Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
623
 

Kopya hayatlar

Kopya hayatlar
 

Yine sabah oldu. Benim için farklı bir anlamı olması gereken bir güne, yine aynı şekilde başladım. Yataktan kalkıp da, şöyle bir gerinip, açılayım dedim; fayda etmedi. Bugün bir kırgınlık var üzerimde. Oysa, akşam yemeğini çok yememiştim. Yemeğin yağını ve tuzunu da çok kaçırmamıştı annem. Dün akşam televizyonda korku filmi de yoktu üstelik. Gecenin yarısında karabasanlarla, kâbuslarla bölünmemişti uykum. Ertesi gün de yine son anda yatması gereken bir fatura, kapıya dayanması muhtemel bir ev sahibi yoktu halbuki.

Peki, ben niye huzursuzum ki böyle? Niye bana heyecan vermiyor; pırıl pırıl, yeni bir gün? Oysa sabah, yine aynı sabahtır. Aynı doğan güneştir; hepimize günü aydınlatan. Ama gün, aynı gün olmaz hiçbirimize her nedense.

Herkese gün, aynı doğar. Ama gün içinde farklı biçimlerde yaşarız hayatı. Otobüs duraklarında, kuyruklarda farklı hayatlar ve kafalarda farklı düşünceler, planlar vardır.

Her ne kadar birbirinden farklı insanlar olsak da; aslında birbirimizin aynısıyız. Bizler; "KOPYALANMIŞ HAYATLAR"ız.

Kim olursak olalım ve ne iş yaparsak yapalım; hayat hep rutin gelir bize. Ve sıkılırız günlük işlerden. Rutin eylemler bozar bizi. Hayatımızda her gün bir yenilik olsun isteriz:

Kiralık evde otururken, lüks bir semtte ev sahibi olmayı.

Otobüs ve vapurla işe gidip, gelirken; bir otomobilimizin olmasını.

Daha bir lise öğrencisiyken; çalışıp, para kazanmayı ve çok zengin olmayı.

Bir devlet dairesinde veya özel bir iş yerinde, ortalama bir aylıkla çalışırken; günün birinde kendi işimizi kurup, hayatımızı kazanmayı.

Ve her şeyi tam olduğu halde, hâlâ bir işsizken; küçük çapta da olsa bir işte çalışıp, yarar sağlayıp, artık hayatımızın rotasını bulmayı... İsteriz. Hep bizde bulunmayan, farklı şeyleri arzu ederiz:

Çöpçüyken, iyi giyimli bir iş adamı olmayı.

İşçiyken, patron olmayı...

İnsanlar, hayat standartları ne kadar yüksek olsa da; hayatlarında bir şeylerin eksikliğini hep hissederler. Ve asıl mutsuzlukları da; eksikliğini hissettikleri, özlem duydukları o şeyler içindir.

Kim olursak olalım... Hepimizin özlemini duyduğu, eksikliğini hissettiği bir şeyler yok mu hayatında? Onun için de; yok aslında birbirimizden farkımız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Emre,istekler ve beklentiler karşısındaki tavrımız, dıyumsuzluğumuz,bir şeyi elde etmişken başka bir şeyi elde etmek istemek gibi durumlar insanlığın ortak noktası olabilir. Arakadaşlarıma katılıyorum ben de bakış açımızı değiştirmenin gerekliliğine inanıyorum...Ve çok da şey beklememenin gerekliliğine. An'ı kaçırmamak dileğiyle. Sevgiler...

guguk kuşu 
 04.05.2007 9:59
Cevap :
Sevgili Hatice; Diğer yorumlarda olduğu gibi, senin de bu doğrultudaki düşüncelerine katılıyorum. Başkalarının hayatlarıyla karşılaştırıp, bizdeki eksiklikler olarak gördüğümüz değerler; aslında zenginliklerimiz olmalı. Demeliyiz; "Benim de bu özelliklerim çok iyi". Kendi değerlerimizle barışık olmayı öğrenmeliyiz. Sevgiler...  04.05.2007 12:17
 

Hep daha fazlasını isterken hata edip günü kaçırıyoruz çoğu zaman. Şu anı kendimize zehir edip başka hayatların hayalleriyle en güzel olan "şu"anımızı çekilmez hale getiriyoruz. Ben bugün bunu yaptım mesela kendime günü zehir ettim. Halbu ki yapmamalıydım. Ama artık çok geç....

Pelin KALYONCU 
 03.05.2007 16:54
Cevap :
Çok haklısın Pelin. Her anımız, bir önce yaşadıklarımızın, yaptıklarımızın pişmanlıklarıyla dolu oluyor ne yazık ki. Hep başkalarını görüp, kendimiz için de daha fazlasını isterken; çoğu zaman zenginliklerimizin farkına varamıyor ve onları görmemezlikten geliyoruz. Sevgiyle Kal...  03.05.2007 17:18
 

Sevgili Emre, Belki de hayatlarımızın sıradanlığını düşünmemizden ya da hep beklentiler içinde olmaktandır bütün derdimiz. Ya da sahip olduğumuz hayat üzerinde değişiklikler yapmak onu renkli hale getirmek yerine başka rüyalar içinde dolaşıyor olmamızdır bizi mutsuz eden? Ne dersin? Bakma bunları söylediğime baharın ruhuma kattığı uyuşukluk hali beni de "neden herşey aynı" sorusu ile baş başa bırakıyor. Belki biraz bakış açımızı mı değiştirmeliyiz ne dersin?

Fulya 
 03.05.2007 15:52
Cevap :
Doğru söylüyorsun Fulya. Kendi hayatımızın gerçeklerini kabullenmeyip, başkalarının yaşamlarını görüp, hayıflanmak; mutsuzluğumuzu, daha içinden çıkılmaz bir hale getiriyor olmalı. Bu duruma düşmemek için kendi hayatımızı olumlu yönleriyle değerlendirmeli ve hayatı bir Polyanna Masalı gibi görmeliyiz. Sevgiyle Kal...  03.05.2007 18:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 371
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 1378
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğdum. Açık Öğretim Fakültesi İşletme Lisans eğitimimi 2005 yılında tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster