Türk dil kurallarını savunmanın da "tepeden inmeci" anlayışla herhangi bir ilgisi yok. Trafiği düzenleyen kurallar neyse Türk Dil Kurumunun kuralları da odur. Sınavlara hazırlanan bir öğrenci, bu kuralları bilmezse soruları çözebilir mi? "Hayır, benim dediğim gibi olmalı." deme şansı var mı? "Kırmızı yandı, ama ben geçerim" diyebilir mi bir insan? Sadece sınav da değil. Dilimizi de dilimizin kurallarını da en iyi şekilde bilmeli ve hayatımıza uyarlamalıyız. Mutlaka yanlışlar da olacaktır. Bu yanlışı kimi zaman ben de yapıyorum, bir başkası da yapacaktır; ama bunlar doğruyu bulmak adına olmalıdır. Saygılar...

Eray Ergün 
 17.01.2012 14:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 993
Toplam yorum
: 3042
Toplam mesaj
: 68
Ort. okunma sayısı
: 836
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım 1997 mezunuyum 5 eylül 1995 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster