Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '16

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1036
 

Koridor savaşları - horoz dövüşleri

Koridor savaşları - horoz dövüşleri
 

Kuzey Suriye savaşlarının şiddeti Suriye iç savaşının önüne geçti.

Bölgenin yeni haritası aşağı yukarı şekillendi.

Suriye iç savaşı öncesinde 911 km olan Suriye sınırımızın doğudan Fırat nehrine kadar olan yaklaşık 400 km’lik kısmı ABD destekli PYD yönetimindeki Kürtlerin egemenliği altına girdi.

Bu duruma artık hemen hemen hiç kimsenin itirazı yok.

Türkiye de bu durumu kabullenmiş durumda.

“PYD Fırat’ın doğusuna çekilecek” şeklindeki resmi söylemler bir yandan örtülü şekilde “PYD’nin tanınması ve muhatap kabul edilmesi” anlamına gelirken öte yandan Suriye sınırımızın Fırat’ın doğusunda kalan kısmının egemenliğinin bu örgüte bırakıldığının ilanı anlamına da gelmektedir.

Suriye sınırımızın Kilis’in (Azez) batısında kalan kısmında da ABD destekli PYD ve Rusya-İran destekli Suriye merkezi yönetiminin egemenliklerini pekiştirmeleri süreci devam ediyor.

Geriye 911 km’lik sınırın Azez-Cerablus arasındaki yaklaşık 120 km’lik kısmı kalıyor.

İşte Fırat Kalkanı adı altında başlayan ve şu ana kadar 39 şehit verilerek sürdürülen harekatın amacı bu bölgede egemenliğin ABD destekli PYD veya Rusya-İran destekli Suriye merkezi yönetimine geçmesini engellemek.

Resmi açıklamalarda amacın Kürt Koridorunu engellemek olduğu söylense de bunun PKK terörü ve PKK-PYD yekliğinden yararlanılarak daha çok iç ve dünya kamuoyuna dönük ikna çabası olduğu, gerçek amacın ise bundan farklı olduğu anlaşılıyor.

Suriye’nin kuzeyinde PYD yönetimindeki Kürt bölgesinin Türkiye de dahil artık bölge üzerinde hesapları ve etkileri olan herkes tarafından kabul görmüş olduğu dikkate alındığında Türk resmi ağızlarındaki “Kürt koridoru” söyleminin inandırıcılığı ortadan kalkıyor.

Açıktır ki, Kürt bölgesinin mevcudiyeti ve hatta meşruiyetinin kabul görmesinden sonra artık denize açılan bir koridora sahip olup olamayacaklarının yaşamsal bir kıymeti ve önceliği kalmıyor. Petrol zengini bir Kürt bölgesinin “boru ticareti”nin sağladığı olanaklar dikkate alındığında deniz sınırının olup olmamasının bir önem taşımadığı açıktır.

Buradaki sorunun bir “koridor” sorunu olduğunda biz de hemfikiriz. Ancak, ortaya çıkan yeni haritayı dikkatle incelediğimizde bunun sınırımız boyunca devam ederek Akdeniz’e çıkan bir Kürt koridorundan ziyade  “Türk-(Sünni) Arap” bağlantısının devamlılığını sağlayacak bir başka “koridor” olduğu belirginleşmektedir.

Emperyalist güçlerin bölgede derinleştirmeye ve çatışmaya sürüklemeye çalıştıkları “Şii-Sünni” çekişmesi mezhepsel etki alanlarının önemsenmesine ve bu eksende kavgaların şiddetlenmesine yol açmaktadır.

Gelişmeler dikkate alındığında İran sınırımızdan Fırat’a kadar olan bölgenin İran ve Kürt komşularla ve yine Azez’in batısında kalan bölenin de Kürt-Esat Yönetimiyle çevrilmesinden dolayı Türkiye’nin (Sünni) Arap dünyasıyla bağlantısının kopmuş olacağı, (Şii) İran’ın etkisindeki etnik-mezhepsel bölgenin genişlemesinin (Sünni) Arap-Türk bloğunun karasal bağlantsının koparılmasını sağladığı görülecektir.  

Savaş, evet, kesinlikle bir koridor savaşıdır. Ancak bu Kürt Koridorunun önlenmesine dönük olmaktan ziyade Arap-Türk koridorunun korunmasını hedeflemektedir.

Çekişme derindir.

Bir tarafın başında İran, öte tarafın başında Türkiye vardır.

Dövüştürülüyoruz.

Konuyu daha anlaşılır kılabilme bakımından “horoz dövüşü” örneğiyle ilintilendirelim.

Horoz dövüşü antik çağlardan beri İran, Hindistan, Çin… ve hatta Türkiye’de varlığını sürdürür.

Özel olarak yetiştirilen horozlar sahiplerince dövüştürülür.

Horozların sahipleri farklı kişiler olabileceği gibi kimi zaman tek bir kişi de olabilir.

Horozların sahipleri değişebilir, horozlar el değiştirebilir.

Değişmeyen tek şey horozların başlarına geleceklerdir. Ölümüne dövüştürüleceklerdir. Horozcuklar niye dövüştüklerini bilmezler. Bildikleri, hayatta kalabilmek için karşısındakinin gözünü oymaktır. Kendilerini dövüştürenlerin amaçlarından bihaberdirler.

Dövüşler bahis ve kumar içindir.

Hangi horozun galip geleceği tahmini üzerinden bahislere girilir, sonuca göre bahse tutuşanlar arasından kimi kazanır, kimi kaybeder. Horoz sahipleri bahis tutarları üzerinden komisyonlarını alır. Ve bu arada birbirini kan revan içinde bırakan horozlar eğlencenin kaybeden biricik tarafları olurlar. Dövüş yeteneğini kaybeden horoz ise “kesilir”.

İşte içine sürüklendiğimiz kavga aşağı yukarı böyledir.

ABD-Rusya çekişmesinde dövüştürülen “horozlar” misali biz bölge ulusları ve devletleri birbirimizi kırarız, sonuçta kazanan emperyalistler olur ve en sonunda horoz “kesilir”.

“Koridor” da, savaş ta budur.

 

Kenan IŞIK

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 633
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1964
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Mülkiye mezunuyum. Emekli müfettişim. Ankara'da yaşıyorum. S'oligarşi isimli kitabı yazdım. Kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster