Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

28 Mart '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
166
 

Köpeksiz köye...

Rahmetli babam başına buyruk kendi aklına eseni yapan, kimseyi takmayan yapacaklarını kimseye sormayan, izin istemeyen kısaca başına buyruk ağabeyim Erdal için, “Köpeksiz köyün çobanı” derdi.

O zamanlar anlamazdım, akıl edip de sormadım hiç…

Geçenler de lisede okuduğum kitaplardan biri elime geçti, kapağına bu sözü yazmışım. Az evvel araştırdım meğer “atasözüymüş…” Açıklaması aynen şöyle;

Genellikle kimseyi takmayan, izin istemeyen, sormayan kısacası kendi kafasına buyruk kimselere söylenir. Bir başka ifadeyle “Karışanın yok görüşenin yok kendin söyleyip kendin yapıyorsun,” anlamında kullanılan bir deyimdir…

Oysa babam son derece mülayim annem son derece sevgi dolu, kafamızda da elinde sopayla gezen bağıran çağıran döven bir büyük ağabeyimiz vardı, hepimizin ödü kopardı annem bizi böyle gördüğünde “sustalı maymun gibi oldunuz” derdi, onun için neden “köpeksiz köy” yakıştırması yapmıştı evimize anlayamadım…

Bugün değerli kardeşimiz Doktor Fatma Koçak bizlerle çok güzel bir makale paylaşmış, “sarı öküz” isimli. Son derece manidar son derece dikkat çekici ve uyarıcı bir hikâyedir, okumanızı tavsiye ederim.

***

Hiç kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum, bir kısmın gerçekten çok hoşuna gittiği gibi, ülkemizde son on bir yıldır çoğunluk partisi iktidarı ve yanı sıra da “Tek adam” anlayışı var.

Tek adam nedir? Ne istiyorsa yapılıyor, neyi reddediyorsa kabul edilmiyor, olumsuzlukları asla gündeme getirilemiyor hatta bırakın gündeme getirilmesini konuşulamıyor bile. Kaşının altında gözün var diyebilen bile yok. Öyle geniş haklara sahip ki, istediği kişileri atayabiliyor istemediklerini hapsettirebiliyor işinden gücünden edebiliyor hatta bir tek bakışıyla imasıyla kovdurabiliyor. Engel olabilen karşı koyabilen var mı? Bir döneme kadar var deniliyordu ama artık engellerin tümü yok edildiği için kesinlikle yok…

Yani görülen o ki ülkemizdeki “tek adam” köpeksiz köyün eli değnekli çobanı…

***

İşin ilginç yanı başlarında eli değnekli bir çobanın varlığından, kısıtlanan özgürlüklerinden yok sayılan kişiliklerinden rahatsız olan bırakın rahatsızlığı utanan sıkılanlar ve ne yazık ki alınanlar da yok…

***

Aklıma gelmişken Fatma Koçak’ın yazısında belirttiği gibi belki çoğumuzun umurunda değil ama yerel seçimler var önümüzde, çok uzun bir zaman değil, göz açıp kapayıncaya kadar geçer…

Önümüze koyulanları seçeceğiz çaresizce, ne tanıyacağız ne göreceğiz, ama dediklerini paşa paşa seçeceğiz. Dünyanın gelişmiş çağdaş hangi ülkesinde böyle bir uygulama var emin olun ben bilmiyorum. İktidara gelmeden önce bu durumdan şikâyetçi olanlar iktidara geldikten yani yağını kaymağı yedikten sonra bırakın değişiklik yapmayı falan şikâyetçi olmaktan bile vazgeçtiler…

İlk başta AB üyeleri karşı çıktılar, yol gösterdiler, “ değiştirin demokrasiye de insan haklarına da yakışmıyor” dediler, değiştirilmedi. Taleplerine engel bir kurum vardır TSK onu da hallettirdiler, şimdi ise “Tek adama” böylesine güzel “köpeksiz köy bulmuşsun, neden değneksiz geziyorsun” demeye başladılar…

***

Bunlar çok uzun zaman hazırlık yaptılar, sabırla beklediler, hepimizi yakından tanıdılar, gittiler birçok yabancı ülkeye eğitim aldılar, seçildiler ve geldiler. Artık kimin ne zaman ne yapacağını nereye gideceğini kime nasıl niye oy vereceğini çok iyi biliyorlar. Bir “müttefikimiz” sormuş anket sonuçlarını bizimkilere; “emin misiniz?” Cevap “kesinlikle” olmuş. Bilmem anlatabildim mi?

Aklıma bir öykü geldi belki anlatır derdimi.

“Kral, çok sevdiği ve önemsediği atını kaybeder. Çok üzülür uykuları kaçar hastalanır. Ülkenin her tarafına haber salar. Atını bulana ödüller vaat eder. Ancak Kralın(?)atını bir türlü bulamazlar.

Kralın üzüntüsü katlanarak artar, ülkede olan kavgalar soygunlar talan, yalan dolan umurunda bile olmaz. Varsa yoksa “atım”

Bir gün bir adamı huzuruna getirirler. Adam izin verirseniz şayet ben atınızı bulabilirim, der.

Kral adama şöyle bir bakar; Sen mi? Der.

Adam; Evet, ben hem de çok kısa bir sürede…

Kral, eğer bulursan büyük ödül senin, der ve adamı gönderir. Ama Kralın umudu yoktur…

Ancak ilginç bir şey olur; Atı bulacağınız söyleyen adam birkaç saat sonra yanında Kralın(?) atıyla birlikte döner. Kral hem şaşkın hem çok memnundur.

Adama döner ve sorar; Atı bu kadar kısa sürede nasıl buldun?

Adam; “At olsaydım nereye giderdim diye düşündüm…”demiş…

***

Ortada köpeksiz köyü ve eli değnekli bir çobanı varken, orta da onca olumsuz şartlara ve sorunlara rağmen, ellerinde ne olursa olsun zerre kadar etkilenmeden umursamadan anlamadan bilmeden nereye gideceğini bilen bir kesim varken, galiba işimiz çok zor. Ama inanın artık bu köye bir “köpek” lazım…

Erdoğan ÖZGENÇ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 396
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster