Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '21

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
55
 

Konuşmamız Lazım

Çocukluğumdan beri ülkemizin büyük bir gelişme potansiyeli olduğuna ve millet olarak da her alanda hem batıya hem doğuya örnek olabileceğimize inanmışımdır. Bu inancımı hala koruyorum ama fark ettim ki kültürümüzde gelişmemize engel olan bir şeyler var. Bizi zehirleyen, birbirimizden uzaklaştıran bir şey: aramızda bir sevgisizlik, bir dargınlık, güvensizlik, kopukluk var. Konuşmamız lazım!

İşte bence sorunumuz bu. Konuşmuyoruz. Sohbet etmeyi bilmiyoruz, tartışmayı bilmiyoruz. Ya az şey söyleyip susmayı tercih ediyor, ya da çok şey söyleyerek gevezelik etmiş oluyoruz. Ya da bir tartışmayı hemen kavgaya çevirip birbirimize küsüveriyoruz. Pek alınganız, gruplardan çıkıveriyoruz – Serdar ayrıldı. Ya da sadece eşimizle dostumuzla, yani zaten bizimle aşağı yukarı aynı fikirleri paylaşan insanlarla konuşuyoruz. Bizden farklı olanlardan uzak durma eğilimindeyiz. Onlarla konuşsak bile sağlıklı bir iletişim kurmuyoruz. Dinlemek istemiyor, kendi söyleyeceklerimize odaklanıyoruz. İspatlamamız gereken bir şeyler varmış gibi davranıyoruz.

Bir iletişim problemimiz var, bu da aramızda güvensizliğe yol açıyor. Kutuplara ayrılıyor, bize benzeyenlerle vakit geçiriyor ya da tümüyle yalnızlığa düşüyoruz. Ötekilerin bizden farklı olduklarını düşündüğümüz için onlara şüpheyle yaklaşıyoruz. Doğru şeyler söylediklerini hissetsek bile, “Neme lazım, ben yine de uzak durayım,” diyoruz. Kullanılmaktan korkuyoruz! Onlara yardım etmek istemiyoruz. İşbirliğinden kaçıyoruz. O kişilerin başarılı olmasını istemiyoruz, çekemiyoruz. Böyle olunca da millet olarak bir adım öte gidemiyoruz.

Çözümü var. Çözüm eğitimde. Ama önerilerime geçmeden önce bir düşünmenizi istiyorum. Çok konuşan ama boş konuşmayan bir millet olsak ne olur? Dinliyormuş gibi yapmadan, karşımızdakini gerçekten dinlesek ne olur? Karşıt fikirleri olan, bizden çok farklı insanlarla da sohbet edebilsek nasıl olur? Bir günde kullandığımız ortalama kelime sayısını iki, üç katına çıkarsak ne olur?

Şimdi gelelim eğitim konusuna. Keşke ders vermeyi biraz bırakıp okulları iletişim becerilerinin geliştirildiği yerler haline getirebilsek. Okullarda, öğretmenler kurulu toplantılarında “başarıyı arttırıcı tedbirler” şeklinde bir madde vardır. Başarı genellikle deneme sınavlarında netlerin yükseltilmesidir. Çoğu zaman şu fikir ön plana çıkar: Çocuklar kitap okumuyor. Kitap okusalar, soruları daha rahat anlayacaklar, yorum yetenekleri gelişecek. Doğrudur, okumak önemli ama bence tek başına yeterli değil. Çünkü kitap okumak bireysel bir aktivite. Bence okurken edindiğiniz bilgi ve fikirleri, yaşadığınız duyguları gidip başkalarıyla paylaşmalısınız. Okumak iletişim becerimizi geliştirmeye yardımcı olmalı. Öğrendiklerimizi gidip başkalarına aktarabiliyorsak okuma aktivitesi daha değerli hale geliyor. Okumak bu yazının bağlamında ayrıca şu açıdan önemli: Bize konuşacak çok malzeme sağlıyor.

Ne yapılmalı? Öğrencileri konuşmaya teşvik etmeliyiz. Dersleri öğrenci merkezli hale getirmek ya da onları kürsüye çıkarıp fikirlerini paylaşma fırsatı vermek işin yalnızca bir parçası. İlk kademelerden başlayarak lise son sınıfa kadar iletişim dersleri koyalım! Olabilir. Rehberlik saati gibi; sınavı, notu olmasın. Konuşma kulüpleri kursak nasıl olur? Öğrencilerin sosyalleşebileceği, yeni arkadaşlar edinebileceği, tartışmaktan önce sohbet etmeyi öğrenebilecekleri kulüpler. Kendini ifade edebilmek, başkalarını dinleyip yeni fikirler edinmek, soru sormak, cevap verebilmek – bunlar çok değerli beceriler.

Şunu da özellikle vurgulamam lazım. Konuşma kulüplerinden bahsederken münazara yapmaktan bahsetmiyorum. Zaman zaman, belki düzenli aralıklarla o da yapılabilir ama amaç önce sohbet edebilmek. Çünkü münazaralar rekabet içerir. Gruplar kendi fikirlerini ispatlamaya çalışır. Hayır, ben öncelikle kardeş kardeş konuşmaktan bahsediyorum.

Konuşma kulüpleri nasıl işler diye sorabilirsiniz? Ne konuşulur ki diyebilirsiniz? Biraz tecrübe ettiğim için söyleyeyim. Konuşulacak şeyler sonsuz. Her zaman konuşacak bir şeyler var. Yalnızca mesele şu: Bunun karşılıklı olması lazım, yani diyalog şeklinde. Yalnızca söz alıp bir şeyler söyledikten sonra bırakmıyorsunuz. Etkileşim olmalı, sorular gelmeli, cevaplar verilmeli. İşleyişte ise tabi ki toplantılar en az bir öğretmen eşliğinde gerçekleşiyor ve devamında lider öğrenciler de var. Lider öğrenciler sabit değil, her zaman değişebilir. Her toplantıda içerik belli bir temaya dayanıyor. Plan üç aşamalı düşünülebilir. İlk aşamada basit sorular var, herkesin hemen bir şeyler söyleyerek cevaplayabileceği türden sorular. İkinci aşamada biraz daha uzun açıklama ve anlatım gerektiren sorular soruluyor. Üçüncü aşamada daha derin sorular var, bu noktada fikirler, duygular ve önceden elde edilmiş bilgilerin aktarılması söz konusu. Sanırım bu son aşama katılımcıları daha çok okumaya ve öğrenmeye teşvik ediyor; bu bakımdan “başarıyı arttırıcı tedbirler” maddesinde değerlendirilebilir.

Evet, lütfen bir düşünelim. Belki de bunu bir milli eğitim politikası haline getirmeliyiz. Çocuklarımızı, gençlerimizi konuşturalım. Bu tür aktivitelerde onlara ders vermeye çalışmayalım, birtakım fikirleri benimsetmek gibi amaçlar da koymayalım sakın. Tek amaç iletişim becerisini güçlendirmek ve belki de tek kural başkalarına karşı nazik olmak. Neler kazanacağımızı hayal edebilirsiniz. Ben toplumun dönüştüğünü görebiliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Abraham Lincoln demiş ki: "Şu adamdan hoşlanmadım. Onu daha iyi tanımam lazım." Önyargıları yıkıp birbirimizi tanımak ve sevmek için konuşmamız lazım.

Serdar Uçar 
 27.01.2021 17:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 67
Kayıt tarihi
: 16.01.21
 
 

2001 yılından beri İngilizce öğretmeniyim. Kitap çevirmenliğiyle de ilgilendim. Yabancı dil öğrenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster