Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
861
 

Kor'dan adam...

Kor'dan adam...
 

Ahhh... Bir ataş ver...


Yürüyen merdivenlere adım atıyorum bir türküyü mırıldanırken… Sesimi arkada bırakıp akıyoruz merdivenlerle… Yankım, küçük bir köpek gibi koşturuyor bir aşkın peşinde… Yankım çarpıyor kederlere… Duvarlar duymuyor sesleri… Duvarlar: Beton… Yankım sönüyor kırılan bir fay gibi. Ardımda kalan seslerin perdeleri çatlıyor… Yetişmeye çalışıyor bize, tükenmekte olan bir zaman dilimi… Yürüyen merdivenin ellerinde bir baston saklanıyor…

Sesin bahardı… Sesim, Sakarya’da ince mintanlı bir sokak şarkıcısının boynunu sardı… Üşümesin diye…

Metronun içinden dışarıyı izliyorum. Kızılay levhası her zamanki nezaketinde… ‘K’ harfi hafifçe eğilip, yukarıdaki kolunu sallayarak uğurluyor beni… Gülümseyerek bakıyorum ona… Metro hareket ediyor…

Gece… Bilge bir usta gibi pencereleri aynaya dönüştürüyor. Camdan dışarı bakıp, metronun içini izliyorum… Flu bir görüntü var. Tanrı, Azrail’e fırça atıyor… Azrail kıpkırmızı… Birkaç cümleden sonrasını artık dinleyemiyor. Gözlerinin önünden, yeryüzü kurulduğundan bu yana son nefesini veren insanların yüzleri geçiyor… 1993 24 Ocağında, kapkara bir kışında, paramparça olan o karanfil yüzlü gazeteciye ve 1961 yıllarında; Gece tenli, ay yüzlü o Küba’lı kıza, tutkuyla aşık oluşunu hatırlıyor… Bir şiir okur gibi ölebilenleri… Küçülmeden ve aç karna…

Metronun aynasında insanlar oturuyor… Devetüyü paltolu, yaşlıca bir adam görüyorum… Paltosu benimkine ne kadar da benziyor… Bana, tıpkı benim gibi bakıyor… Yitirecek ne varsa birlikte yitirmişiz sanki… Sanki bir çok savaşta birlikte oynatmışız kılıçlarımızı ve birlikte kazandığımız zaferleri kutlamışız… Mekanik bir ses, ineceğim durağın adını söylüyor. Sesimi Sakarya’da bırakmış olmasam teşekkür ederdim ona… Sahi, şu sürekli kopan bacağımı bir gün nerede bırakacağım acaba... Metronun aynasındaki ihtiyar, benimle birlikte iniyor metrodan… Rüzgar hızında iç içe girip yürüyoruz onunla… Çocukluğumun tüm hayallerini ve ihtiyarlığımın tüm hayal kırıklarını taşıdığım orta yaşlı bir adama dönüşüyorum…

Zaman sıkışıyor… 24 saat bir saliseye, 40 yılsa birkaç saniyeye dönüşüyor içimde… Kor gibi yanıyorum… Dışarıda sulu, laubali bir kar yağıyor… Üstüme değdikçe: Cozzz… Cozzz…

Gecenin çocukları, Hıdrellezden bir ateş dansına başlayarak dönüyorlar çevremde… Enternasyonalle kurtulacak insanlık... Sen geliyorsun sonra… Korkusuzca bana sarılan kadınım… Birlikte tutuştuğumuz… Buzdan kavgalar ülkesinde…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben Ankara'yı sevmezdim... Siz anlattıkça hüzünle sarmalanmış bir sevgi büyüyor içimde. Teşekkürler.

Melek Koç 
 30.01.2010 12:20
 

adina calisan ve satin alinamayan bir kalemi,ince ve kirmizi hat'tindan isledin yüreklere...Yüreginden öpüyorum abi,saygimla...

Levent öz 
 29.01.2010 21:09
 

Kurtulacak evet insanlık ama şimdi okuyunca hissettiklerimi yazsam darılacaksın... Sadece bende bıraktığını yazıyorum ama yalnış anlaşılma oluyor... Sıcak iklimlerin asabi ve düzgün insanlarıyız aslında yok farkımız sadece bir adım önde olan sosyalistim:-) Sevgimle.

Olgun Ekinci 
 29.01.2010 17:10
 

...okudukça:COZZZZ...COZZZZ...selamlar dost saygılar...

nedim üstün 
 29.01.2010 12:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 2918
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 1452
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

Tıka basa dolu bir adam değilim. Balığı gördüysem derine inerim. Uzun süre gölgede kalamam. Okuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster