Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1579
 

Korkmak 3; kocadan korkmak...

Korkmak 3; kocadan korkmak...
 

 Ne demiş büyük atalarımız, “Kadın Dediğin Taktın mı Koluna Yakışmalı, Vurdun mu Duvara Yapışmalı.”  Bütün kadınların üzerime yürüdüğünü beni (veya bu sözü söyleyeni…) tükürük yağmuruna tuttuğunu duyuyorum. Ama görüyorsunuz…Atalar sözü, atalar sözü…İçlerinden bazıları ne kadar kötü. O zaman bu atalar sözünün hangisine inanacağız…(İşimize gelene…) dediğinizi duyar gibiyim.

Bir genç kız karşısındaki gence güvenir; olmazsa anasına babasına güvenir… Bu adam iyidir; sana iyi kocalık yapar… Falan derken kendisini Evlilik Kurumu’nun içinde bulur. Ama , karşıdaki’nden güzel bir laf işitse ya… Anası bir yandan, oğlu bir yandan önce ağız dalaşları şeklinde, sonra küfürler; sonra şamarlar; daha sonra kim bilir neler neler…Yer ha yer…

Artık hayatının baharındaki kadın iki arada, bir derededir. Ya hakaretlere, küfürlere katlanıp oturacaktır (O arada ik de çocuk yapmıştır, hayırlı olsun..) ya da basıp babasının evine gidecektir . Babası, “buradan bir kere çıkan, bir daha geri dönemez…” demiştir. Kalsa, daima sopayı yemiştir? Siz olsanız ne yaparsınız?

Şimdi bu konudaki hikayelere bir kez daha özetle bakalım:

-Kocaeli'de kendisini tehdit ettiğini söylediği kocasından kaçmak isterken beşinci kattan düşen 13 günlük evli  kadın, ''Ben daha hastaneden taburcu olmadan o kişi karakoldan serbest bırakıldı. Can güvenliğim tehlikede'' dedi.

-Antalya’da Hüseyin B., Yeşildere mahallesindeki evine geldiğinde, kendisini güleryüzle karşılamadığını iddia ettiği eşi Meral B.’yi (34) kapıları kilitleyerek dövmeye başladı. Sesleri duyan ve camı kırarak eve giren komşuların kurtardığı Meral B., hastaneye kaldırıldı. Aldığı darbeler nedeniyle iç kanama ve kafa travması geçiren Meral B.’nin patladığı belirlenen dalağı ameliyatla alındı.

-Tokat'ta eşinin döverek sokağa attığı Hatice E. (23), devletten koruma istedi. (21 Ağu 2011)
Eşine şiddet uyguladığı için evden uzaklaştırılan koca, eşini sokak ortasında hastanelik etti. (19.12.2011)

VS…VS… Vesaire ; vesaire… Görüyor musunuz genel vakalardan bir avuç örneklem..! Sopa yiyen kadınların sayısı korkunç tırmanışta… Türkiye kalkınıyor, kadınlar sopa yiyor… Türkiye kalkınıyor… Kadınlar daha çok sopa yiyor… Bu nasıl hesaptır anlamadık ki…

İşte görüyorsunuz… Bu iş artık hesaba ,kitaba sığmıyor.. Büyük bir toplumsal yıkım içindeyiz… Aile yıkılıyor. Aile niçin yıkılıyor? Kısaca aile geçinemiyor… Talepler çok, gelir az… Kadın, “Evde şu şu şu da lazım dedi mi… silahlar çekiliyor.  Kadınların gözü de Maşallah Televizyon dizileri  sayesinde bir güzel açılıyor . (Hürrem’i görmüyor musunuz… O ne altınlar, elmaslar… Ne masraf…Eeee , Hürrem’in canı can da bizimkilerin patlıcan mı?)

Ne yapmak gerekir? Her zaman diyorum. “Evlilik eğitimi” kurumu olmalı; evlenmeden önce, başlangıçta ve sonrasında insanları bu evlilik kurumunun sorumluluklarıyla karşılaştırmak gerekir. Onlara anlatmak gerekir.

Yok ..Hayır… Gençler bu işin içine  cumbur lop içine atlamayı seviyorlar. Sonra düşünüyorlar… “biz ne yaptık…” diye… Eh… Biraz kendi düşen ağlamaz, ama , biraz da bu konuda tecrübeli olanların yardım yapması gerekir… Yoksa , bu işler, sille tokat yürümez… Hayat tek başına hiç çekilmez… Evlilik, normal ve istenilen bir durumdur. Ama evliliğin de iyisi iyidir , kötüsü kötüdür… İnkar edilemez.

İmdi, kınayı yakıyorsunuz, ondan sonra altınları takıyorsunuz. Fakat masraflar birikip, eldeki, üç beş kuruş çar çur olduktan sonra, bir de üzerine kredi borçları bindi mi. Düşünmeye başlıyorlar. “Acaba intihar mı etsem ; yoksa karıyı mı dövsem…”diye . Bir kısmı istikametini
Boğa köprüsüne doğrultuyor, bir kısmı da sopayı ele alıp eve giriyor… İşler de böyle yürümüyor… Nereye kadar dayak… Nereye kadar Koca’dan korkmak… dayak yiye yiye bir kısmı da, kocadan filan korkmaz oluyor… O da sopayı ele alıyor… Veya bir gece yarısı, kocasının kafasını kesip koparıyor , polisin önüne atıyor. Ondan sonra sen sağ ben selamet; artık hapishanede kocadan korkmak yok, nasıl olsa… Ama o çocuk çoluk ne olacak, kim bakacak…

Yani ne dramalar dönüp duruyor şu mavi gökyüzünün altında… bilen bilir.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 753
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster