Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1462
 

Köpekler bile istenmediği yerde durmazmış

Köpekler bile istenmediği yerde durmazmış
 

Köpeklerde istenmedikleri yerde durmazmış, tıpkı insanlar gibi

Diz kapağına varmayan boyu vardı. Beyaz uzun tüyleri ve üzerinde gezmişliğin kirleri, genelde kenelere ev sahipliği ederdi. Mavi boncuk boncuk gözleri vardı.

Doğru hatırlıyorsam üç yaşlarındaydı. Biz gençlere kalsa adını gezgin koyardık ama, yengem adını, gözlerinden dolayı “ Boncuk “ taktı. Aklı bir karış havadaydı, ne kedi kovalar nede bekcilik yapardı, aklı fikri mahalle mahalle gezip, yeni yeni dostluklar kurmaktı. Özgürlüğü sever, tasmalara hiç gelemezdi. Birde gururluydu ki, bu yazının bundan sonrasını kaplayacak kadardı bu gururu.

Sonraları sadece yiyip içip yatmaya başladı bizim “ Gezgin Boncuk.” Yediği öğünlerden bir hayli kilo almıştı. Yengem üç haftada bir kene şampuanı sürüyordu Boncuğa. Sanırım çok sabır isteyen bir iş olmalı ki, bıraktı şampuanlama işlemini, yılmıştı artık. Yengem keneleri temizliyordu, Boncuk gezip tozup yeni keneler buluyordu. Sonra birgün bahçeye girmek isteyen Boncuk, yengemden hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaştı. Yengem avaz avaz bağırıyordu: “ Her tarafın kene, diğer hayvanyara bulaştıracaksın. Git caddede yat! ”

Boncuk eğdi başını ve uzun süre yol kenarında bekledi kıpırdamadan. Yaklaşmadı eve, hep hazır asker gibi öyle bekledi. Evden yemeği sürekli yola taşınıyordu. Okula gitmek için her sabah yanından geçiyordum. Akşamdan önüne konulmuş çinko tabağının içindeki yemekler, sabah hala duruyordu. Sanki küsmüştü bize, yemiyordu yemeklerini. Kısa bir zaman sonra beklenmedik bir olay oldu. Boncuk birbirinden güzel dört tane enik doğurdu. İki beyaz, bir siyah ve birde gri, şirin mi şirin dört yavrusu oldu “ Gezgin Anne Boncuğun “.

Yengem yavruları görünce yüzseksen derece değişti, küçük bir sepetin içine bulabildiği en yumuşak battaniyeyi serip, soluğu yavru Boncukların yanında aldı. Hemen onları dikkatlice, hazırladığı yatağın içerisine yerleştirdi. Tam Boncuğa doğru yöneldi ki, çok şaşırdımız bir tavır daha sergiledi Boncuk. Geri geri gitmeye başladı, kaçar gibiydi yengemin ellerinden. Sanki “ kızgınım size “ der gibiydi bize.

Anlayamıyorduk ama, gözlerinden akan o sıcacık damlalar; “ dokunmayın bana diyorlardı.

Yengem merdivenlere oturdu ve beklemeye koyuldu, hem ağlıyor hemde “ Boncuk hadi artık evine dön diyordu. Yavrularının sana ihtiyacı var." Yengemin yanına oturdum, sıkı sıkı sarıldım ve; " ağlama, herşey düzelir!" Dedim. Sanki çocuk kadırıyordum da, o da bunu yutmuştu. Hiç birşey söylemeden yerinden kalktı ve eve girdi.

Üç gün sonra yine aynı tablo; yengem merdiven başında, enikler sepetin içinde, Boncuk yol kenarında. Tek fark; ikiside ağlıyordu bu defa. Yengem hıçkıra hıçkıra, Boncuk uluya uluya. Bende yengemin yanında, içim sıkılıyordu bu hallerine bu ikilinin. Yengemin “ gördün mü hala gelmiyor “ demesiyle sessizlik bozuldu. “ Neden gelmiyor ki? “ Diye sordum. “ Azarladım onu. Kovdum, pissin kene dolusun dedim, bıkmıştım artık onu yeniden yeniden şampuanlamaktan. Git bulaştırırsın dedim. Sonrasını biliyorsun! Demek ki köpeklerde istenmediği yerde durmuyormuş tıpkı insanlar gibi.“ Dedi yengem salya sümük. “Uzun bir süre sessizlik hakim oldu ve benim kafamda sürekli aynı cümle dolaşıyordu “ Yenge, insan insandan özür diler, af bekler, peki sen Boncuktan özür diledin mi ki? Affetsin seni. “ Ben bunu düşündüğümü sanyordum hatırlamıyorum düşündüm mü yoksa gerçekten söyledim mi? Yengem sorumu duymuş gibi manalı manalı yüzüme baktı. Kocaman bir asır gibi iki gün daha geçti aradan. Yengem erkenden, kimseye görünmeden Boncuğun yanına gitmiş ve; “ Ben ettim sen etme Boncuğum” demiş ve uzun uzun konuşmuş onunla.

Boncuk, yaşlı gözleriyle, eğik başıyla tıpış tıpış yürümüş yengemin peşi sıra. Tabağındaki yemeğini yemiş, sahibinin yanağını bir güzel yalamış ve yavrularının başında kalmış.
Yengem böyle anlattı, valla yalancının yalancısıyım: ))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne kadar duygu dolular değil mi? Bu arada şahane bir öykü okudum ben. Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 17.05.2008 23:05
 

Sağ olsun Ümit abi aynı evin içinden birbirimize yorum yazdığımızı bildirdikten sonra, rahat rahat yazabiliriz birbirimize. Senin işin baya zor gülüm. benim yorum sırasını bekleyen 41 bloğum daha var:)) Yazına gelince, daha bu hikayeyi ilk duyduğumda çok hoşuma gitmişti, bencede çok başarılı bir yazı, eline sağlık. Bu gidişle pc' ye el koyacaksın:))) Öptüm canm.

OKAN TINMAZ 
 13.11.2007 22:57
Cevap :
:))) yorum yok  14.11.2007 0:04
 

Benim bildiğim pek küsmez köpekler ama Boncuk küsmüş nedense. Güzeldi yazınız kutlarım. Okan'dan pek sıra gelmiyor size galiba, çok az yazıyorsunuz. Klavye işine sevindim. Okan halletti demek. Şimdi onun yazısını okuyalım, darılır sonra:))) selamlar sevgiler.

Ümit Culduz  
 13.11.2007 20:48
Cevap :
Yorumun icin teşekkür ederim Ümit abi. Gerçekten çok sevindim. Köpekler küsmez demişsin , o halde sen hiç azarlamadın can yoldaşını, bunada ayrıca sevindim. Klavye işine gelince Okan geğil, üç gün üç gece yalvardıktan sonra ben halletim. Evet gerçektende öyle, evde genelde Okan oturuyor bilgisayar başında. Bu sıkıntımı ılk bloğumda anlatmıştım. Aramızda kalsın , bloggerlerin ıssız adasının ikinci bölümüne yorum yazmadığın için incecikten kırılmış gibi Okan.  14.11.2007 0:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 780
Kayıt tarihi
: 04.09.07
 
 

1974 yılında doğmuşum. Haylaz bir çocuk olduğumu söylerler. Belki de annem o yüzden dayımların yanın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster