Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1152
 

Konut dokunulmazlığı mı? Yasak hastalığı mı?

Konut dokunulmazlığı mı? Yasak hastalığı mı?
 

YASALARLA YASAKLAR;

“ Sabahın köründe bir gürültüyle uyandım. Gece alacakaranlık kuşağı seyredip geç yatmıştım. Onun da etkisiyle biraz panikleyerek balkona koştum. Havuzun içinde Ninjalar dövüşüyordu sanki.

İsveçli bir aileyle tanışmıştım kumsalda. Otellerde yer bulamamışlar turlarla gelmedikleri için, bana kalacak yer sormuşlardı. Benim de o gün nedense sosyal aktiviteliğim tutmuştu. Genelde yalnızlığımı severim. Onlara yalnız yaşadığımı, misafir etmekten mutluluk duyacağımı söyledim. Kabul ettiler.

O sabah onlar da şaşkınlık içinde erkenden kalktılar. Ve bana bu saatte havuzun gece ilaçlandığı için dinlenmede olması gerektiği gibi teknik bilgiler verdiler. Kahvaltıdan sonra misafirim olan ailenin çocukları biri genç bir kız ve bir de ağabeyi havuza indiler.

Bizimkiler havuza inince, sitede ne çok insan varmış diye hayretle bakındım. Çünkü her balkonda en az üç kişi birikmişti. Havuza bakan kısım olunca diğer taraflarda ön dairelere doluşmuş. Sanki dedikoduya neden olacak bir olay ararcasına. Daha böyle demeden zırt komşu gelip bana misafirlerimin kim olduğunu sordular. Hiç zilimi çalmayan meraklılar, tuz şeker bahane edip içeri daldılar, buyur dememi beklemeden. Yer yer kümeler oluşturmuşlardı. Bakışların bizim balkona odaklanması mevzunun içeriğini yansıtıyordu.

Bir toplantı yapılsa genelde kimse bulunmaz. Herkes bir defteri okumadan aman canım elle gelen düğün bayram diyerek imzalar. Toplantılarda da herkes birbirine hava olsun diye aidata itiraz etmez… Ama acil toplantı bildirisi getirdi bekçi hafta sonuna..

Akşam yemeğini balkonda yerken içerden müzik sesi az duyulduğu için biraz sesini açtım setin, gençlerin seveceği yabancı parçalardan koydum. Keyifli bir akşam yemeğiydi, balkondaki şöminede sunduğum ızgaralara bayıldılar. Aslında yazın en büyük kurtarıcımdır. Saatlerce sarma, dolma uğraşacağıma, bir çorba ve at balıkları ızgaraya, bir de salata, tamam. Çünkü denizden dönüşte yemek yapmak zor oluyor. O kadar küçük şeylerden mutlu olan, o kadar sevecen ve yardımsever çıktılar ki, ilk kez yalnızlığın iyi bir şey olmadığını anlamıştım sayelerinde..

Onlara hoş vakit geçirtebilmek için adeta bir animatör görevi üstlenmiştim. Çocuklar geceleyin discoya gitme izni aldılar. Ben de okey oynayarak onları oyaladım biraz. Çocuklarını yalnız göndermenin tedirginliğini gördüm babada. Belki de birlikte gitmek istemişler ama benim gelmeyeceğimi düşünmüşlerdi. Sanki onlarda beni yalnız bırakmak istememişlerdi.

Meğer endişeleri, gece 12 den sonra, toplu taşıma araçlarının çalışmaması yüzünden, çocukların özel bir taksiyle dönmelerinin sakıncasıymış. Bu yüzden de çocuklarına disko dan gece dönmeyip bir burgerci de sabahlayıp sabah dönmelerini tembihlemişler. Ama içleri rahat etmeyince onlarla birlikte sabahladık. Onları gidip almamızı teklif edince kabul etmediler. Çünkü çocuklarına güvensizlik hissi verirlermiş.. Şöyle bir düşündüm.. Bazen farklı kültürleri tanımak kabullenilmese de yararlı oluyor. Çocuğunu bahçeye salıp dakika başı komutlar veren Ayşeler geldi aklıma.. Balkondan, kumu elleme, üstünü kirletme diye bağıran, oyun parkına çocuğunu dantelli elbiselerle götüren güngörmüşler geldi aklıma.. Ve bir yabancının gayet rahatlıkla bir pantolon bir gömlek, çamurlara bata çıka seyahatlerini düşündüm.. Bir de ben çıkacak olsam o da lazım bu da lazım diye elli pabuç. Alakasız kıyafetlerle doldurduğum valizi alsa evi taşıyabileceğimi …Böyle dalmışken gecenin bir yarısında kapı çaldı. Yönetici elinde bir kağıt bırakıp gitti.. Bu saatte fatura gelmez dedim içimden… Okusam keyfim kaçacak gibi hissettim… Namahremim diye bu ne diye soramadan hızla indi merdivenlerden..

Getirdiği kağıdı okumayı sabaha bıraktım ama uyku tutmayınca başladım okumaya. Gece yarısı bir havuz problemi vermişti bana..

1. Merdivenlerde çıplak dolaşmak yasak;

2. Havuza çıplak girmek yasak;

3. Daire kapılarının ve perdelerin örtülü tutulması;

4. Balkonda uygunsuz çıplak kıyafetle oturulmaması;

5. Gece 12 den sonra, okey oynanmayacak ve yüksek sesle müzik açılmayacak,

6. Gece 12 den sonra balkonda yüksek sesle konuşmak, balkona tv çıkarıp seyretmek, balkon ışığını yakmak yasaktır; (karşıki komşunun yatak odasına vurup uykusuz bıraktığından)

7. Haneye gelen kişilerin, yöneticiye kimliklerinin fotokopileri ve çift iseler evlilik cüzdanlarının fotokopileri ve misafirlerin çağırılmadan önce yöneticiye bildirilmesi;

8. Bir yere giderken yöneticiye bildirilmesi; eğer üç gün görülmezsen kapının kırılarak bakılabilme yetkisi,

9. Sabah 06-10 arası erkeklerin, akşam 16 -21 arası bayanların havuza girmeleri yasaktır.

Bu şartlara uyulmadığı takdirde………

Tepem hiç atmayı bilmez, eğer misafirlerim olmasa ve bunların hükümet gibi, her olaya bir yasa koyma çabası ve işgüzarlığı olmasa ve yöneticinin ve ailesinin şeriat ehli geçindiğini bilmesem… Belki şu yazıyı götürüpde yöneticinin kapısına bırakmazdım..

Sabahın köründe, sokak kıyafetiyle, havuzu kirletmek yasak;

Merdivenlerden inen, mayolu, şortlu bayanların arkalarından aç kurt gibi bakmak yasak,

Balkonda şortla oturandan rahatsız olan balkonuna korniş ya da panjur yaptırabilir;

Haftanın belirli günlerinde topluluk halinde cemaatlerle dolaşıp ağırladığınızda ve zikir meclislerinizde gelenlerin kimliklerini ve evlilik cüzdanlarını ibra etmeniz;
Yakılan ya da açık unutulan balkonun elektriğinin parasını siz mi ödüyorsunuz?Sabaha kadar yanan sokak lambalarından uykunuz kaçmıyor mu?

Toplantılarda bu kararları Selamlık kurarak alma yetkiniz yoktur. Benim haberim bu kararlardan yoktur. Ve onayım da yoktur.

Hane sahiplerinin söz hakları vardır. Burası bir yazlık sitedir, kışlık da olsa, yarı açık cezaevi değildir. Kişilerin evlerinde istediği şekilde yaşama hakları vardır. Ben misafirime evlilik cüzdanı sormaya utanırım.. Nişanlı olsalar ne olacak?

Benim kapım evimi havalandırmak amaçlı da, havanın ısısı nedeniyle de açık durabilir. Kapımın önünden geçerken alemin evini gözetlemek ayıptır. Perdelerimin açıklığı kapalılığı sizin karagöz perdesi gibi örtüp hayalinizi yansıtmanızdan daha iyidir..

Sizi yönetici seçenlerin çoğunluk teşkil etmesi, benim konut dokunulmazlığı hakkımı zedeliyorsa, aidatını düzgün veren biri olarak, bu yıl için deftere imza atmış bulunuyorum ama seneye bildirimi böyle değil yasal yolla vereceğimi bilginize sunarım..

Ve böylece ilk yalnızlığımı yine paylaşmanın tadını farklı tattım.. Bu yazıya cevap alamadım ama birkaç komşuluk ilişkisinin bittiğinden dolayı üzgünüm…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazının" Mesela yani!" şeklinde biteceğini beklerken gerçek olduğu konusunda şüpheler oluştu kafamda!:)) Hiç olmazsa Yönetimin direktefleri için " mesela yani" dersen rahatlıyacağız.. "Rüya'nın kâbusa, onun da karabasan'a dönüştüğü bir gecenin sabahı" dersen daha da mutlu olacağımızdan şüphe yok..

Ömer Sebahattin Çetin 
 31.07.2008 16:16
Cevap :
Değerli kardeşim,size mesela desemki Arife tarif gerekir mi?..Aynen öyle de .işin daha gülünç yanlarını yazmadım sıkıcı olmasın diye..Eh biraz da neşe katmak için süsledim ..Amma keşke bir siteye yönetici olmak istemeyen kişilerin neden kaçtığının nedenlerini ,bilmem kimin sigortasını ödemek için insanın kendi evinde kira öder gibi aidat ödemesini.Bunun yanında hanesinde dilediğince yaşayamamayı ciddi olarak anlatabilseydim.Şarkı söylüyor diye yönetime şikayet dilekçesi sunan sağır adamı mı desem ,Gece ışığın gözüme vuruyor balkonu söndür diyenini mi..İnsanlar tatilide boşluk tan birbirine sarıyor ..Mesela insan yani..Saygılarımla ..  01.08.2008 23:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 136
Ort. okunma sayısı
: 851
Kayıt tarihi
: 17.10.07
 
 

Edebiyet fakültesi  mezunuyum. Öğrenmenin yaşı yoktur diyerek çeşitli kurslardan da el sanatları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster