Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
222
 

Kooperatifler Yılında Çiftçiler Gününü Kutlamak

Kooperatifler Yılında Çiftçiler Gününü Kutlamak
 

14 Mayıs geldiğinde dünyanın her tarafında Dünya çiftçiler günü kutlanır. Çiftçinin ve tarımın dünya için önemi anlatılır. Sokaktaki insandan politikacılara kadar her seviyedeki insana mesaj verilir. Tarımı desteklemek geleceğimizi desteklemektir diye. Çiftçilerin sorunlarının çözümünün sadece çiftçilere faydası olmadığı, ülkenin de menfaatine olduğu ifade edilir. Çiftçinin desteklenmesinin bir yönüyle ülkenin gıda güvenliğini sağlamak olduğu vurgulanır.                                                                 

Aslında birçoğumuz tarımın ve çiftçinin öneminin farkındayız. Biliyoruz ki; tarım insanlık için nasıl önemli ise tarım içinde çiftçiler o kadar önemlidir. Tarımsal üretimi yapan çiftçilerdir. Gıdayı da üreten çiftçilerdir. Bugün artık insanlık şunun bilincindedir. Çiftçilik yapılmazsa gıda da üretilemeyecektir. Belki içinde bulunduğumuz yüzyılda küresel ısınmanın yol açtığı iklim değişikliği nedeniyle gıda güvenliği fazla dillendirilmeye başlansa da, gerçekte dünyada yüzyıllardan beri gıda savaşları yaşanmaktadır.

19. yüzyıla kadar tarım ve gıda dünya gündeminin ön sırasında iken, sanayileşme süreci ile birlikte enerji kullanımının artması sonucu 19. ve 20. yüzyıllarda dünyanın siyasi gündeminde petrol konusu daha fazla ön planda olmuştur. 21 yüzyılda ise çevre sorunları ve daralan gıda kaynakları nedeniyle gıda ve su sorunları petrolden daha fazla tartışılmaya başlanmıştır.  

Bu tartışmalar ışığında gelecekte yaşanması kaçınılmaz olan gıda sorununun çözümü için bilim adamları tarım teknolojisi konusunda yoğun bir çaba içine girmişlerdir. İnsanlığın önünü açacak çözümler üretmeye çalışmaktadırlar. Ancak iyi niyetli çabalar yanında gıdanın gelecekte silah olarak kullanması olasılığı dünyayı rahatsız etmektedir. Gıdada tekelleşme tehlikesi ülkelerin gıda güvenliğini kadar gıda güvenirliliği konusunda politika geliştirmelerini mecburi hale getirmektedir.     

Diğer taraftan dünyada başta Afrika ülkeleri olmak üzere olmak üzere birçok ülkede yıllardan beri açlık ve yoksulluk sorunu yaşanmakta milyonlarca insan ölmekte, zarar görmekte ya da sağlık sorunları ile boğuşmaktadır. İnsanlığın karşı karşıya olduğu bu üzücü tabloda sorunlar ve çözüm yolları olmasına rağmen ne gelişmiş ülkeler bu sorunu çözmek için kalıcı tedbirler almaya yanaşmakta, ne de geri kalmış ülkelerin yöneticileri yeterli gayreti göstermektedir. Özellikle Afrika’da yaşanan açlık karşısında yapılan yardım kampanyalarının büyük bir kısmı gelişmiş ülkelerin gösterisinden öteye gitmemektedir. Yardımlar bazen halka bile ulaşmamaktadır.

Her ne kadar Birleşmiş Milletler ve FAO dünyayı açlık ve gelecekte yaşanacak gıda krizi için uyarsa da dünya pazarlarındaki acımasız rekabet geri kalmış ülkelerin tarımını olumsuz etkilemekte, pazarlar gelişmiş ülkelerin destekli tarım ürünlerinin baskısı altında şekillenmektedir. Bir ölçüde dünya pazarlarındaki fiyatlar ile oynanmakta, daha ucuza ithal edelim kolaycılığı politikası tercih edildiğinde, bundan o ülkenin  tarımı ve çiftçisi zarar görmektedir. Zayıf olan ve hükümet baskısından çekinen üretici örgütleri bu duruma müdahale edememekte, ithalatı destekleyenler ise gelişmiş ülkelerdeki çiftçinin ucuz maliyetini sağlayan kolaylıkları ve destekleri görmezlikten gelmektedirler. 

Çiftçilik insanlığın en eski mesleğidir. Dünyanın en zor mesleklerinden biridir. Bedensel güç olduğu kadar bilgi ve deneyim isteyen bir meslektir. Doğayı, çevreyi, bitkiyi ve hayvanı sevmeyen insan çiftçilik yapamaz. Aslında çiftçilik bir yaşam tarzıdır. Bugün dünyada çiftçilik ailece yapılan bir iş kolu gibidir. Bunların büyük bir bölümü de polikültür dediğimiz birden fazla alanda üretim yapılan işletmelerden oluşur ve bu işletmelerde tarımsal üretim 24 saat devam eden bir süreç gibidir. Aileler büyük küçük beraberce adeta tüm gün çalışır. 

Ülkemizde de tarımsal üretimin tamamına yakın kısmı küçük aile işletmeleri tarafından yapılır. Çiftçilerimizin yeterli finansman kaynakları yoktur. İşletmeler küçük olduğu kadar parçalı ve dağınıktır. Bu durum işletmelerin verimli çalışmasını güçleştirdiği gibi gelişmesinin önündeki en büyük engel olarak görülmektedir. İşletmelerin ekonomik anlamda bir güç birliği sağlamadan pazarda etkin olmaları ve yeni teknoloji kullanmaları oldukça zordur. Bu nedenle küçük üreticilerin kooperatifleşmeden sorunlarından kurtulması ve gelişme elde etmesi uzak bir hayal olarak görülmektedir.  

Bugün batı ülkelerinin kalkınmasının temelinde çiftçilerin ve kooperatiflerinin payı büyüktür. Bugün bile batı çiftçisi güçlü kooperatifleri ile tarımsal üretimden elde ettiği gelir ile gerek kendisinin gerekse ülkesinin ekonomisine katkı sağlamakta ve refah düzeyini daha da artırmaktadırlar. Sorunlarına kooperatifleri aracılığıyla büyük ölçüde kendisi çözüm yolu bulmaktadır. Gerek iç gerekse dış pazarda rekabet gücünü elde etmekte, üretim ve pazardaki dalgalanmalardan kendini korumaktadır. Pazarda gerçek rekabetin sağlanmasında üreticinin ve tüketicinin menfaatlerinin korunmasında rol oynamaktadır.  

Batı çiftçisi kooperatiflerini sahiplenmekte, kooperatifini sadece yüksek fiyat veren ve kendine her zaman menfaat sağlayan bir aracı gibi görmeyip, kooperatifinin pazardaki zor günlerinde düşük fiyatla ürün vermekten çekinmemektedir.  Çiftçiler kooperatifin sahibi olduğu bilinci ile hareket etmekte, işine gelmediğinde kooperatifini karalama ve siyasilere şikâyet etme yerine, yönetimine talip olma veya muhalif bir ortak olarak yönetime gerekli eleştirileri yöneltmekten çekinmemektedir. Kooperatiflerini basit siyasi ve menfaat tartışmaların içine çekmemektedirler.  

Bugün ülkemiz gündemindeki tablo hepimizin önündedir. Tarım işletmelerindeki yapısal sorunlar hala karşımızdadır. Tarım ürünleri pazarlamasında sorunlar devam etmektedir. Artan akaryakıt fiyatlarının gölgesinde şekillenen girdi fiyatları ile pazarda rekabet edecek düşük fiyatın yakalanması hayal gibi kalmaktadır. Yeterli geliri elde edemeyen üreticiler borç batağı içindedirler. Bırakın sosyal güvenlik primlerini ödemek geçimlerini bile sağlamada güçlük çekmektedirler. Kırsalda yoksulluk hızla yükselmekte ve göç devam etmektedir. Kooperatifler ne girdi ne de ürün pazarında etkin rol oynayamamaktadırlar. Bu yönde hizmet veren kooperatiflerin iyi niyetli çabaları da buna yetmemektedir. Üretici örgütlerinin yer almadığı serbest pazar ekonomisi üreticinin aleyhine işlemektedir. Devletçe verilen desteklerle onca yeni örgüt kurulmasına rağmen yine de sorunlar yaşanmaktadır.   

Çözüm; ortağının desteğini alan, siyasi baskılardan ve hesaplardan uzak, kötü niyetli yöneticilerin gölgesinde olmayan güçlü kooperatifler ile mümkündür. Çünkü kooperatifler sosyal ve ekonomik amaçlı tüm ortakların menfaatini gözeten ticari örgütlenmelerdir. Batı dünyasının kalkınmasında önemli rol üstlenen kooperatifler ülkemiz için tarımdaki çıkış noktasıdır. Bugüne kadar devletin verdiği destekleri akıllıca kullanan ve büyük başarılar sağlayan kooperatiflerin hikâyeleri ortadadır. Bir zamanlar Köy-Koop’un bu ülkede 600 sanayi tesisine, TARİŞ’in yüzlerce sanayi tesisine ve bir bankaya sahip olduğu unutulmamalıdır. Pankobirlik’in ve Tarım Kredi’nin başarıları gözardı edilmemelidir. Son günlerde basında yer alan Tire Süt Kooperatifinin et ve sütteki başarıları ortadadır. İstedikten sonra ülkemizde de kooperatifler batı ülkelerinde olduğu gibi önemli başarılara imza atabilmektedirler.  

2012 Uluslararası Kooperatifler yılını kutladığımız bu yılda 14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününü kutlarken kooperatifçilik konusunda bir zamanlar ülkemizde de bir ölçüde var olan, bugün dünyanın tercih ettiği okullarda kooperatifçiliği sevdirme ve teşvik etme politikasına yeniden dönülmesi gerektiğini bilmeliyiz. Sadece kırsalda değil tüm alanlarda kooperatifler daha ilkokul çağından itibaren sevdirilmeli ve okullardaki kantinlerin kooperatifler eliyle işletilmesini teşvik etmeliyiz. Bugün başta ABD, Japonya, Malezya, İngiltere olmak üzere birçok ülkede bile bu yönde politikalar uygulandığını unutmamalıyız.

Tarımın, çiftçilerin ve kooperatifleşmenin neden önemli olduğunu, neden toplumun tamamını ilgilendirdiğini anlamalı ve anlatmalıyız. Bugüne kadar yaşadığımız deneyimlerden ders çıkarmalıyız. Dünyada tarımdaki sorunların kooperatifçilikle çözüldüğünü artık anlamalıyız. Türk tarımının ve çiftçisinin sorunlarının çözümünün ekonomik örgütlenmeden yani kooperatifçilikten geçtiği gerçeğini görmeliyiz.

Aksi halde yoksullaşan çiftçi ve her geçen gün güç kaybeden örgütsel yapılar altında 14 Mayıs Çiftçiler Gününü kutlayacağımızı, kürsülerden dertlerimiz anlatmaktan kurtulamayacağımızı bilmeliyiz. Bazen hükümetlerin bile çözemeyeceği beklentilerle zaman kaybedeceğimizi anlamalıyız.  Çiftçinin sektördeki sosyal ve ekonomik gücünün kooperatifler olduğu gerçeğinin farkına varmalıyız. 

Güçlü kooperatiflerin sosyal ve ekonomik olarak güçlü ve bilinçli çiftçiler yaratacağını, bu çiftçilerin desteği ile gerçek ve aktif bir üretici örgütlenmesinin yaratılabileceğini bilmeliyiz. İşte o zaman oluşturulan birliktelik ile 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günlerini daha anlamlı kutlamalıyız.   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 398
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 758
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster