Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '10

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1129
 

Kore niree ,Türkiye nire!..

Kore niree ,Türkiye nire!..
 

www.koreharbi.com


Kore Savaşı’nın 60. Yıl dönümü. Akşam haberlerini izliyorum. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül G.Kore’de. Türk şehitliğini ziyaret ediyor. Heyetin içinde Kore gazileri de var. Gazilerin kıyafetleri tepeden tırnağa yeni. Pırıl pırıl… Cumhurbaşkanı şehitlerin mezarlarına karanfil bırakıyor. Gaziler birlikte çarpıştıkları arkadaşlarının isimlerini mezar taşlarında görünce duygulu anlar yaşanıyor.

Kore Savaşı Türkiye açısından bakıldığında bugün bile tartışılan bir savaş.

Yıl 1950.Demokrat Parti (DP) iktidarının ilk ayları. Adnan Menderes Başbakan. Hükümet, Sözde Rus tehdidi bahanesiyle, ABD ve Batı ile yakınlaşabilmek için Kore’ye asker gönderme kararı alıyor. Karar, Bakanlar Kurulu’nda alınıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ‘ne getirilmiyor. Kısaca Meclis’ten geçmiyor. Meclis kararı yok. Bu nedenle de Kore’ye asker gönderme kararı yok hükmünde. Ama, DP iktidar sarhoşu. Hele bir de NATO’ya girersek tam bir zafer elde edecek.

Sonuçta 5024 Türk askeri Kore’ye gidiyor. Türkiye’de 1952 de NATO’ ya giriyor. Neye karşılık? 721 şehit, 2147 yaralı, 346 hasta, 234 esir ve 175 kayıp karşılığında. (tsk.tr)

CHP ve İsmet İnönü Kore’ye asker gönderilmesine karşı çıkıyor ama dinleyen kim? Bir asker olan ve savaşı çok iyi bilen İsmet Paşa, Kore Savaşı için “Halen bir Kore cephesi yoktur. Bugün Atlantik’ten Pasifik’e kadar uzanan bir cephe vardır.” diyor. Kısaca İnönü, Bu savaş bir emperyalizm (sömürü düzeni) savaşıdır demek istiyor. En azından biz öyle anlıyoruz.

Kore Savaşı Türkiye için ne bir vatan, ne de bir millet savaşıydı. NATO’ya girmek için bir bedel gerekiyordu ve onu da Mehmetçik kanıyla ödüyordu. DP Manisa Milletvekili Samet Ağaoğlu’nun: “Kore’de bir avuç kan verdik ama büyük devletlerin arasına katıldık” sözleri de bu gerçeğin en çarpıcı ifadesiydi…

Kore Savaşı her zaman ilgimi çekmiştir. Çünkü 2147 yaralı askerden bir tanesi de benim babamdı. Unutulan Kore Savaşı’nın unutulan gazilerinden birisi… Hem de gönüllü gidenlerden. Bu nedenle de birliğinden davul zurnayla uğurlananlardan. Ancak gönüllü gittiği bu savaştan çok fazla bahsetmezdi. Belki de hatırlamak istemezdi. Bazen anlattığı birkaç savaş anısını burada paylaşmak istiyorum:

Bulundukları mevzilerde açık aralıklarla çadırlar kuruyorlarmış. Ve her akşam bir çadırda toplanıyorlarmış. O akşam da babamın çadırında toplanmışlar. Sabah dışarı çıktıklarında çadırlarının bombalandığını görmüşler. “O akşam şans eseri kurtulduk” demişti. Bir başka anısı ise yaralı arkadaşını sırtlamış koşuyor, ne kadar gittiğini bilmiyor. Ortalık cehenneme dönmüş. Biraz soluklanmak için durduğunda ise arkadaşının kafasının yerinde olmadığını görüyor. Arkadaşını orada bırakıp yoluna devam ediyor. “Bir tepe vardı” demişti. “Sabahtan akşama kadar biz alıyorduk, akşamdan sabaha kadar Çinliler alıyordu. O tepeyi kaç kere aldığımızı hatırlamıyorum. İşte böyle bir savaştı.” Bir lokma ekmek için çadırlarına gelen Kore’li genç kızlara tayınlarını verip geri gönderdiklerini de anlatmıştı.

Giderken yanlarında vatan toprağı götürmüşler. "Bir bizim toprağı koklardık, bir oranın toprağını. Sanki bizim mübarek toprak bir başka güzel kokardı.Savaş çok kötü bir şey . Allah bu millete bir daha savaş göstermesin” derdi.

Memlekete döndükleri zaman Kore Gazileri’ne devlet tarafından hiç sahip çıkılmadığını söylerdi. Annem anlatır: “Evlendiğimiz günlerde gece bağıra çağıra uyanırdı. Arkadaşlarına seslenirdi. ‘Ahmet, Mehmet sipere, sipere’ diye bağırır ter içerisinde yataktan fırlardı.” Bu psikolojik durum uzun yıllar sürdü. Babam hayatı boyunca asla sakin bir insan olamadı.“Bize Birleşmiş Milletler para gönderdi ama o paraları vermediler. Menderes hükümeti o paralarla yol yaptırdı” demişti.

”Bizleri kaderimizle baş başa bıraktılar. Ne arayan oldu ne de soran. Yıllar sonra bir maaş bağladılar (1974’de şeref aylığı…) onu da geri aldılar. Asker askerin maaşını kesti” demişti. Kenan Evren hükümeti zamanında maaşlar kesildi. Daha sonra Özal zamanında tekrar bağladılar. Bazen onu bankaya biz götürüyorduk. Bir gün kendisini tutamamış ve memura: “Bize bu paraları vermeye utanmıyorlar mı kızım?” demişti. (Babam 1999 yılında vefat etti. Şu anda annemin babamın maaşından aldığı “şeref aylığı…”üç aydan üç aya 780 TL.) Babamın dediği gibi: Verenler utansın!

Hastalığı sırasında GATA Haydarpaşa’da astım tedavisi görürken tesadüfen başka bir Kore Gazisi de yanına düşmüştü. O da astım hastasıydı ve bana;” Biz bu hastalığı Kore’de kaptık, pek çoğumuz bu hastalığa yakalandık” demişti. (GATA’da yaşadıklarımız ise ayrı bir hikâye…)

Dedim ya babam Kore Savaşı’ndan pek bahsetmezdi. “Sizin Kore’de ne işiniz vardı? ‘Kore niree, Türkiye nire’ diyerek hayatımız boyunca bizimle alay ettiler” derdi.

**

Haberleri seyrediyorum: Kore Gazileri pırıl pırıl kıyafetleriyle Cumhurbaşkanı’nın yanında. Onlar şanslı olmalılar. Gözümün önüne babam geliyor, GATA’da yatan Kore Gazisi ve yakın zamanda kendi pisliği içinde yapa yalnız ölen başka bir Kore Gazisi…

Emperyalizm iç savaş çıkartıyor, kardeşi kardeşe vurduruyor, ülkeleri parçalayıp, sömürüyor. “Böl ve yönet!”Bugün Kore hâlâ ikiye bölünmüş durumda. İki ayrı düşman aynı zamanda da kardeş ülke. Birleşmesine asla izin vermezler. Çünkü emperyalist ülkelerin işine gelmez…

Türkiye ve Mehmetçik bugün de bedel ödüyor. Şehitler vererek. Biz bu coğrafyada oturduğumuz sürece bedel ödemeye devam edeceğiz. Askerimiz Lübnan’da, Afganistan’da Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapıyor. Bu arada Afganistan demişken; ABD Afganistan’da, çok zengin maden yatakları buldu…

İnönü ne demişti? “Bu savaşın cephesi yok…”

Bu emperyalizmin savaşı. Günümüz deyimiyle, küresel sömürünün savaşı…

Kore niree, Türkiye nire?

Biz sadece vatan ve millet için savaşmalıyız…Emperyalizm için değil!..

Kore şehitlerimize ve ebediyete intikal eden gazilerimize, Yüce Allah’tan rahmet diliyorum.

Allah bir daha bu ülkeye savaş göstermesin!

İstanbul, 16.06.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 486
Toplam yorum
: 630
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1108
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster