Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '10

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
41283
 

Kore savaşında Türk destanı; Kunuri savaşları

Kore savaşında Türk destanı; Kunuri savaşları
 

Kore'de aldığı tepeye Türk bayrağı diken Türk askerleri


Bugünlerde N. Dündar Sayılan’ın “Kore Savaşında Türklerle” adlı kitabı okuyorum. Müthiş bir kitap. Tavsiye ederim. Kitap Kore savaşının ayrıntılarını yaklaşık altı yıl Türk birliklerinde tercümanlık yapan SANG Kİ PAİK (Pek Sang Ki okunuyor) ya da askerlerimizin ona taktığı isimle KAMİL anlatıyor.

Genelde bilinen bir durum olan savaşın nedenlerine değinmeden kitaptan bazı bölümleri sizinle paylaşmak istiyorum. Kitabın sonunda sonuç olarak şunu da rahatlıkla söyleyebiliyoruz: Türk askeri olmasaydı bugün Güney Kore diye bir ülke olmayacaktı. Bu durumu özellikle konu ile ilgili ikinci bloğu okuyunca daha iyi anlayacaksınız.

Türk Birlikleri kısa bir intibak eğitiminden sonra cepheye sürülmüş, 2. Amerikan Tümeninin doğusuna, bozguna uğrayıp çekilen 2. Güney Kore Kolordusunun açtığı yeri doldurmak için görevlendirilmişti. Bu görevin zorluğunu ABD’li General S.L.A. Marshall’ın şu cümlesiyle anlatmak açıklayıcı olacak: “Bir aspirin tüpünün kapağı ile büyük bir fıçının ağzı kapatılmak istenmiştir.”

Kunuri, Kuzey Kore’nin başkenti Pyonyang’ın daha kuzeyinde bir yerdir. BM ordusu Kuzey Kore ordusunu püskürtmüş, Kuzey Kore topraklarını da koministlerden temizlemek üzeredir. Fakat hesap edilmeyen Çin’in 1 milyonluk askeri ani bir baskın ile savaşa dahil olmasıdır.

Çin destekli Kuzey Kore ordusu karşı taarruza geçmiş, tüm BM askerleri genelde emir almadan ve haber vermeden geri çekilmeye başlamıştır. Bundan sonraki süreçte dikkat çeken bir husus, bu geri çekilmelerde Türk tugayına haber verilmemesi ya da en son haber verilmesinden dolayı, ancak emirle çekilen Türk Tugayının birkaç kez resmen yok olmaya terk edilmesidir.

İşte emirsiz ve habersiz ilk çekilmede mevzilerini koruyan Türk Tugayı kalabalık Çin ordusu tarafından Kunuri’de çift çembere alınmıştır. BM ana karargahı iletişimin de koptuğu Türk Birliklerinden ümidini kesmiş, haritalarda Türk Tugayının olduğu bölgeye tamamen imha oldular diye büyük bir çarpı işareti koymuşlardır. Durum öyle vahimdir ki Japon ve Amerikan radyoları Türk Tugayının tamamen imha olduğunu duyurmaya başlamıştır bile.

Pek Sank Ki, ilk düşman saldırısını şöyle anlatıyor: ”Düşman davul ve zurna çalarak hayvanlar gibi uluma sesleri çıkararak ani ve yoğun bir saldırıya geçti.Sayılarının çokluğu, taburumuzun bulunduğu yere doğru bir insan seli yaratması karşısında dondum kaldım.”

Türk subaylarının hiç telaşa kapılmadan tüm askerleri savunma durumuna geçirdiğini, süngü taktırdığını anlatıyor. Tüm Türk askerlerinin sözleşmiş gibi koyunlarından birer küçük paket çıkarıp öpüp öpüp alınlarına götürdüğünü, bunun sonradan Kuran olduğunu öğrendiğini söylüyor. Allah Allah! Sesleri arasında süngü hücumuna kalkan Mehmetçiğin 10 dakika kadar süren bir boğuşmaya girdiğini savaş alanının düşman ölü ve yaralıları ile dolduğunu, kalanların kaçmaya başladığını, ve bu durum karşısındaki şaşkınlığını anlatıyor. Yüzlerce ölü ve yaralı Çin askerine karşı ilk saldırıda sadece 1 şehit ve 3 yaralı verilmiştir.

İlk saldırı püskürtülmüş, herkes sevince boğulmuştur. Ancak aldıkları haberle sarsılmışlar, kurtulma ümitlerini kaybetmişlerdi. Habere göre Çin ordusu BM ordusunu yarmış, Türk Tugayını çift çembere almışlardır.

Pek Sang, Türk askerini ilk kez bir saldırıda görmüş, ve şu gözlemlerini aktarmıştır: “Türk askerinin üstünlüğü açık bir şekilde görülmüştü. Fakat tanıdığım kadarı ile bu insancıl, cana yakın insanlar nasıl oluyor da böyle bir saldırıya geçebiliyor, kısa bir sürede sayıca üstün düşmanı yok edebiliyordu. Bu ne yüreklilik bu ne görkemdi!”

Pek Sank Ki, sonraki bölümlerde birçok çatışmadan sonra şöyle diyor: “Şu gerçeği belirteyim. Türk askerinin uzaktan yakından birçok taarruzuna tanık oldum. Bütün hücumlarda düşmanı püskürttüler, yendiler, hiçbir zaman geri çekilmediler. Bu başarının sırrı neydi? Bu yumuşak başlı insanlar nasıl birden aslan kesiliyorlardı!”

Bu başarının sırrını yine kendi başka bir yerde açıklamaya çalışıyor. Türk askerinin başarısını iki şeye bağlıyor. Birincisi Türk Subayları hücumda hiç geri kalmıyorlardı. İleri fırlayıp tek başına saldıran subaylar gördüğünü, işte Türk askerinin burada devreye girdiğini, subayını korumak isteyen erlerin daha ileriye atıldığını anlatıyor. İkincisi olarak da düşmana saldıracakları zaman Allah Allah sesleri ile savaş alanını etki altına alıyorlar diyor. (Pek Sang Ki’nin Budist olduğunu hatırlatayım.)

Pek Sang Ki, ilk saldırıdan sonra Binbaşı Uluünlü’nün emir eri Ali ile bir çukurda beklerken birden iki Çinlinin saldırısına uğramışlar, Ali ile Çinlileri etkisiz hale getirmelerini tüm heyecanı ile anlatmış. Türk askeri düşman çemberi içinde iken bir de kurtarma harekatı düzenlemiştir. Bir gün önce askerleri ile esir düşen ABD’li Albay Gumby, Çinlilerin hiç beklemediği bir anda ani bir baskınla kurtarılmıştır. Bu durum ABD’liler tarafında hiç unutulmayacaktır.

Yok olduğu sanılan Türk askerleri iki yarma harekatı ile çemberden kurtulmuşlar, ana karargahlarına varmışlardır. Bu durum tüm BM askerleri arasında ve dünyada büyük yankı bulmuş, övgüler ile karşılaşmıştı. BM Başkomutanı Mac Arthur durumu öğrenince çok şaşırmış, “Kutup Yıldızı” adını verdiği Mehmetçiklere çok sevinmişti. Yabancı basın ve radyolar sürekli Türk Zaferinden bahsediyordu. Türk askerinin başarılı çemberden kurtulma harekatının BM askerlerini kurtardığını anlatıyorlardı. Bu zaferin önemi de bundan kaynaklanıyor. Bizimkiler sonradan öğrendiklerine göre, düşman ordusu BM ordusunu yarıp hızla çembere alıp yok etmeyi planlamış, ancak geride Türk birliğinin yok edilememesi bunu engellemişti. Özellikle ABD’lilerden oluşan 8. Ordu bu sayede kurtulmuştu.

Kunuri Savaşlarında Türk Tugayı 741 şehit, 2068 yaralı, 163 kayıp, 244 esir ve 298 diğer olmak üzere toplam 3514 kayıp vermiştir.Çin kayıplarının sadece ölü olarak en az 5 bin civarında olduğu belirtiliyor.

Kunuri zaferini İngiliz General Martin şöyle anlatıyor: ”… Türkler 10 karşı birle aslanlar gibi savaştılar. Türkler uzun süre bu şekilde düşmanla çarpışırken ve ölürken İngiliz ve Amerikalılar geri çekiliyorlardı. Mermisi kalmayan Türk askeri süngüyle yumrukla büyük bir zafer kazandı.”

Sovyetler, Amerikalılara “ sizi bu sefer Türkler kurtardı” şeklinde yayınlar yapıyor, Türk askerinin başarısını onaylıyorlardı. Zaferden birkaç hafta sonra Türk tugayı için madalya töreni düzenlenmiş, tüm Türk askerleri adına seçilen 15 kişiye madalya verilmiştir. Türk askerlerine BM askerlerince “Number One” adı takılmış, Türk askerlerini gördükleri yerlerde herkes “Number One” diye onları selamlamışlardır.

Pek Sang Ki’nin verdiği ilgi çekici bir gözlem ile yazımızı bitirelim. “Türk subay ve askerleri verilen emirleri gözü kapalı, geciktirmeden ve tam olarak yerine getiriyorlardı. Çok iyi askerdiler. Yalnız verilen iki emre ne subaylar ne de erler kesinlikle uymamışlardır. Birincisi, Ramazan aylarındaki oruç tutmama emrine uymadılar. İkincisi, esirlere sorgulardan önce kesinlikle su ve yiyecek vermeme emrine uymadılar. Bu yüzden çoğu zaman Amerikalılar ile ararları bozuluyordu. Türkler anlaşılmaz insanlar. Ölüyor, öldürüyor veya kendi elleri ile besleyerek yaşatıyorlardı.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kore savaşı gibi çoktan unutulmuş bir konuya değindiğiniz için tebrikler Metin Bey..Bir Milliyet Blog üyesi olarak, uzun yıllardır ilgilendiğim bu konuda geçen yıl bir romanım çıktı:Kore Dağlarında Aslanım Yatar..Türkiye'de bir ilk olan bu romanı okumanızı tavsiye ederim.D-R Yayınevinden ve internet Kitapçılarından bulabilirsiniz. Kore Savaşı ile yakın ilginizin devamı dileğiyle başarılar... Mustafa Semih Arıcı

mustafa semih arıcı 
 02.09.2011 12:07
Cevap :
çok teşekkür ederim. Kitabınızı mutlaka okuyacağım. saygılarımla...  06.09.2011 11:23
 

Değerli Metin Bey, Bilirsiniz, İngilizler araştırmayı ve okumayı çok seven bir millettir. Bizlerin hakkında tanımak adına epeyce kitap yazmışlardır. İngilizler yazar da, Fransızla yazmaz mı? Onların da, "Pasifik'ten Akdeniz'e 2000 Yıl, Türklerin Tarihi" İsimli eserleri ünlüdür. Kitap, Fransız Prof. Jean-Paul Roux tarafından yazılmıştır. Bu İlim insanlarının anlattıkları nedir? "Türkler, Tarihte bir çok devlet kurmuşlardır, ancak Osmanlı bir başkadır. Çünkü Osmanlı, Türklerin cesaret ve girişimciliği ile İslam'ın birleştiriciliği ile kurulmuş ve büyümüştür. " İfade etmek istedikleri İslam'ın Türklere çok şey kazandırdığıdır. Bunu ingiliz diplomatlar, "Kuran mutlaka Türklerin elinden alınmalıdır." veciz sözü ile de teyit etmektedirler. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 02.09.2010 12:43
Cevap :
teşekkür ederim saygılarımla...  02.09.2010 16:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 161
Toplam mesaj
: 124
Ort. okunma sayısı
: 10610
Kayıt tarihi
: 16.08.07
 
 

TARİH ÖĞRETMENİ MEB TÜRKİYE DENİZLİ   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster