Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '13

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1727
 

Köreltilmiş duygular, mutsuz insanlar...

Evlilikte başarı, yalnız aradığı kişiyi bulmakta değil, aynı zamanda aranan kişi olmaktadır.(Foster Wood )

Geçenlerde radyoda bir anketten bahsediliyordu. Anket konusu ‘Erkeklerin kadınlarda en çok dikkat ettiği bedensel özellikler’. Anket sonucu standart; Kadının dişiliğini yansıtan her şey… Evet ülkede hiç sorun kalmamış gibi cevabı herkesçe bilinen ve kadını et parçasından ibaret gösteren gereksiz bir araştırma… Buna benzer birçok uydurma istatistikler de mevcut tabii ki. Örneğin; yapılan bir araştırmada aldatan erkeklerin aldatmayanlardan bir hayli fazla olduğu söylenerek çoğunluk yapıyorsa yapmayanlar enayidir zihniyeti beyinlerimize sinsice işlenir. Erkektir yapar, elinin kiri… Ya o kir yıkamakla geçmeyen türdense? Bu ve buna benzer birçok ıvır zıvır… Amaç mı? Elbette manevi boyutumuzu körelterek evliliğe verilen değeri zedelemek ve aile kavramına zarar vermek. Nasıl mı? Aile kurumunu zayıflatırsanız toplumu da parçalarsınız. Çünkü mutlu aile=mutlu çocuklar=sağlıklı nesil=sağlam bir toplum demektir. Aşk sandıkları zaaflarının peşinden giderek mantığını devre dışı bırakan gençler at gözlükleriyle oturdukları nikâh masasından adliye koridorlarına transfer olurlar. Sebepler çok çeşitlidir hatta bazıları trajikomiktir; AŞK BİTTİ! denilir ve boşanma kararı verilir. Adliyeler tıklım tıklımdır. Herkes hem ağlarım hem giderim modundadır ve öfke kusarlar birbirlerine aynı zamanda. Bir yastıkta kocama sözleri geçmişte kalmıştır artık. Bu sözlerin yerini bir çırpıda boşanma tanımı almıştır. Hani söz verilmişti hastalıkta, sağlıkta, her koşulda yanındayım diye? Evet insan unutkan bir mahluktur ve yeni limanlara yelken açmak için vakit kaybetmez. Hele bir de çocuklar varsa, işte en vahim olanı da budur. Ego savaşlarına alet edilir o masum yürekli yavrular. Hiçbir boşanma olayı yoktur ki içinde travmalar olmasın. Boşanmalar gerçekten geçerli sebeplerdense evlilik gibi boşanma da doğal bir olaydır ve bazı durumlarda şarttır. Benim attığım oklar evliliği zaafları uğruna heba edenlere... Adı sıkça anılan ve herkesin aradığı ama nedense bir türlü bulamadığı aşka gelince... Benim bildiğim aşk tenle sınırlı değildi, çabuk tüketilmezdi. Beraber gülebiliyorsanız, görmediğinizde özlüyorsanız, dokunmaya kıyamıyorsanız ve o’nun için endişe ediyorsanız siz aşıksınız demektir. Bu kadar masum, bu kadar duygu yüklü ve tertemizdir aşk. Şimdilerde her şeyin kimyasını değiştiren kesimler aşkı da değiştirdiler demek ki… Anlamını bile unuttuğumuz aşk herkesin özlemle yad ettiği bir duygu artık. Sadece bedeni boyutuyla değil,ruhsal boyutuyla da var olan insan aşkı buluduğunda zaafları ve doyumsuzluklarına yenilerek yerini hevese ve arzulara bırakıyor. Sonuç olarak aşk hüsrana dönüşüyor ve yaşanılabilecek mutluluklar başka biriyle yaşanılır umuduyla erteleniyor. Küçücük çocukların bile sevgilisi! var. Biz çıkıyoruz muhabbeti her kesimden insanın diline dolanmış durumda. Her gün farklı şahıslarla görünen kişilerin yaşadıkları ilişkilerin adına AŞK deniyor artık. Başkalarına zararı olmadığı sürece herkes kendi hayatını dilediği gibi yaşar ona sözüm yok ama kavram karmaşası yaparak insanların değerleriyle oynanmasına tahammülüm de yok.

Evlilik aşkı öldürür diyen ve mantık evliliği tanımını literatürümüze sokan zihniyetler aşk ile mantığı, evlilik ile huzuru birbirinden ayrı düşünmeye ve düşündürmeye devam ettikçe manevi boyutumuz yerini nefsani bir hayata bırakıyor. Nefis asla doymak bilmez ve insanı uçuruma sürükler.Ünlü düşünür Voltaire bu konuda şunları söyler; ''İhtiraslarından biri öbürünü yutmuş,sen de nefsini körelttiğini sanıyorsun.''

Kadınlardan sabretmelerini ve iffetli olmalarını bekleyen toplum, erkeğe karşı olağanüstü hoşgörüsünü bırakmadıkça ve aile kavramını zehirlemeye çalışan kesimlere tepki göstermedikçe bu mesele iyice kökleşir, kangren olur ve kangren olan kol da kesilir. Sonuçta ne aile kalır ne huzur… Erkek anneleri oğullarının çapkınlıklarıyla övünerek sırtını sıvazlamamalı, babalar da oğullarına iyi bir model olmalıdır.Kız çocuklarına da baskı yapmak yerine iyi bir anne ve eş olma konusunda sağlıklı yönlendirmeler yapılmalıdır. Kendileri aldatıldığında kıyameti koparan kadınlar, evlatları yaptığında da aynı tepkiyi vermek zorundadırlar. Kişiliğin temeli ailede atılır. En büyük sorumluluk anne baba olmaktır. Mevlana der ki;''Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazeretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş.'' Yıkmak kolaydır önemli olan sahip çıkmaktır. Başkasının yuvasını nefsi uğruna yıkan hemcinslerin de yaşayacağı travma yaşattığı travmadan az olmayacaktır elbette. Kadın kadınlığını erkek de adamlığını koruduğu müddetçe herkes huzurlu olur ve aileler de parçalanmaz. Unutulmamalıdır ki adalet her zaman kusursuz işler. Her ayrıntıyı arşivleyen kader, hiçbir detayı atlamaz ve zamanı gelince size iade eder. ‘Nerede o eski bayramlar’ diye feryat eden toplumumuz şimdilerde ‘lale devri çocuklarıyız biz zamanımız geçmiş’ diye maziyi yâd etmekte… Karanlığa küfretmeyi bırakalım da söndürmeyelim ışıklarımızı. Sonradan eyvah diyeceğimiz şeylere başında eyvallah demeyelim. Ruh ikizi diye bir şey yoktur, her şey zıttıyla vardır. Zıtlıkların içindeki uyumu keşfederek aile kurumuna sahip çıkalım. Huzur dolu yarınlara…

SEVGİ NEYDİ,SEVGİ İLGİYDİ,DOSTLUKTU.SEVGİ EMEKTİ... -CENGİZ AYTMATOV-

Mehtap Özay- Yayınlanmış Köşe yazılarımdan...2012-2013

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba.. Bunca olumsuzlukların olduğu sevgiyi.saygıyı kaybettiğmiz bir dünyada neden niçinleri sorgulayan. ve toplum olarak nerelerde hatalar yapıyoruz derken okunması gereken bir yazı.Bir toplumu çökertmenin yollarından en başında bozulan aile kurumu gelir.Son yıllarda yıkılan yuvaların enkazlarınd ezilenler yine çocuklar .Ailenin korunması için.bence her kurum ve kuruluş bünyesinde çalışan elamanlarına iş eğitimi uzmanlık seminerleri verirken anne baba olmanın aile olmanın ailenin kutsallığını anlatacak eğitecek seminerler duzenlenmeli. bu yönde toplum biliçlendrılmeli Güzel bir yazı kaleminize yüreğinize sağlık

Birsen yn 
 08.06.2013 12:13
 

harikulede eline yüreğine sağlık

müjdat ısık 
 20.05.2013 17:05
 

yuregine. eline saglik daha net dile getirilemezdi... selamlar Sude

sudemes 
 14.05.2013 2:13
Cevap :
teşekkür ederim :)  14.05.2013 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 7131
Kayıt tarihi
: 17.03.13
 
 

Öğretmen, Yazmaya çalışan,yazarak konuşanlardan...'Kelimelerin gücü adına!'    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster